Edep-Erkân

/

Merhaba dostlar, Son zamanlarda Alevi-Bektaşi-Kızılbaş topluluğu olarak bazen kendi içimizde, bazen demokratik örgütlü yapılarımızın bünyesinde, çoğu zamanda sosyal medyada erkânlar üzerine yoğun tartışmaların yürütüldüğüne hepimiz tanığız. Ne yazık ki bazı dedelerimiz bireysel, bazıları da kendi aralarında oluşturdukları birlikler adına, kendilerini yolun en ulusuymuş gibi görenya da gösteren tavırlarla, yılların emeği olan erkânlara“uyduruk erkânlar” diyebilme cesaretini gösterebiliyorlar.

Yazar: Dertli Divani

Kendilerince “uyduruk erkânlar”dedikleri bu erkânlar, acaba hangileri? Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonlarımızın ya da Türkiye’deki Alevi Birlikleri Federasyonumuzun bileşenlerinin hazırladığı erkânları mı?Yoksa Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın yayınlamış olduğu erkânlarmı? Yoksa hepsi mi?

Bunlar, son zamanlarda “tabut önünde saz çalanlara, tabut etrafında semah dönenlere, cenaze namazını yasaklayanlara,12 imam yolunu terkedip başka yol mezheplere uyanlara… itirazımız var!”diyerek yol dilinden uzak bir üslupla“Alevi Dedeler Birliği”adı altında çıkarılmış ama henüz yayılmamış olan ve de kapı kapı dağıtılması önerilen erkândan söz etmedikleri açık olmakla beraber belki de bu grubun ortak sesi olabilirler. Yine buna da eyvallah.

Ancak nice emeklerle hazırlanıp toplumumuzun hizmetine sunulmuş olan ve bugün uygulanmasına çalışılan erkânlara karşı edep-erkân dışı eleştiri yapanlara Âşıklık-Ozanlık geleneğinin bir yolcusu olaraknaçizane bir cevabım olacaktır.

Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfımızın erkânları, uzun yıllar içinde komisyonda yer alan donanımlı canlar tarafından hazırlandı. Caferîlerin erkânları dâhil olmak üzere bütün bölgelerdenolabildiğince çok sayıda erkân ve uygulama biçimleri arandı, bulundu, gözden geçirildi. Kısacası bu erkânlar kılı kırk yararak ortak akılla hazırlandı, sonra da vakıf adına postnişinler tarafından onaylandıktan sonra toplumumuzun hizmetine sunuldu.

Avrupa Alevi örgütlülüğümüz de kendi çabalarıyla erkânlarını hazırladılar. Hem Avrupa örgütlülüğümüzün hem deHünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfımızın toplumumuza sunduğu bu erkânlardanolan özellikle “Hakk’a Yürüme Erkânı” uygulanmaya başlanmadan önce Türkiye’de kent merkezlerinde bulunan cemevlerinde, kısa bir Türkçe gülbankdışında bir camide ne yapılıyorsa aynısı yapılıyordu. Ne yazık ki cemevlerinin çoğundahalk arasında cenaze erkânı denilen “Hakk’a Yürüme Erkânı”hâlâSünni geleneğe göre yapılmaya devam ediyor.

Şöyle bir mantıklı düşünelim: Kilise, Cami ve Havralarda ibadeteden insanlar cenazelerinde de o ibadete benzer uygulamalar yapıyor. Bizler decem oluyor, gönüllerimizi birleyerek ibadetimizi yapıyoruz.İkrâr-görgü-dâr erkânının özünün dış dünyaya karşı zahiri anlamda“Hakk’a Yürüme Erkânı”na uyarlanmasından daha doğal ne olabilir? Böyle olması gerekmez mi?

Yüzyıllarca baskı zulüm görmüşüz. İnancımız yok sayılmış. Dolayısıyla “Hakk’a Yürüme Erkânı” halka açık yapıldığı için en fazla asimile olma, yozlaşma bu erkânda görülmüştür.

