Pazartesi, Haziran 17, 2024

Ali Çağan: Sönmeyen Yangın, Dinmeyen Sizi

Date:

2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak için Sivas’a gitmiştik. Türkiye’nin aydınlık yüzleri yazarlar, şairler, ozanlar, tiyatroda yer alan ve semah dönen gençler, kadınlar, canlar Sivas’ta toplanmıştı. 1 Temmuz’da spor salonunda olan etkinlik coşkulu geçmişti.

2 Temmuz’daki etkinlikler başlamadan insan kanına susamış güruh otelin önünde toplanmaya başladı. Attıkları sloganlar insanın tüylerini diken diken ediyordu. Sonunda Kültür Merkezi ve Madımak Oteline saldırılar sonunda oteli yaktılar. Otelde başlayan yangın 33 canımızı bizden aldı. Oteldeki yangını söndürdüler. Katliamın izlerini silmek için binayı boyayıp, tamir edip başka bir bina haline getirdiler. Ancak o gün yüreklere düşen yangın hala sürüyor. Gün geçtikçe de sönmediği gibi daha da alevleniyor. Kanayan yara sağalmıyor, her gün daha da kanıyor.

Sivas’taki yangında üç güzelimiz sazı, sözü, semahı da yaktılar.

Canımızdan can kopardılar!

Onun içindir ki sızım sızım sızlıyoruz!

Katliamın üzerinden 28 yıl geçmişti. Madımak katliamı konulu bazı çalışmalar yapıldı ama yeterli değildi. Katliamda sonsuzluğa giden canlarımızın yakınları yaşıyor ve hala yaslarını tutuyor. Katliam tanıkları yaşıyor ama o acıyla teker teker hakka yürüyorlar. Katliamla ilgili yanlış bilgiler ortada dolaşıyor. Mahkeme süreci ve sonrasında katillere inanılmaz bir şekilde hoşgörülü davranıldı. Yöneticilerin tavırları Madımak yarasını her gün daha fazla kanattı, kanatıyor.  Katliamın tanığı kişisel, Madımak katliamı ile ilgili gerçeklerin derlenip, toplanıp gerçek katillerden hesap sorulması için tarihe belge bırakmak gibi bir sorumluluğumuz vardı. O sorumluluğun omuzlarımıza yüklediği acılarla gereğini yaptık, ülke insanına, kadınlara ve genç kuşaklara tarihi bir çalışma bırakıyoruz. Madımak Katliamının hesabının sorulması ve anılarını yaşatma emanetini geleceğimiz olan genç kuşaklara emanet ediyoruz.

Almanya ABF Genel Kurullarında Sivas katliamının 30 yılı için kapsamlı bir belgesel yapma kararı aldı. Bu karar AABK-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na getirildi ve bu projenin AABK tarafından yapılması önerildi ve öneri kabul edildi.

Belgesellerin çoğu 70 dakikalık. Sonsuzluğa giden canlarımızın, Sivas Katliamının, sorumluların ve katilleri anlatmaya 70 dakikanın yeterli olmayacağını düşünerek, bir bilgi bankası kurma önerisinde bulundum. Bilgi bankasında her canımızı detaylı anlatma olanağımız olacaktı. Yaklaşık bir yıl aradan sonra Dijital Kütüphane, Sanal Müze, Web Belgeseli, Sözlü Tarih ve Belgesel filmden oluşan, 5 ayağı olan Madımak Katliamı Hafıza Merkezi ortaya çıktı.

Projeye başlarken Hakka yürüyen 33 canımızın anısını yaşatabilecek eser yaratmaya çalışırken, yakınlarını ve Madımak yarasını vicdanlarında yaşatan canlarımızı incitecek şeylerin gözden kaçabileceği tedirginliğini sürekli yaşadık.  Onun için her şey defalarca kontrolden geçirildi.

Proje çalışması sırasında aslında canlarımızın yaşadıkları evlerin bir bölümü müze gibi saklanıyor. Otuz yıldır bozulmamış yataklar gördük. Görüne o ki böylede devam edecek.

Sivas’a Pir Sultan Abdal etkinliklerine şenlik havasında gitmiş, katliamı yaşamış, dostlarını ve yoldaşlarını kaybetmiş birisi olarak dönmüştüm. Geçen süre içerisinde çok defa keşke bende otelde kalsaydım. Bizleri ananlar 33 yerine 34 can derlerdi diye düşündüğüm çok oldu. Uzun yıllar Madımak otelinden sağ çıktığımı söylemekten utandım. Ben bu kadar acı çektiysem, çocuklarını, kardeşlerini, babalarını, annelerini katliamda kaybeden ailelerin ve yakınlarının çektiği acıyı sözcükler anlatmaya yetersiz kalıyor…

Mahkeme heyeti ve güvenlik güçleri mahkeme süresince katillere karşı oldukça hoşgörülü, ailelere ve bizlere karşı oldukça sert davranıyorlardı. 33 idam cezasının verildiği mahkemede karar açıklandıktan sonra mahkeme salonundan dışarı çıktım. Yasemin ve Asuman Sivri’nin anneleri Yeter Ananın merdivenlerde oturduğunu gördüm. Yanına gittim. Bir gazeteci ile konuşuyordu. Gazeteci kendisine; “Çocuklarınızın katillerine idam cezası verildi. Mutlu musunuz?” Diye sordu. Yeter Ana, Acıyla “Niye mutlu olacağım evladım, benim çocuklarımı geri getirmez ki. Kaldı ki onların da bir annesi var.” Bu sahne ve Yeter Ananın o sözleri o günden bugüne kadar ne gözümden ne de gönlümden gitmedi.

