Cuma, Temmuz 12, 2024

Hızır Kapımıza Geldi !

Date:

Tekerlemesi söylenir ve bir hediye vermesi beklenirdi. Hediye olarak un, bulgur, buğday, kuru fasulye vb. ürünler bağışlanırdı. Durumu ‘iyi’ olan az sayıdaki aileler, para hediye ederdi. Toplanan paralar aynı akşam çocuklar arasında paylaşılır ve ürünler ertesi gün köyün bakkalında genellikle paraya çevrilirdi.

Yazar: Hüseyin Boyrazlı

Hızır ayı, Hızır günleri, bütün Aleviler için ayrı bir öneme, ayrı bir heyecana sahip. Bu heyecanı en fazla çocuklar hisseder hassas yüreklerinde. Şubat ayının ikinci Salı günü üç gün süren niyet günleri başlar, üçüncü gün, yani Perşembe  akşamı, son bulur. O günü takip eden Cuma akşamı biz çocukların olurdu. Oruç günlerinde büyükler kendi  günlük işleri yanında bu günlerin getirdiği özel sorumluluklarını yerine getirirken çocukları da ayrı bir  telaş sarardı. O üç gün bütün çocuklar arkadaşlık ilişkilerini adeta yeniden ‘dizayn’ ederdi. Kim, kiminle dolaşacak, grubun Hızır temsiliyetini kim yapacak ? Önce 3-4, en fazla 5-6 çocuktan oluşan gurplar oluşturulurdu. Bu arada bazıları gruptan ayrılırken, gruba ayrılanın yerine, yenileri alınırdı. Hızır seçimi yapıldıktan sonra hemen hazırlıklara başlanırdı. Bütün çocuklar kendini kamufle ederken  Hızır aralarında  hemen dikkati çekerdi; Kafada bir sarık, genellikle koyun yününden özenle hazırlanmış uzun  beyaz sakal, uzun bir ceket veya çoban keçesi, elinde asa.

Ve çoktandır yolu gözlenen o gün gelir… Şubat ayının ikinci Cuma akşamı, dışarı da zifiri karanlık ve diz boyu karda  evden eve gidilir. Her evin kapısına varıldığında grubun Hızır  sıfatına bürünmüş üyesi bastonunun üç defa evin kapısına vurup kapıda birisinin beklediğinin işaretini verirdi. Kapıya çıkan kişiye

Kürtçe

Sare sole

Bine Sole

Xızır kate ve mole                                                                                                                                     

Bidin haqqi köle

Tekerlemesi söylenir ve bir hediye vermesi beklenirdi. Hediye olarak un, bulgur, buğday, kuru fasulye vb. ürünler bağışlanırdı. Durumu ‘iyi’ olan az sayıdaki aileler, para hediye ederdi. Toplanan paralar aynı akşam çocuklar arasında paylaşılır ve ürünler ertesi gün köyün bakkalında genellikle paraya çevrilirdi.

Bu çocuk ‘erkanını’ burada da , yani Almanya da da, yeniden canlandırabilmek  mümkünolabilir mi düşüncesini önce Alzey Albert – Schweitzer – İlkokulu grubuma daha sonra velilere açtım. Hem çocuklar hem aileler  buna olumlu cevap verince dersimizin üç haftasını  bu konuya ayırdık. İlk iki hafta Hızır’ın inancımız ve       yaşamımızdaki yeri detaylarıyla işlendikten sonra son haftadaki iki dersimizi kimin nasıl giyineceği ve Hızır’ın kim olacağı konuları yanında takıolacak sakalların hazırlanmasına ayırdık. Bir diğer önemli konu ise, aileler kapıyı bize açtıklarında, derslerimiz Almanca  verildiğinden, onlara Almanca dilinde ne söyleyecektik,  nasıl bir tekerleme ile onlara ‘meramımızı’ aktaracaktık? Hızır’ın yardımıyla durumumuza gayet iyi uyan bir tekerlemeyi de yine bu arada geliştirdik:

Das alte Jahr verging                                                                                                                                                       

Das neue Jahr beginnt                                                                                                                                                        

İn Namen von Hızır                                                                                                                                                       

Sind wir hier                                                                                                                                                                      

Auf ein Geschenk freuen wir uns sehr !