Cem ibadeti, içine kapalı yapıldığından saz,deyiş,düvaz,semah terk edilmemiş, ama Hakk’a Yürüme Erkânları baskı ve kıyım korkusundan zaman içinde Sünni gelenekle aynı hale gelmiştir diye düşünenlerdenim.

Evet, Hakk’a Yürüme Erkânlarında semah dönülmesi şahsi kanaatime göre de uygun değildir, zaten mevcut erkânlarda da bu yoktur. Bu istisnai bir durumdur.

Nitekim yıllar önce gazeteci-yazar Fikret Otyam, deyiş,düvaz ve semahlarla Hacıbektaş’ta toprağa sırlanmasını vasiyet etmişti ve medyanın karşısında da bunlar öyle uygulanmıştı.

Nisan 2016 da ise yazar Haşim Kutlu’nun erkânı Almanya Ludwigsburg AKM’de vasiyeti üzere yapıldı.Orada sazlarımız eşliğinde canlar semah döndüler. Erkânın yürütüldüğü sıradaoradaki dede, “Bu hizmet, Haşim Kutlu canın kendi isteğidir.” diyedefalarca söyledi. Bu konuşma sosyal medyada hâlâ paylaşılan video kaydında da mevcuttur.

Bunda yadırganacak ya da endişe edilecek bir durumda yoktur. Çünkü vahim bir durum olmadıkça vasiyetler kişiye özgü bir haktır,yerine getirilmesi gerekir diye biliyoruz ve böyle inanıyoruz. O yüzden bu istisnai bir durumdur.

Ancak Telli Kur’an diye nitelenen sazımız eşliğinde nefes ve düvaz okunabilir.

Tahtacı Alevileri yüzyıllardır bunu devam ettirmeyi başarmış durumdadırlar. Azerbaycan,Türkmenistan ve İran taraflarında hala Hakk’a Yürüme Erkânı saz ile icra edilmektedir.

Bizler de Arif Sağ hocamızın eşi Yıldız Sağ anayı ve ozanımız Ali Kızıltuğ’uSerçeşme HHBV Vakfı erkânlarına göre yolculadık… Bu uygulamalara Sünni inancına mensup siyasetçi, yazar, sanatçı ve komşularımız saygı duyuyor. Ne acıdır ki SünnileşmişAleviler ise çok çirkin bir şekilde sosyal medyada hakaret ediyorlar.

Dostlar, kendi ocağında, yöresinde erkânlarınve işleyişlerin sunulmuş bulunan erkânlara katkısının olmasını isteyen, bunları Avrupa Alevi örgütlülüğümüze ya da Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfımıza ulaştırırlarsa ileride erkânlar yeniden gözden geçirilirken en azından bunlardan da faydalanılabilir.

Sunulmuş bulunan erkânlar bazı çevrelerdeki canları tam olarak tatmin edici olmasa da en azından gönümüz ihtiyacına cevap verebilecek niteliktedir veAlevicedir diye düşünüyorum.

Bu erkânlar hiçbir yerde kimseye dayatılmıyor ve rızalıkla uygulanıyor. Erkanların önsözlerinde de her şey ayrıntılı olarak yazılıdır. Özümüze yabancılaşmamak, asimile olmamak için bu erkânların oluşturulması kararı, 2011 yılında Dergâhta Birlik toplantılarının sonuncusu olan ve en geniş katılımla Hacıbektaş’ta yapılan büyük toplantıda alındı.

Avrupa örgütlülüğümüzün de bu süreç sonrasında oluşturduğu erkânlardafarklılıklar var, ama “yol bir, sürek binbir” anlayışıyla gönülleri birlemeye çalışmak gerekiyor. En önemlisi de ortak bir yol dilini kullanmaktır. Farklılıkları sorun olarak görmemek en doğrusudur.

Aleviliğin özünü yok edip Sünnileştirme çalışmaları asıl Avrupa’ya gönderilen gri pasaportlu ve isimleri listeler halinde yayınlanan dedeler eliyle ve bazı kurumların katılımıyla beraber referanslarıylayürütülmektedir.Bu gerçeği görmek lazım değil midir?

Telli Kur’an diye nitelenen sazın çalınıp deyiş ve düvazlarla Hakk’a Yürüme Erkânı uygulanmasına karşı çıkanlarınbugüne kadar bu duruma karşı bir açıklaması var mıdır? Acaba düşünceleri nedir?

Dostlar,

Anadolu’muzun her bölgesinde 40-50 yıl öncesine kadar yol süreği birbiçimde devam ediyordu. Özellikle 70’li yıllardan sonra sürekler kesintiye uğramış, son halka olan bilge âşık-ı sadıklar, dede, baba ve rehberler dünyadan göçtükten sonra da birçok bölgelerde çok şey unutulmuştur.

Bugün kent merkezlerinde birçokcemevine kadınlar ve erkekler ayrı kapılardan giriyor ve ayrı ayrı oturuyor. Bu hangi zihniyetin ürünü olarak karşımızdadır?

Her ocağın Alevilik anlayışına,yol süreğine saygı duymak gerekir, ama dosyalarla posta oturup cem yürütmek gönüllerde ve beyinlerde bir şeylerin bittiğinin kanıtı değil midir?

Hele de sürek kesintiye uğramışsa orada her türlü kirlenme var demektir. Bu yüzden referansımız Ulu Ozanlarımızın deyişleri olmalıdır.Anadolu’muzun her bölgesinden adını dünyayaduyurmuş Âşık-ı Sadıklarımız, İnsan-ı Kâmillerimiz vardır.Geçen yüzyılımızınYunus’u diyebileceğimiz Melulî Baba,Kaygusuz Abdal’ı ve Edip Harabî’si diyebileceğimiz İbretîBaba gibi ozanların deyişlerinde yol-erkân-sürek mevcuttur.

Yine,“Hey Arapça okuyanlar/Allah Türkçe bilmiyor mu?”diyen yüzyılımızın Pir Sultanı,Âşık Mahzunî gibi nice ozanlarımız neler söylemişler, biz nerelerdeyiz? Nelerle uğraşıyoruz?

Ayrıca,hararetli bir biçimde, erkânların uygulanmasıyla ilgili kendilerine alan yaratma çabasında olan dede, babalardansözediliyor.

Bir kere geleneğimizde“Yol güdenin(sürdürenin) hizmet edenindir” diye bir kelâm vardır. Hâl-ü hazırda Hakk’aYürüme Erkânını yürütenlerin kadın-erkek ayrımı yapılmaksızın öncelikle düşkün olmaması gerektiğini hepimiz biliyoruz.

Bu hizmeti,ilgili kurumla birlikte toplumun ve en önemlisi Hakk’a yürüyen canın yakınlarının rızalığı olması şartıyla, ehil olan her can rahatlıkla yapabilir.

Bu hizmetleri yapanlara aşk olsun demek ve sayılarını da çoğaltmak gerekir diye düşünmekteyim.

Aşk ile.

Önceki Haber

18. Yüzyıldan Az Bilinen bir Alevi Âşık: Âşık İbrahim

Sonraki Haber

Mekanın Işıklar Diyarı Olsun Sevgili Ali Özcan…

Latest from Forum

DENİZ’i Vurdular…

DENİZ’i Vurdular…Vurulan Sensin,Vurulan Senin Elin, Ellerindir…Vurulan Sensin,Senin zafer işareti yapan elindir Sol Kardeşim…

Alevi sessizliğini duymak

Ülkede toplumsal alanda genel olarak hâkim olan korku ve tehdit ikliminde Alevinin pozisyonunun ayrıksı bir konumda

Bir “AYİN-İ CEM” Öyküsü…

1986 Strasburg Üniversitesi…(Alevilere yine KATLİAM yapılacağı söylendiği bu günlerden, ekteki mektubun yazıldığı o günlere gidiyorum…)

%d blogcu bunu beğendi: