Cuma, Temmuz 12, 2024

Hüseyin Mat: Hakları Korumak, Elde Etmekten Daha Zordur

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 283. sayısında yayınlanmıştır.

2023 muhasebesi insanoğlu tarihi açısından hem vicdani hem de insani bakımdan faturası oldukça ağır oldu. Yaşanan savaşlar, üstüne bir de doğal afetler eklenince bedeli ağır çok büyük acılar maalesef yaşandı.

Ortadoğu’da yıllarca süregelen istikrarsızlığın artarak devam etmesi, Rusya ile Ukrayna ve 2023 yılı sonlarına doğru İsrail ile Hamas arasında çıkan savaşlar çocuk ve kadınlar başta olmak üzere binlerce masum insanın yaşamını kaybetmesine, binlercesinin yerinden yurdundan göç etmesine neden oldu.

Savaşlar ve göçlerin doğal olarak ortaya çıkardığı siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın faturası açlık, sefalet ve yoksulluk olarak insanoğlunun hanesine yazıldı.

Ortadoğu’da yaşanan olumsuzluklar ve göçler sadece Ortadoğu’nun değil, Ortadoğu’da hesabı olan sermayenin daha fazla kazanma hırsı sebebiyle Avrupa’nın da olumsuz şekilde etkilenmesine neden oldu. Özellikle ekonomik olarak enflasyonun sert bir şekilde yükselmesine, bunun da doğal olarak Avrupalıların yoksullaşmasına ve daha önemlisi siyasi açıdan sağ ve milliyetçi partilerin oylarının artmasında büyük bir etken oldu. Bu gelişmeler göçmenler açısından tehlike zillerinin çalması anlamına maalesef gelmektedir.

Ortadoğu’da yaşanan istikrarsızlığın baş aktörlerinden biri olan Türkiye’de bu olumsuzluklardan payını fazlasıyla aldı. Özelikle yaşanan göçler sonucu hem siyasi hem de ekonomik olarak Türkiye halklarına faturası ağır olmakla birlikte demografik yapısını da alt üst etti ve geleceğe büyük bir yıkım bıraktığını söyleyebiliriz.

6 Şubat 2023 Pazarçık/Elbistan merkezli 11 ilde, 13 milyon insanı etkileyen depremin yarattığı acı tablo halen yüreklerimizi yakmaya devam ediyor. Bu doğal afeti atlatmak yılları alacak gibi görünüyor. Özelikle iktidarın çaresizliği, acizliği ve beceriksizliği faturanın ve acıların daha ağır yaşanmasına neden oldu. Deprem sonrası müdahale etmekte aciz olan iktidar, depremin üstünden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen verdiği sözleri yerine getirmemesi liyakat ve beceriksizlik konusunda zirve yapmakla birlikte, depremde etkilenen insanların halen ağır koşullarda yaşamalarına neden olmuştur. En ķısa zaman içerisinde bu insanların yaraları sarılmalı ve mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir.

Depremin hemen sonrası 14 Mayıs cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri yapıldı. Seçimlere gitmeden önce özelikle muhalefet açısından bu sefer seçimi kazanacağız umudu ve toplum genelinde bu sefer “bu tek adam iktidarını göndereceğiz” duygusunun yüksek moral ve beklentiye dönüşmesi toplumun her kesiminden olan insanları heyecanlandırmıştı. Ama seçim sonuçları maalesef beklentileri karşılamadı ve saray diktatörlüğü devam etti. Seçim sonuçları toplumun özelikle muhalefet kanadında büyük bir hayal kırıklığına, çaresizliğe ve umutsuzluğa neden oldu. En tehlikelisi ise bıkkınlığa sürüklenmesine neden oldu. Toplumun bundan biran evvel kurtulması için mücadeleyi büyüterek ve birleşerek zalime, zulüme ve haksızlıklara karşı direnmeye devam etmelidir. Bu konuda her bireye ve her topluma ciddi sorumluluklar ve görevler düşmektedir.

2023, Aleviler açısından bir önceki yılı, ondan önceki yılları aratmadığı gibi daha da ağırlaşan koşullar altında geçti. Cumhuriyetin 100’cü yılının tamamlandığı 2023 yılı inkar, asimilasyon, baskı ve hakaretlerle dolu bir yıl oldu.

Alevilerin ve Alevi çatı kurumlarının ortaklaştırdığı taleplerin karşılanması bir tarafa dursun, devlet ve iktidar ortaklaşa Alevileri siyasi ve teolojik açıdan kuşatma adına ne gerekiyorsa acımasızca yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

14 Eylül 2023 tarihide Ankara Adliyesi’nde görünen Sivas Davası’nın 30 yılının dolması nedeniyle verilen zaman aşımı kararıyla davanın düşmesi ve katillerin aklanması zaten devletin ve iktidarın Alevilere bakış açısını açıkça ortaya koyuyor.