 

Biz Hızır ziyaretimizi farklı nedenlerden dolayı iki gün öne alarak  Çarşamba günü yaptık. Alzey Cemevinde akşam saat 18.00’de buluştuk, son hazırlıklarımızı yapıp üç yetişkin eşliğinde  beşi kız beşi erkek 10 çocukla yola koyulduk.  Bu ara Hızır’ı temsil eden  Rodi  Mem’in sağında ve solunda Dilara ve Arda ellerinde birer torbayla önde giderken, diğer ögrenciler arkadan takip ederek ziyaretimizi başlattık. İlk ziyaret yerimiz, çocukların geleceğini önceden bilen bir ögrenci velisinin marketiydi. Hızır, kapalı olan marketin kapısına asası ile üç defa vurup market sahibinden destur aldıktan sonra, çocuklar içeri daldılar. İlk  ziyaret yerimizde  bir torbamız envai  çeşit şekerler  ve bisküvilerlehemen doldu. Market sahibi Ali, para torbasına da yüklüce para koymayı ihmal etmedi. ‘Biz eksilttik, Hızır yerini doldursun’ deyip bir sonraki eve doğru yola koyulduk. Ziyaretimizden ögrencilerin aileleri hariç, diğer hiç bir Alevi ailenin haberi yoktu. Çocukları kapıda gören aile büyükleri, ilk başta bu duruma anlam verememekle birlikte, tekerlemememizi söylediğimizde yıllar öncesine geri gidip, duruma muvaffak oluyorlardı. Yer yer sevinç, yer yer duygusal anlar yaşanıyordu. Kürt menşeili ailelerin kapısında önce Kürtçe, ardından Almanca tekerlemeyi söylüyorduk. Türk ve Alman ailelerde tekerlemenin sadece Almancasını söylüyorduk. Evet ‘yanlışlıkla’ da olsa, bir Alman ailesini de Hızır adına ziyaret ettik. Kapıyı açan orta yaşlarda  sarışın Alman kadını çocukları görünce, başta heyecan, merakirkilmeyle karışık bir şaşkınlık yaşadı. Bu durumu biz de  hissetmekle birlikte, geri dönemezdik. Nitekim Hızır adına gelmiştik kapıya. Ne olacağını bizde merak ettik. Böyle olmasını planlamamış olsakta, açık ki Hızır bizi bu kapıya yöneltmişti ve onu burada da temsil etmemiz gerekiyordu. Bu esnada çocuklar Almanca tekerlememizi tek sesten harika bir şekilde bu kapıda da söylediler. Bunu duyan Alman bayan kendisinin hemen arkasında meraklı bakışlarla bizi izleyen kızına dönerek ‘Die Kinder wollen von uns beschenkt werden, Schnell holl mal bitte etwas’ diyerek evde bulduğu ne varsa getirip torbaya doldurdu ve bizi gönderdi.

 

Ziyaretimiz yaklaşık üç saat sürdü. Ögrenci ailelerinden birinin evinde bir araya gelip topladığımız şeker, diğer ürünler ve paraları çocuklar arasında paylaştık. Her bir çocuk, bir torba dolusu şekerleme ve hatırı sayılır bir cep harçlığı edindi.

 

Sonuç; Hızır adı ile çocuklar her kapıda sevgiyle ve ilgiyle karşılanmışlardı. Kendilerine Hızır adına hediyeler verilmişti. Bu bile başlı başına sanki bir ‘mucize’ idi. Çocuklar, kendileri ile Hızır arasında bir ilişki kurmuşlardı. Hızır, onların yaşantısında soyut durumdan somut, elle tutulur bir duruma, bir varlığa dönüşmüştü. Bu çocuk erkanı, çocuklar arasında ilişkiyi dayanışmayı, paylaşımı daha da pekiştirdi.

Yeni yılın başı

Eski yılın bitişi

Bu Hızır’ın kapınızdan girişi

Verin yaşlı adamın hakkını

‘Çocuklar, bizden hediye talep ediyorlar. Lütfen hemen bir şeyler getir.’

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Erdal Kılıçkaya: Sönmeyen kor 2 Temmuz

2 Temmuz, bundan 31 yıl önce insanlık tarihine kara...

Ümit Kıvanç: Toplumun haysiyetini de korumayı bilmesi lazım

İrfan Aktan Sivas Katliamı hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı...

Kazım Gündoğan: Dersim Tertelesi Cumhuriyetin Kara Kutusudur

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 286. sayısında yayınlanmıştır. KAZIM GÜNDOĞAN...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?