Suriye’de Savaşa Hayır!

/

Kürt düşmanlığı üzerinden anti-emperyalist pozlara bürünen ırkçı, şovenist iktidar milyonlara yaşattığı açlığı, yoksulluğu, işsizlik ve sefaleti gözlerden uzak tutmak, vergiler, zamlar, cezalarla ezilenlere karabasan olmaya devam etmek ve yandaşlarıyla silah kartellerine, ölümden beslenen tüccarlara tetikçilik yapma görevine, sadık hizmetlerine devam ediyor.

Erdal Yıldırım

ABD ve AB emperyalist bloğun onayı, Rusya’nın destek ve işbirliğiyle “böl, parçala, yönet” politikalarına hizmet eden AKP, bilinçli bir şekilde Ortadoğu’da yaratılan kaotik ortamı kullanarak Suriye’ye yönelik bir savaş saldırısı başlatmak istiyor. Bu savaş ortamıyla ezilen halkların çocuklarını birbirine öldürtüp, özellikle yeni bir Kürt katliamı süreci başlatma hazırlıkları yapıyor. Dünden itibaren Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD birliklerinin olası saldırılar öncesi bölgeden çekilmeye başlaması bu planın bir parçası olarak görülüyor. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan savaşların, sömürünün, baskının büyük yaratıcısı ve sorumlusu olan ABD bu son manevrayla, Kürt hareketinin kendisine bağımlı bir konuma düşmesini ve kendisinden medet umar hale gelmesini, yaratılacak yeni durumda da yeni ürettiği silahlarının pazarlanmasını öngörüyor.

Aynı emperyalist güçler 2003’te Irak’a “kimyasal silah tehdidi var” ve 2011 yılında da “Suriye’de demokrasi yok, demokrasiyi getireceğiz” diyerek savaş açtılar. Ve yine bu güçlerin mali, askeri, lojistik destekleriyle kurulmuş IŞİD, ÖSO, El Kaide vb selefist çeteler bu ülkelerde bir iç savaş ortamı yaratıp bugünkü sürece gelinmesinin yolunu açtı. Emperyalistler, Ortadoğu’nun mazlum halklarını, kukla ve işbirlikçi hükümetler aracılığıyla birbiriyle savaştırmak, Irak (Başur), İran (Rojhilat), Suriye (Rojava) ve Türkiye (Bakûr)’de bölük pörçük topluluklar halinde yaşamaya zorlanan Kürt ulusunun bir araya gelip özgürlük, bağımsızlık mücadelesini engellemek için de her türlü politik manevradan kaçınmıyor.

Bir başka açıdan Suriye topraklarına saldırı sonucu bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi, değiştirilen bölgeye de dünya halklarının başına bela edilen selefist gerici çetelerin yerleştirilmesi, Suriye’de süren iç savaş ortamının ve toplumlar arasındaki düşmanlıkların körüklenip daha karmaşık bir hale gelmesi demektir. Saldırının planlandığı topraklarda Kürt, Arap, Türkmen ve Ezdiler yaşamaktalar. Bu saldırı tüm bu halklara da yöneliktir. Komşu ülkelerde yaşanan her türlü savaş ortamı aynı zamanda ülkemiz emekçilerinin, ezilenlerinin yaşam koşullarını daha da olumsuz hale getirecektir.

AKP hükümeti, hem emperyalistlerin emirlerini yerine getirmek, hem de ekonomik, siyasal ve sosyal nedenlerle dağılmaya yüz tutan AKP – MHP iktidarını sürdürmek için özellikle ırkçı, mezhepçi söylemlerle, halklar ve toplumlar arasında kin, nefret ve düşmanlığı körüklemeye devam etmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve sözcülerinin son süreçteki ABD ve emperyalizm karşıtı söylemleri, Ortadoğu’da oynanan oyunun bir parçasıdır.

İktidarın yeni bir saldırıyla işgal ortamına yol açması, yıllardır bu topraklarda devam eden sefaleti, mülteci sorununu, ölümleri, insan hakları ihlallerini ve çevre sorunlarını katmerleştirdiği gibi, halklar arasında düşmanlık tohumlarının ekilmesine de sebep oluyor. Muhalefetin sınır ötesi savaş tezkeresine ‘evet’ demek, AKP iktidarına, emperyalizme ve işbirlikçilerine destek vermek, Ortadoğu halklarına, halkların kardeşliğinin dinamitlenmesi, kimi sözde ‘komünist’, sözde ‘sol’ yapıların da Kürt düşmanlığı üzerinden anti-emperyalist bir role soyunuyor gözükmesi de ancak, Ortadoğu halklarına düşmanlık demektir. Ortadoğu’da savaşa – işgale yönelik atılacak her adım acı, ölüm, kan ve gözyaşından başka bir sonuç ve çözüm üretemez.

Ülke demokrasi güçlerinin tek, tartışmasız ve doğru tavrı, kararlı ve güçlü bir şekilde sınırlarımız dışındaki bu savaşa karşı çıkmak, savaşa dayalı politikalara ‘Dur’ demek olacaktır.

Önceki Haber

Yeni bir kurucu meclise ihtiyaç var!

Sonraki Haber

Kendisinin Ötekisi, Ötekinin Kendisi…

Latest from Erdal Yıldırım

Alevilerin Sorunları

Yıllardır özellikle de Alevi toplumunun son 30 yıllık örgütlemesinin başladığı tarihten buyana Alevilerin aydınları, kanaat önderleri,

Korona Günleri

Dünyadaki milyarlarca insanın neredeyse tamamına yakınını, gelecekle ilgili büyük bir endişe, kaygı içinde evlere hapsettiren, ülkeleri,

%d blogcu bunu beğendi: