Cumartesi, Haziran 15, 2024

Devlet Çeteleşmeye Neden İhtiyaç Duyuyor?

Date:

Türkiye’de yazılacak, tartışılacak o kadar çok konu var ki… Bunlardan özellikle son günlerde medya üzerinden çok konuşulan konuların başında devlet-mafya organize suç örgütü lideri olarak Sedat Peker’in “içeriden biri” olarak konuştuğu görülüyor. Daha önce devletin en üst katlarıyla muhatap olmuş ve kademeli olarak bir ilişkiler ağı içinde olduğunu açık seçik olarak sergiliyor.

Hasan Çalımlı – Hollanda

Erdoğan ile fotoğrafları olan, kabullerde bulunmuş biri Peker. “Hayırsever iş adamı” unvanlı…  İçişleri Bakanı’nın kendisini koruduğunu, koruma tahsis ettiğini açıklıyor. Devletin egemenlerin elindeki bir yönetme aygıtı olarak ne halde olduğunu çarpıcı açıklamalarıyla gösteriyor. Aslında vatan, millet, ezan bayrak söylemi ile nelerin nasıl örtüldüğü bu denli çarpıcı gösterilemezdi.

Bizlerin söyledikleri, muhalefetin dile getirdiklerini “vatan, bayrak, ezan millet düşmanlığı” ile izah edilip işin içinden sıyrılanların nasıl da boğazına kadar pisliğin içine batmış olduklarını onlarla birlikte olan ancak şimdilerde çıkar çatışmaları içine girmiş olan ortaklar açıklıyor.Bir kez daha devletin olanaklarını uzun süre paylaşmış olanları görüyoruz. Aynı Fethullah Gülen ile olan ilişkiler ağı. İktidar kavgası boyutuna ulaşınca “darbe ve FETÖ” düzeyine vardığı sonuçları hatırlatıyor. Ortaklıklar bozuldukça kirli ilişkiler deşiliyor, saçılıyor. Hukukun yerle bir edildiği, kuralsızlığın bir yönetim tarzı haline getirildiği ülkede, yıllardır al gülüm ver gülüm, can ciğer kuzu sarması halinde işleri yürütenlerin didişmesi kirli çamaşırları gün yüzüne çıkardı.

Alaattin Çakıcı, Sedat Peker'e 'sus' mesajı verdi! Soylu'ya gönderme

Görünen o ki, hukuksuzluğun hücrelerine kadar işlediği mevcut mekanizmanın önemli bir kanalı haline gelmiş olan mafyanın bir kolu baş kaldırmış durumumda. “Her yerde mafya kanunları işlerken, hukuksuzluk bir yönetme haliyken bana bu yapılır mı?” demeye getiriyor Sedat Peker. Gülüyor, dalga geçiyor adeta. “Çakıcı ile Ağar kol kolayken, devletin olanakları önlerine serilirken, bana bu yapılır mı?” diye soruyor. “Oysa nasıl da destek çıktım, nasıl da olanaklar sundum…” Daha önce iktidarın yanında duran, destek mitingleri yapan, Barış İçin Akademisyenler için “Oluk oluk kanları akacak, kanlarından duş alacağız” diyen, Suriye’deki cihatçılara dolu kamyon konvoyları gönderen, Erdoğan’a destek mitingleri düzenleyen biri Peker. Gazeteciler, düşünce insanları, muhalifler, bir twit atan hapse doldurulurken, sicili temizlenmiş, sabıkasız haldeki Peker, mafyanın egemen hale geldiği bu koşulara kendisine yapılanı anlamakta güçlük çekiyor. Çünküşimdiye kadar ne Susurluk Çetesi’yle yüzleşildi ne de köy yakma barbarlığı ile hesaplaşıldı. Böyle bir süreçten sonra çetelerin koalisyonun bir parçası olmasına şaşmamak gerek.

Son günlerde iktidar ve devlet tarafından korunup kollanan ve de kullanılan ama şimdi dışlanan bir mafya mensubunun, şantaj amaçlı itirafları üzerinden devletin çeteleşmesi meselesini konuşuyoruz.Ama devletin zaman içinde çeteleşemesinin, ihtiyaç duydukça yasa dışına çıkmasının asıl nedeninin, rantı ya da erki paylaşmanın ötesinde, rejime biat edilmesini sağlamak amaçlı ortaya çıktığı gerçeği var.Bu anlamda devletin, özellikle Kürt meselesinde zorlandığı her zaman hep bu yola başvurduğunu biliyoruz. Susurluk Çetesi’nde de asıl hedef, Kürt meselesini zor kullanarak ve hukuk dışı yollarla çözme çabası oluşturuyordu. Kürt illerinde dehşet saçan ve bir cinayet şebekesi gibi çalışan JİTEM’i (Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele) de unutmayalım. Jandarma Genel Komutanlığı’nın kendi inisiyatifiyle kurulan ve terörle mücadele kapsamında faaliyet yürüttüğü söylenen bir örgüt JİTEM…Asker üyeleri hakkında, işlenen yüzlerce hatta binlerce cinayet için birçok dava açıldığı halde bugün dahi devlet resmen bu örgütün varlığını kabullenmiş değil.İşte bütün çetelerin ve çeteleşen devlet güçlerinin faaliyetlerinin tek bir amacı vardı, Kürt meselesini hukuk dışı, insanlık dışı yol ve yöntemleri de kullanarak çözmek…