Hilafet ve saltanat özlemiyle yanan tutuşan iktidar kendi açısından en büyük engeli Aleviler olarak görmekte ve bu engeli ortadan kaldırmak için ne gerekiyorsa yapma konusundaki kararlılığını her firsata uygulamaktan geri durmuyor. Cumhuriyet tarihinde Dersim soykırımı, Malatya, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi katliamlarıyla yapamadıklarını (başaramadıklarını) şimdi farklı yol ve yöntemlerle tamamlamaya yönelik yeni operasyonlar uygulamaya koydular. Özelikle gri dedeler, çakma ve besleme akademi, vakıf, federasyon gibi yapılarla çözemedikleri Alevileri ve Alevi kurumlarını tamamen ortadan kaldırmak amacıyla, Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bununla devletin Alevisi ve devletin Alevi kurumu ve devletin Cemevini yaratmak istiyorlar. Bu hamle aslında örgütlü Alevilere ve Alevi kurumlarına yönelik devlet ve iktidarın ortaklaştırdığı bir operasyondur.

Örgütlenen ve kurumlarıyla güçlenen Aleviler artık yönetilen bir toplum olmak istemiyorlar. Yönetime ortak olmak istiyorlar. Alevilerin taleplerini daha güçlü bir şekilde duyurabilmek amacıyla Alevi çatı kurumlarının ortak hareket etmesi ise resmi devlet ideolojisinin ezberini bozuyor. Son bir yılda hem mecliste, hem sokakta, hem de diplomasi çalışmalarında yürüttükleri demokratik mücadelelerini daha da büyüterek ve kararlılıklarını ortaya koyarak ciddi bir farkındalık yarattıklarını söyleyebiliriz.

Polis devleti olan Türkiye’de miting yapmak artık imkansız hale geldiği şu günlerde Aleviler, her okula bir cami imamı projesine (ÇEDES) karşı İzmir’de ve demokratik, laik cumhuriyet için İstanbul’da yapılan mitingler son derece önemliydi.

En önemlisi tüm baskılara inat Alevi kurumlarının birlikte hareket etmeleri en değerli kazanım olarak tarihe önemli bir not olarak düşmüş oldu. Bu birlikteliği daha da büyüterek, Alevi hak mücadelesinde yolda kararlı bir şekilde yürünülmelidir. Avrupa Alevi hareketi bu konuda üstüne düşeni yapmaya kararlı bir şekilde devam edecektir.

2024 yılı her toplumsal kesim açısından oldukça zor geçecek gibi görünüyor. Hem ekonomik hem de siyasi bakımdan zor olan koşullar daha da ağırlaşacaktır. İktidar sorunlara çözüm üretemediği için iktidarını korumak adına geçtiğimiz dönemlerde olduğu gibi her türlü hileye, dezenformasyona, baskıya ve şiddete başvuracaktır.

Özellikle yeni kurulan Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı üzerinden operasyonlarını genişleterek Alevilere ve Alevi kurumlarına daha da baskı kurmaya çalışacaklardır. Ama ne olursa olsun Aleviler ve Alevi kurumları asla teslim olmayacaklardır.

Dünya genelinde savaşlar ve göçler devam ettikçe (maalesef devam edecek gibi görünüyor), insanoğlunun ödediği bedeller daha da ağırlaşarak devam edecektir.

Aleviler açısından geçen yıldan kalan ne ise, 2024 yılında da devam edecektir.

Asimilasyon, inkar ve imha politikaları daha da katmerleşecektir. Devlet ve iktidar kendine yakışanı yapmaya devam edecektir. Bizler de geçmişimize, bu günümüze ve geleceğimize yakışan ne ise onu kararlı bir şekilde yapmaya devam edeceğiz.

Avrupa Alevi hareketi 35 yıldır onurlu ve kararlı verdiği  hak mücadelesi sonucunda anayasal haklarını elde etti. Elde edilen hakları korumak, elde etmekten daha zordur. Şimdi sırada elde edilen bu hakların korunması, geliştirilmesi ve geleceğe daha güçlü bir şekilde aktarılması var ve buna yoğunlaşacağız.

Diğer hedefimiz; Avrupa’da elde ettiğimiz anayasal haklarımızı Türkiye’de de elde etmektir. Bu amaçla Türkiye Alevi hareketimizle ortaklaşa ne yapılması gerekiyorsa üstümüze düşün görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz.

Başta sağlık olmak üzere herkesin sevdikleriyle birlikte yeni yılını kutluyorum.

Huzurlu, başarılı ve mutlu yıllar diliyorum.

Yeni yıl; savaş ve doğal afetlerden uzak, barış, adalet ve sevginin hakim olacağı bir yıl olmasını temenni ediyorum.

Rehberimiz hakikat ve herkes için hakkaniyet tecelli etsin diliyorum.

Aşk ile.

Hüseyin Mat
AABK Eşit Başkanı

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Erdal Kılıçkaya: Sönmeyen kor 2 Temmuz

2 Temmuz, bundan 31 yıl önce insanlık tarihine kara...

Ümit Kıvanç: Toplumun haysiyetini de korumayı bilmesi lazım

İrfan Aktan Sivas Katliamı hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı...

Kazım Gündoğan: Dersim Tertelesi Cumhuriyetin Kara Kutusudur

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 286. sayısında yayınlanmıştır. KAZIM GÜNDOĞAN...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?