Çocukken bir gün annem sobaya odun atarken birkaç defa yere vurduğunu gördüm. Neden vurduğunu sordum. “Yaşamak her canlının hakkı, oğlum,” demiş ve konuşmasını sürdürmüştü. “Odunun içerisinde böcek var ise, odunla yanmasın diye vuruyorum,” demişti. Sevginin, dayanışmanın, paylaşımın hüküm sürdüğü Anadolu’da bir tarafta sobaya odun atarken böceklerin yanmamasını düşünen bir kültür, diğer tarafta kendinden olmayana zerre kadar tahammülü olmayan “Yak ulan! Yak!” Diye bağırıp, oteli yakarak, insanların katledilmesini seyreden ve tempo tutan binlerce kişiden oluşan yobaz sürüsü. İnsanlar ne ara bu kadar kötü oldu düşünmek bile istemiyorum.

İki yıllık zorlu çalışma sonrasında proje tamamlandı. Röportaj ve çekimlerle projeye katkı koyan 33 canımızın yakınlarına ve tanıklara gönül borcumuz büyüktür. Bu projenin hayat bulmasında emeklerinden dolayı Proje koordinatörü ve Sanal Müze yönetmeni Eylem Şen, Dijital Kütüphane tasarımı için Duygu Tatar, Web Belgeseli Yönetmeni Yücel Tunca, Sözlü tarih için Şükrü Aslan ve Belgesel Film Yönetmeni Ümit Kıvanç şahsında emeği geçen tüm arkadaşlara sonsuz teşekkür ediyorum.

Madımak Katliamı Hafıza Merkezi projesi şimdiden birçok projenin ilham kaynağı oluyor.

18 Mayıs Ankara, 25 Mayıs İzmir, 2 Haziran Adana, 23 Haziran Samsun, 29 Haziran İstanbul ve 30 Haziran Edremit’te Tanıtım toplantıları ve Galalar olacak. Aynı zamanda Ümit Kıvanç’ın yönetim ve kurgusuyla tamamlanan “Çok kötü bir şey oldu-Madımak katliamı ve ötesi” üzerine 4,5 saatlik bir film gösterilecek.

Projeye başladıktan sonra anlattıkları kayıt altına alınan ve projeye değer katan Nurcan canımızın babası Mahmut Şahin, dostum İlhan Cem Erseven ve Yasemin ve Asuman’ın Anneleri Yeter Sivri anamız hakka yürüdüler. Saygıyla anıyorum. Gönüllerde yaşayacaklar.

İnanıyorum ki Anadolu topraklarında yine demokrasi, sevgi ve eşit yurttaşlık egemen olacak. Katiller lanetlenecek ve sonsuzluğa giden canlarımız saygıyla anılarak gönüllerde yaşayacaktır.

Aşk ola…

Uyansın dedikçe uykuya daldın
Yanar Anadolu’m sana yanarım
Uygarlık yolunda geride kaldın
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Unuttun mu sevgi verip almayı
Dünya insanıyla hep dost olmayı
Hak etmedin orta çağda kalmayı
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Dostluk köprülerin yıkılır oldu
Zalimin zulmüne bakılır oldu
Ozanın, yazanın yakılır oldu
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Halkı için Pir Sultan’lar asıldı
Gönül defterine bir bir yazıldı
Boşuna mı Nesimi’ler yüzüldü
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Bir bak şu dünyaya bir bak haline
Cehalet gem vurmuş söyler diline
Hasretsin çağlayan sevgi seline
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Çağan Ali’m direnmektir her demin
Kaptan sürememiş su almış gemin
Tek çaren başına geçmen dümenin
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Ali Çağan

 

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Kazım Gündoğan: Dersim Tertelesi Cumhuriyetin Kara Kutusudur

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 286. sayısında yayınlanmıştır. KAZIM GÜNDOĞAN...

Yönetmen Yücel Tunca ile “Alacakaranlıkta 30 Yıl: Madımak Katliamı” belgeselini konuştuk – Röportaj Nuray Pehlivan

Madımak Katliamı üzerine bir web belgesel: Alacakaranlıkta 30 Yıl Yönetmen...

Cemal Taş: MAZLUM EBE JÜANÊ ZALIMKARİ, SE DERDÊ XO BİYARO JÜAN

Hesenê İbrahimê Qıci, Hesenê Cıvrail Ağaê Arekiye, Aliê Mırzê...

Cafer Kaplan Dede: Gerçeğin Dilinden Madımak Katliamı

Dostun zülüfleri bölük bölüktür Benim ciğerciğim delik deliktir Muhabbetin sonu tez...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?