Sersem Ali Dedebaba (Harabati Baba) Tekkesi’ndeki Durum

/

Alevi-Bektaşi toplumunu kuşatan sayısız sorun karşısında bu toplumun önde gelenleri aslında yapmaları gerekenleri yerine getirmiyorlar. Ama onların bu durumda olması yine bu toplumun bir eksikliğidir. Uzatıp kısaltmaya gerek yok; Alevi- Bektaşi toplumu söze çok önem veriyor, eylem yok.

Ayhan Aydın – Araştırmacı/Yazar

Başında bulunduğu kurumun parasını vicdansızca çar çur edebilen artistler, siyaset sevdası tükenmeyen çıkarcılar, oturduğu deri koltuğun rahatlığında mest olan ipsizler / sapsızlar… Durum hep aynı… Türkiye’de ve Avrupa’daki gibi kaynaşıp duran Alevi – Bektaşi örgütlülüğünün keşmekeşliğinin Balkanlar’da da farklı olmadığını anılıyoruz. Türk Devleti’nin ve Balkanlar’daki ülkelerin kuşatması altında bin bir sorunla boğuşan kurumlarımız yine Türkiye’deki gibi bazı çıkarcıların elinde kalabilmektedir.

Peki Harabati Baba Tekkesi’nde neler olup, bitiyor? Bunu sen mi soruyorsun, herkes sana soruyor Ayhan Aydın, diyeceklerdir. Benim de anlayamadığım şeyler varsa gerçekten de durum epeyce bir karışık demektir. Çünkü bazı bilgilere net olarak sahip değiliz. Bunun nedeni de Arnavutluk ve Makedonya’da bu konuyla ilgilenenlerin ikircikli tutumlarıdır. Şimdilik elimde çok ciddi bir şey olmadığı için isim verip bir şeyler yazacak değilim. Ancak bugüne kadar ki en azından hukuki durumu özetlemeye çalıştım.

Kuzey Makedonya

2 milyonluk Makedonya’da önemli bir Arnavut ve Türk Bektaşi nüfusu mevcuttur. Burada ise Bektaşilerin yaşadıkları derin sorunlar devam etmektedir. Makedonya’daki Bektaşi Toplumu’nun 480 yıllık en önemli tarihsel kurumu olan Sersem Ali Dedebaba (Harabati Baba) Tekkesi adına, 17 Şubat 1993’de yılında Bektaşi önderi Baba Tahir Emini, Makedon Devleti’ne resmi başvuruda bulunarak kendilerinin farklı bir inanç topluluğu ve kurumu olarak “Tetova’daki İslami Bektaşi Cemaati” adı altında devlet tarafından onaylanmasını istemiştir. Bu başvuruyu aldıklarına dair Makedon Devleti Cemaatin istemine uygun bir şekilde 1 Mart 1999’da bir belge düzenlemiştir. Yine 23 Haziran 2000’de Makedon Devleti’nin kendi ifadesiyle Kanun koşullarına uygun başvuru yapılmıştır, “Kanuna uygun bir başvuru yapılmıştır (пријава)” demiştir. Ama ne hikmetse zamanla bunları inkâr eden de Makedonya Devleti’nin kendisi olmuştur. 15 Ağustos 2002’de ise bir gurup selefi kılıklı ve zihniyetli insan Tekke’yi zor kullanarak işgal etmiştir.

28 Eylül 2007’de kabul edilip 1 Mayıs 2008’de işlerlik kazanıp yürürlüğü giren “Kiliselerin, Dini Cemaatlerin ve Dini Gurupların Hukuki Statüsü Kanunu (2007 Kanunu) ülkedeki dini konuları düzenlemiştir. Makedon Devleti’nin bu kanunla ülkedeki tüm Müslüman Toplulukları “İslam Dini Birliği” isimli bir kurumda toplamak istemesine buradaki Bektaşiler karşı çıkmıştır. Bu kurumun Türk Diyanet İşleri Başkanlığı’yla organik bir bağı bulunmaktadır. Harabati Baba Tekkesi’ni işgal eden gurubun Harabati Baba Tekkesi ve tüm varlığı üzerinde yasal hak iddia eden İslam Dini Birliği’nin adamları olduğu sonradan anlaşılmıştır. Makedon Mahkemelerinden bir netice elde edilemeyince olay AİHM taşınmış, AİHM ise 2018’de verdiği kararda Bektaşileri haklı bulmuş, Bektaşilerin bu ülkede kendi isimleriyle kurumlaşmasının önünü açmışken, Makedon Devleti bu konuda bir adım atmamıştır. Harabati Baba Tekkesi’ndeki işgal halen devam etmektedir. Makedonya örneği Türkiye örneğiyle benzerlik göstermektedir.

Makedonya’da İslam Dini’yle ilgili çalışmaları organize etmek üzere kurulan fakat ülkedeki Bektaşi varlığını yok sayan, onları Sünni İslam içinde eritmek için her fırsatı değerlendiren Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği, sözde bu ülkede Müslümanları temsil eden tek yasal kurumdur.

Harabati Baba Tekkesi’nin işgaliyle gündeme gelen kurum, ülkedeki farklı sesleri, farklı inanç yapılarını da yok sayan, tartışmalı kararları ve uygulamalarıyla başta Bektaşiler olmak üzere farklı Sünni tarikatların da tepkisini çeken, zaman zaman başına buyruk hareketler yapan kapalı bir kara kutu özelliği taşımaktadır.

Vakıf arazileri, tekke varlıkları, camii yapıları gibi maddi yönden de önemli bir gelirin üzerine oturan Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği’nin Bektaşi varlıklarına el koyma, Bektaşilerin kendi doğal inanç ve ibadet sistemlerini yok sayma girişimleri sonucunda 480 yıllık Harabati Baba (Sersem Ali Dedebaba) Tekkesi uzun yıllardır işgal altında bulunuyor.

Bu kurum görevlileri Tekke’nin meydan evine hoparlör takıp yıllardır zorla beş vakit ezan okuyup, namaz kılınması için yetkilerini kullanıp Tetova’daki ahaliye psikolojik baskı yapmakta, Harabati Baba Tekkesi’nin arazilerine de işgal edip tarlalarını mezar alanı olarak parayla satmakta bundan büyük bir gelir elde etmektedir. Tekke’ye gelen ziyaretçilere büyük engeller çıkarmak, Bektaşiler arasında ikilik yaratmak, bir kısmını yanına çekmek için farklı hamlelere girişmek, yıllardır uygulana gelen baskı ve asimilasyon çalışmalarından sadece bir kaçıdır.

Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ile Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği her konuda çok yoğun iş birliği içindeler. Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı devletin Alevlerin haklarının verilmesi önündeki en önemli engellerden birisidir. Makedonya’da Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği aynı şekilde buradaki Bektaşi toplumunun haklarının önündeki en büyük engel durumundadır.

Her iki ülkede yaşanan bu durum bir tesadüf olabilir mi?

Önceki Haber

Erdal Kılıçkaya: “Hepsi birbirinden kirli, her biri diğerinden daha zalim”

Sonraki Haber

Haziran İsyanı’nın talepleri bugün de geçerli…

Latest from Avrupa

%d blogcu bunu beğendi: