Cumartesi, Haziran 15, 2024

Haydar Karataş: Ey Dersim!

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 282. sayısında yayınlanmıştır.

Senin hikayelerine büyüdük…
kim nerede saklandı…
kimin kız kardeşini, hangi subay cariye-evlatlık-seks kölesi olarak aldı… yok olanlar, yakılanlar, yer değiştirilenler…
Kağıt üzerinde yoktun, oysa her evin içinde kulaktan kulağa
bir ninniydin…
Acı hikayen çocukluğumuza masaldı
nice zaman içinde uyuduk!

Sadece kız çocuklarını kurtaran Kemalist Subaylar… (Osmanlı’nın son demlerinde de Ermeni kız çocuklarını kurtarmıştı, Anadolu’nun Müslüman ahalisi…) Sebil çocuklar içinde dahi erkek çocuk kurtarmazdı, bilmezdik bunun bir Kuran emri olduğunu…

Meğer  gavurların kızları ve kadınları size helalmiş…
Sen ganimettin, keçinin, koyunun, ineğin ve kızlarınla…
Sen aç bırakılandın,
insan insanı yesin diye tarlaları yakılandın…

Sen açlıktın…
Ot kökü yiyip, gulünk otu ile beslenen çocuktun…
Sen her ideolojik doktrine ilhamdın…
Sen dağına vuran her rüzgarda sürüklenendin….
Kimine göre
Zerdüşt Kürtüydün,
Kimine göre
Şaman Türkü,
Kimi akılda
Zaza bilinci
Kırmanç ve Kurmanç ayrımıydın
Kimine göre
İslamdın,
Ona göre gavurdun
ama ille de ille her kapıda ayrıktın…

Ey Dersim,
Masalında büyüdüğümüz hayal dünyanı arıyoruz…
Fukaralığını
kayıp olan kızın ve çocuğunu arıyoruz…
Seni idam eden celladın sana duyduğu saygıyı arıyoruz…
“o yaşlı adam rap… rap… yürüdü çingeneyi itti, ipi boynuna taktı… meydan insan doluymuşcasına haykırdı,
…., bir hatayık, bir günahık…”
Günahsız halini arıyor hala nice kuşaklar…
Ey Dersim emzir bizi,
günahlarımızdan arındır…
Çocukların, gelinlerin olsun
berrak suyunda alabalıklar oynaşsın
Sevişen genç kızların, oğulların olsun
Aşk acısı dışında acı duymasın toprağın…

Ey Dersim!!!
Acını toprağa göm, dünyaya göç ettin…
Dünyalı ol,
Kendine kimlik arama
kendin ol!!!
Üç hikayeni yeniden keşf et…
Alaaddin Keykubad nasıl geldi ayaklarına kapandı hatırla…
Öğren!!!
ya Seyyid Mahmud-i Kebir nasıl koştu Düzgün’ün peşinden… hatırla el verme zalime!!!
Unutma koca Süleyman geldi çobanın Munzur’a.. Munzur su oldu uçtu….

Ey Dersim!!!
Sen ne Süleyman
ne şah ve ne de Seyit Mahmut takmışsın…
Sen, sen olarak kaldığın için güzeldin…
Kendine dön! Bırak başka hikayeleri, kendi hikayeni dinle!!!
Kendi masalını anlat ki büyüsün kızın ve oğlun…
bak ağacın çiçeksiz,
toprağın harmansız kalmış…
Bak bu dünya ekerbiçer
Nefret hangi sofranın ekmeği olmuş ki,
sen umut beklersin ondan…
Acı hikayeni hatırla ama  bahçeni sulama acısıyla..
bak ağlıyor çiçeklerin
eğil kokla
soluyor renklerin…

 

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Yönetmen Yücel Tunca ile “Alacakaranlıkta 30 Yıl: Madımak Katliamı” belgeselini konuştuk – Röportaj Nuray Pehlivan

Madımak Katliamı üzerine bir web belgesel: Alacakaranlıkta 30 Yıl Yönetmen...

Cemal Taş: MAZLUM EBE JÜANÊ ZALIMKARİ, SE DERDÊ XO BİYARO JÜAN

Hesenê İbrahimê Qıci, Hesenê Cıvrail Ağaê Arekiye, Aliê Mırzê...

Cafer Kaplan Dede: Gerçeğin Dilinden Madımak Katliamı

Dostun zülüfleri bölük bölüktür Benim ciğerciğim delik deliktir Muhabbetin sonu tez...

Ali Çağan: Sönmeyen Yangın, Dinmeyen Sizi

2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak için...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?