Alevilerin Sesi

Mekanın Işıklar Diyarı Olsun Sevgili Ali Özcan…

/

Röportaj: Metin Kaçmaz

Ali Özcan kimdir, nerede doğmuştur, gençlik yılları, okul hayatı nasıl geçmiştir bizlere anlatır mısınız?

Ben Sivas İli’nin İmranlı kazasının Çandır köyünde 25 Şubat 1942 yılında büyüklerimin anlattığına göre Muharrem ayı ile Hızır ayı aynı güne denk gelmiş ben dünyaya gelmişim. Erzincan zelzelesi 1938 yılında oldu Kasım Yeşilgül’ün köyü olan Arık köyünde taş üstünde taş kalmadı. Benim anneannem Arıklıdır ve babamın dayısının evinde beş kişi yıkılan evin altında kaldı. Annemle babam 1939 yılında mezar kaldırıyorlar o dönem 2. Dünya Savaşı çıkıyor benim annemde bir aylık evli gelin ve babamın eline askere çağırma pusulasını veriyorlar. Annem bunun üzerine ‘Ben bir aylık gelin idim, elin oğluna sebep oldum türküsünü söylüyor. Sanki babamı annem askere gönderiyor, iki sene askerlikten sonra babam geri geliyor. 15 sene babam köyde muhtarlık yaptı ve askere giderken gelişsin diye benim yaşımı küçük yazdırmış. İlkokulu okula giderek değil de teyzemin oğlu okula gitmişti onun 4 sınıf coğrafya kitabı elime geçti onu ve birkaç tane kitap okudum ve İmranlı’da imtihana girdim. Sorulan soruların hepsine cevap verdim birincilikle diplomayı aldım. Gençliğimde İstanbul’a gelerek çalışmaya başladım askerlik çağım gelince askere gittim ve 28 yaşıma kadar Türkiye’de yaşadım.

  Keep Reading

Pir Mehmet Turan: İnsanlık dışı dramın, bir acının adıdır Kerbela…

/

Röportaj: Metin Kaçmaz

Mehmet Turan dede, Burdur’da yaşayan, doğum yeri Isparta Senirkent olan ve Şah Ahmet Sultan ocağının hizmetini yürüten bir pirimiz.. 1978 yılından itibaren başlayan bu görev ömrüm yettikçe devam edecektir anlayışıyla bu yola Turap olan bir yol hizmetkarı. Alevi anlayışının kendi içerisinde insana, doğaya, değer veren o güzel yapısı her zaman bizlerin mutluğunu sağlayandır. Ancak ne yazık ki çekilen acılar hele çoğalan acılar yüreğimizi yakmakta, içerimizi acıtmakta diyerek aydınlanma çırasını gittiği her yerde yakmaya çalışmaktadır.

Keep Reading

Hızır Kapımıza Geldi !

Yazar: Hüseyin Boyrazlı

Hızır ayı, Hızır günleri, bütün Aleviler için ayrı bir öneme, ayrı bir heyecana sahip. Bu heyecanı en fazla çocuklar hisseder hassas yüreklerinde. Şubat ayının ikinci Salı günü üç gün süren niyet günleri başlar, üçüncü gün, yani Perşembe  akşamı, son bulur. O günü takip eden Cuma akşamı biz çocukların olurdu. Oruç günlerinde büyükler kendi  günlük işleri yanında bu günlerin getirdiği özel sorumluluklarını yerine getirirken çocukları da ayrı bir  telaş sarardı. O üç gün bütün çocuklar arkadaşlık ilişkilerini adeta yeniden ‘dizayn’ ederdi. Kim, kiminle dolaşacak, grubun Hızır temsiliyetini kim yapacak ? Önce 3-4, en fazla 5-6 çocuktan oluşan gurplar oluşturulurdu. Bu arada bazıları gruptan ayrılırken, gruba ayrılanın yerine, yenileri alınırdı. Hızır seçimi yapıldıktan sonra hemen hazırlıklara başlanırdı. Bütün çocuklar kendini kamufle ederken  Hızır aralarında  hemen dikkati çekerdi; Kafada bir sarık, genellikle koyun yününden özenle hazırlanmış uzun  beyaz sakal, uzun bir ceket veya çoban keçesi, elinde asa.

Keep Reading

Muharrem Mateminin Ardından…

/

Yazar: Metin Mat

Muharrem Matemi; yüzyıllardır Alevi dünyasında canlı bir şekilde yaşanmaktadır. Kuşkusuz 10 Ekim 680’de Yezit orduları tarafından alçakca ve acımasız bir şekilde öldürülen Hüseyin ve yakınların dramıyla birlikte, zülme biat etmeyerek direnen Hüseyin’in duruşu, mazlumlara, direnenlere cesaret vermiş, yol göstermiştir. Bu gerçeklikle beraber, gözden kaçırdığımız, ya da görmek istemediğimiz, bu tarihsel anlatı içerisinde Aleviliğin yavaş yavaş eriyor olmasıdır. Çünkü; bu tarihsel anlatı, Alevi teolojisiyle harmanlanıp, karmaşık bir duruma sokularak, Aleviliğin daha da anlaşılmaz bir duruma düşürülmesine imkan sunuyor. Zira; bilimsel doğrular ekseninde konu ele alınmıyor, Şii ya da Sunni (Muaviye ve Yezit’in yanlış yaptığını düşünen Sunni ) Ülemanın bu vahşetle ilgili tarihsel anlatılarının yanında, Sunni ve Şii inançsal değerleri de el altında, muharrem sohbetlerinde insanlara şırınga ediliyor. Peki gerçek ne? Aleviler olarak biz bunu nasıl okumalıyız?

Keep Reading