Esrarengiz Susurluk Kazası ve Ardından Yaşananlar

Özellikle 90’lı yıllarda bu amaçla her yol deneniyordu. Her yol meşruydu. O yıllarda güvenlik güçleri, 3 binden fazla köy ve mezrayı yakarak oralarda yaşayan bir, bir buçuk milyon kadar Kürt’ün evlerini ve topraklarını terketmesine neden oldular.Göç etmek zorunda kalan Kürtlere devletin en ufak bir yardımı dahi olmadı. Kürtler zoraki göçmen olarak yurdun dört bir yanına, hatta yurt dışına dağılarak kendi başlarına yaşam mücadelesine devam etmek zorunda kaldılar.Bugünün genç kuşaklarına bunu anlatmak hayli zor. “Ne demek köy yakmak?” diye soracaklardır kuşkusuz.Bu konuda açılan çok sayıda dava genellikle zaman aşımı gerekçesiyle düşürülüyor ve böylece cezasızlık politikası uygulanıyor. Yargı, çetelerin ve yasa dışı yapıların en büyük koruyucusu oldu. Onlara dokunulmazlık zırhı sağladı.Şimdi ise, AKP-MHP iktidarında çeteler de artık koalisyonun bir parçası durumunda. Gün geçtikçe  güçten düşen, seçmen desteğini sürekli kaybeden iktidar öyle anlaşılıyor ki şimdi ayakta kalabilmek amacıyla bu yapılardan medet umuyor. Şunu bilmek  gerekir ki, başta Kürt meselesi ve diğer meselelerin çözümü için demokratik yöntemleri benimsemediği sürece Türkiye, ne çetelerden kurtulur ne de çeteleşen iktidarlardan…

Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu - Yıllık Kullanım Miktarı | Arslan Hukuk ve  Arabuluculuk Bürosu

Türkiye, uluslararası uyuşturucu ticaretinden kara para geçiş hatlarına uzanan bir dolu kirli ilişkinin merkezi haline geldi

Sonuç olarak; bu ilişki ağı ne bir ‘derin devlet’ ne de ‘kişisel ilişkiler ağı’ değildir. Bizatihi devletin kendisi ve devletleşmiş bir siyasal İslamcı faşizmin parçasıdır. Öncelikle hatırlanması gereken en temel gerçek, Kontrgerilla ya da bugünkü popüler ismiyle çeteler devletin bir parçasıdır. Çeteler, ABD emperyalizmine bağımlı faşist devletin egemen sınıfların çıkarlarını korumak için oluşturduğu baskı kurumlarından birisidir. Türkiye tarihinde, 12 Mart öncesi ve 70’li yıllar boyunca gerçekleştirilen suikastlar, katliamlar, provokatif saldırılar bu kontrgerilla yapısının eseridir. Bu yapı, 12 Eylül sonrasındaki karanlık cinayetlerden ve Susurluk’tan geçerek bugünlere uzandı. AKP iktidarı özellikle Ergenekon operasyonlarını, ‘temiz eller operasyonu’ olarak sunarak bu eskimiş ilişkileri formatlama ve kontrolü altına alma hamlesini gerçekleştirmişti. 15 Temmuz sonrasındaki yeni baskı dönemi içinde, İslamcı-Türkçü ittifakla bu yapılar giderek iktidarın organik bir parçası haline geldi. Görülüyor ki bugünkü hesaplaşma bu kirli ittifaktaki dağılmanın bir sonucu olarak yaşanıyor. Asıl önemli nokta, Türkiye’nin uluslararası uyuşturucu ticaretinden kara para geçiş hatlarına uzanan bir dolu kirli ilişkinin merkezi haline gelmesidir. Bu suç şebekeleri bizzat iktidar blokunun kontrolünde, şimdi birbiriyle kavgaya giren güçlere dayandırılarak örgütlenmiştir.Bu karanlıkla, bu çürümüşlükle hesaplaşmanın bu kirli güçlerin çarpışmalarından geçmeyeceği açıktır. Bugün AKP ve MHP iktidar şemsiyesi altında semirmiş bu çetelerle hesaplaşmak ancak bu siyasal İslamcı faşist iktidarla, bu harami düzeniyle hesaplaşmakla mümkün olacaktır. Faşist, gerici bu kötülük iktidarının hakkından olsa olsa bağımsızlığın ve kardeşliğin egemen olacağı; ezilen, dışlanan, sömürülen emekçi halkın iktidarı temizler.Ülkemizin tüm aydınlarını, ilericilerini, yurtseverlerini, gençlerini, kadınlarını, işçilerini ve tüm emekçilerini bu köhnemiş karanlığa karşı birlikte mücadeleye etmeliyiz!

Memleketi ve geleceğimizi bu çirkinliğin, kötülüğün pençesinden kurtaralım!

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Yönetmen Yücel Tunca ile “Alacakaranlıkta 30 Yıl: Madımak Katliamı” belgeselini konuştuk – Röportaj Nuray Pehlivan

Madımak Katliamı üzerine bir web belgesel: Alacakaranlıkta 30 Yıl Yönetmen...

Cemal Taş: MAZLUM EBE JÜANÊ ZALIMKARİ, SE DERDÊ XO BİYARO JÜAN

Hesenê İbrahimê Qıci, Hesenê Cıvrail Ağaê Arekiye, Aliê Mırzê...

Cafer Kaplan Dede: Gerçeğin Dilinden Madımak Katliamı

Dostun zülüfleri bölük bölüktür Benim ciğerciğim delik deliktir Muhabbetin sonu tez...

Ali Çağan: Sönmeyen Yangın, Dinmeyen Sizi

2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak için...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?