Pazartesi, Haziran 17, 2024

Süt neyse kaymağı da odur!

Date:

Dünya üzerinde boğazına kadar pisliğe gömülüp de, bu kadar eğlenebilen topluluk azdır sanırım. Sedat Peker’in açıklamalarını heyecanlı bir dizi izler gibi izliyoruz. Çekirdekler ve patlamış mısırlar elde, “Acaba bu sefer neyi itiraf edecek?” diye bilgisayarın karşısında bekliyoruz. İşin kötü yanı dizinin yönetmeni ve aynı zamanda başrol oyucusu olan kişi dâhil, bu sürecin nasıl sonlanacağını kimse bilmiyor.   

Fuat Ateş – Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

“Namusu maaşı kadar olan gazeteciler(!)”

Ortadoğu’ya gönderilen peygamberlerden daha fazla devrimci genç bu ülkede uyuyan kalabalıkları uyandırmak için mücadele etti ve katledildiler. Oysa senin benim gibi susup kabuklarına çekilmiş olsalardı, her biri bugün senden benden daha iyi şartlarda hayatlarını sürdürüyor olacaklardı. Sedat Peker gibi karşı mahallenin taşeronu bile onları örnek vermek zorunda kalarak bu gerçeği tasdikliyor. Köşeye sıkıştığında Peker Efendi, “Namusu maaşı kadar olan gazeteciler(!)” diye veryansın ederken, “Nerede bu halkın gazetecileri?” diye tempo tutanlara ne demeli? Uğur Mumcu gibi halkın çıkarlarını savunan ahlaklı gazetecilerden, nargile elde mafya babasına tekmil veren sözde(!) gazetecilere mahkûm olmayı kusura bakma sen tercih ettin.

Kayıp Trilyon Davası’nı ve bunları ortaya çıkaran gazetecileri hatırlayan var mı?

Anayasa Mahkemesi “Milli Görüş”ün SP ve FP’den önceki partisi Refah Partisi’ni 1998’de kapatınca, yöneticilerden elde bulunan Hazine yardımını devlete iade etmeleri istedi ancak parti paranın harcandığını ileri sürdü ve parayı vermedi. Müfettişlerin yaptığı incelemelerde ise Hazine’ye iade edilmesi beklenen, o günün parasıyla 1 trilyon liranın “sahte belgelerle harcanmış gibi gösterildiği” ortaya çıkarıldı. Necmettin Erbakan hakkında verilen ceza yüz kızartıcı bir suç nedeniyle alındığı için Erbakan’ın siyasi yaşamının bittiği varsayıldı. Erbakan ev hapsi ve af sürecinden sonra siyasi haklarına yeniden kavuştu.(1)

Bugün olmuş söz konusu paraların akıbetini bilen var mı? Yok.

Peki, bu davayı ortaya çıkaran gazetecileri hatırlayan var mı? Yok.

Ama Necmettin Erbakan’ın ölüm yıldönümündeki anma töreninde muhalefetin tamamı dâhil herkes el-pençe-divan selam durdular rahmetliye(!) O kareyi hatırladınız mı? Ola ki bunu da hatırlamayanlar için o fotoğrafı ekliyorum.

erbakan anma
Necmettin Erbakan’ın ölümünün 10. yıldönümünde anma programı (27 Şubat 2021)

Tabi Necmettin Erbakan’ı sayarken, Ergun Göknel’leri unuttuk mu? Hayır! Yarın farklı bir siyasi görüş Türkiye’de iktidara gelse benzeri skandalların yaşanmayacağının garantisini verebilecek birileri var mı? Potansiyelinin üstünde bir mevkiye getirildiğinde ve hak etmediği ölçüde bir maaş bağlandığında, “Bu makama benim yerime liyakati olan birileri gelsin” diyebilecek kaç tane vicdanlı babayiğit var ülkede?

Eğer yeterli paranız varsa, cinayet dâhil her türlü suçu işleyebilirsiniz.

Türkiye, sahip olduğunuz para ve mevki ölçüsünde her türlü suçu gönül rahatlığıyla işleyebileceğiniz ve bunu örtbas edebileceğiniz bir ülkedir. Dava delillerini karartacak bir emniyet müdürü, iddiaları sümen altı edecek bir savcı ve konunun konuşulmasını engelleyecek medyayı finanse edecek kadar maddi gücünüz varsa, bu ülkede yapamayacağınız hiçbir şey yoktur.  Kısacası eğer yeterli paranız varsa, cinayet dâhil her türlü suçu işleyebilirsiniz.

Ülkenin bu hale gelmesinde en büyük pay sahibi ise; “Bal tutan parmağını yalar”, “Gemisini yürüten kaptandır”, “Devletin malı deniz yemeyen domuz” şeklinde atasözleri üreten ve buna inanan toplumun ta kendisidir. Yaşanan bu kötülükler, “başkasının yangınıyla, evini ısıtıp yemeğini pişiren” kalabalıkların bir yansımasıdır.  

Ve mevzu kesinlikle ırk, din, parti veya siyasi görüş meselesidir değil, mevzu ahlak ve vicdan meselesidir. Sisteme itiraz etmeyip, sistemdeki yerine itiraz eden yığınlar var oldukça, maalesef isimler değişecek ama yaşananlar aynı kalacak. Nazım’ın söylemeye dilinin varmadığı gerçeği üzülerek ben ifade edeyim canım kardeşim; “Süt neyse kaymağı da odur!”

(1) Cumhuriyet Gazetesi Haberinden…

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Kazım Gündoğan: Dersim Tertelesi Cumhuriyetin Kara Kutusudur

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 286. sayısında yayınlanmıştır. KAZIM GÜNDOĞAN...

Yönetmen Yücel Tunca ile “Alacakaranlıkta 30 Yıl: Madımak Katliamı” belgeselini konuştuk – Röportaj Nuray Pehlivan

Madımak Katliamı üzerine bir web belgesel: Alacakaranlıkta 30 Yıl Yönetmen...

Cemal Taş: MAZLUM EBE JÜANÊ ZALIMKARİ, SE DERDÊ XO BİYARO JÜAN

Hesenê İbrahimê Qıci, Hesenê Cıvrail Ağaê Arekiye, Aliê Mırzê...

Cafer Kaplan Dede: Gerçeğin Dilinden Madımak Katliamı

Dostun zülüfleri bölük bölüktür Benim ciğerciğim delik deliktir Muhabbetin sonu tez...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?