Çorum Katliamı ve perde arkası…

/

28 Mayıs – 4 Temmuz 1980 tarihleri arasında gerçekleşen Çorum Katliamı, ABD emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerinin, 68’den sonra dünyada ve Türkiye’de yükselen sosyalist, öğrenci gençlik ve sendikal işçi hareketini bastırmak ve IMF’nin 24 Ocak kararlarını uygulamaya sokmak için gerçekleştirecekleri, 12 Eylül askeri darbesine, altyapı oluşturmak, darbeyi meşrulaştırmak için, ABD güdümlü derin devlet, aşırı milliyetçi ve dinci güçlerin el ele, birlikte gerçekleştirdiği bir katliamdı. ABD ve işbirlikçilerinin çıkarları için, ilk darbe 12 Mart 1972 de yapıldı. Fakat bu karşı tepki yarattı, sol muhalefet daha da güçlendi. “Ortanın solu” söylemi ile Ecevit ve Erbakan iktidara geldi.

Nedim Şahhüseyinoğlu – Yazar

1973’te baş gösteren petrol krizi ve Kıbrıs sorunu nedeniyle Dünya Bankası ve ABD ile Türkiye’nin arası açıldı.. Dini konularda vs. Erbakan’la Ecevit anlaşamadı, hükümet dağıldı. 1975 -78 arası “Çoban Sülo” Demirel öncülüğünde, Milliyetçi Cephe hükümetleri ekonomik sorunlara çözüm bulamadı. 78 ara seçimlerinde iktidar olan Ecevit hükümetine, tekelci sermaye ve ABD savaş açtı. 70’li yılların sonunda Anadolu’da bir ‘’köpek’’, CIA ajanı Alexsandr Peck dolaşıyordu. Bu köpek Türkiye’nin neresine gitti ise orada, gizli ajanlar, aşırı dinci güçler ve milliyetçi faşistler katliamlar yaptı. Alexsebdre Peck Malatya’ya uğramış, Nisan 78 deyine unutmamız gereken Malatya katliamı yaşanmıştı. Ardından Maraş’a uğramış, 24 Aralık 1978 de Maraş’ta 105 Alevi can katledilmişti.

1979 ara seçimlerinde MHP desteği ile 3. milliyetçi cephe hükümeti kuruldu. O zaman hükümette ekonomiden sorumlu olan, Turgut Özal,ABD ve Dünya bankasından gelen talimatlar üzerine, 24 Ocak kararları olarak bilinen, 100 günlük ekonomik planı bir brifingle generallere sunmuştu. Bu planın gerçekleşmesi için sol muhalefetin, sendikaların vs. bastırılması gerekiyordu. Generaller başbakan Demirel’e ve Cumhurbaşkanına bu kararları uygulayın, yoksa darbe uyarısında bulundu. Bu dönemde CIA kontrol gerilla, MHP kol kola ülkede terör estirdi. Abdi ipekçi, TİP Adana başkanı, DİSK Maden-İş Genel Başkanı Kemal Türkler ve bir çok can suikastlarla öldürüldü.

Bir taşla iki kuş

Çorum Katliamı ve 12 Eylül darbesi, Türkiye’de öğrenci ve sendikal işçi hareketinin bastırmanın dışında, aynı zamanda ABD emperyalizmi ve uluslara arası tekellerin, dünyada sosyalist hareketi , sistemi, çökertme planının bir parçası idi. 2. Dünya Savaşı başında ‘it gibi pusuda yatan’ ABD,savaşın sonuna doğru dünyada faşizmin/Nazizm’in yenilgisini görünce, devreye girdi. Savaş sonrasında hemen dünyanın 4 bir yanında, komünizmle mücadele dernekleri oluşturup, soğuş savaş dönemini başlattı. Yeşil Kuşak diye adlandırılan, Afganistan’dan Pakistan, İran, Türkiye, Balkanlar, Polonya, Litvanya’ya kadar ne kadar aşırı milliyetçi, dinci akım varsa, destekleyip iktidara getirdi.

ABD Türkiye’de ilk Komünizmle Mücadele Derneklerini bugün 30 milyar dolar serveti ile hizmetinin karşılığı sefasını, 11 yıldır ABD koruması altında, Pennsylvania eyaletinde süren, son günlerde gider ayak CHP Başkanı Baykal’ın da göz kırptığı, Fethullah Gülen’e kurdurtmuştu. Yeşil Kuşak içinde olan, NATO üyesi ve ABD’nin Ortadoğu’daki birinci müttefiki Türkiye’de de, askeri bir darbe ile ’istikrar sağlanmalı’’, ABD çıkarları garanti altına alınmalı idi. Aslından askeri darbe ’78 sonunda Maraş katliamından sonra düşünülüyordu, fakat ara seçimler dolayısı ile ertelenmişti. 1979 yılında Genelkurmay Başkanı ABD’ye gitti ve Pentagon’dan “istikrarlı bir Türkiye istiyoruz, gelişmeler bu yönde gitmiyor” mesajını, DARBE emrini alıp geri döndü.

Darbe için alt yapı gerekti

ABD büyükelçiliği 2. katibi, CAI ajanı Alexsebdre Peck, ‘köpek’ bu sefer Alevilerin yoğun yaşadığı Çorum, amasya, Tokat bölgesini seçti. Çorum Valisi, AP ve MHP başkanları ve ayrıca görüşmeleri “devlet sırrı” diye saklayan zamanın CHP belediye bakanı Turan Kılıçoğlu ile görüştü. Ardından belediye başkanlığı MHP’lilerin elinde olan Alaca Adliyesi emanet deposu soyuldu, 21 silah çalındı. Daha sonra çalınan bu silahlardan biri Sungurlu ilçesinde yazılama yaparken yakalanan MHP’li bir militanın üzerinde çıkacaktır. Ocak 1980 Çorum Gazetesi manşetleri, “Bu hafta 8 yer bombalandı. Bir ev tarandı, bir işçi öldürüldü. Alaca’da solcu bir şoför öldürüldü. 90 öğrenci tutukladı. CHP milletvekili Şükrü Bütün’ün yeğeni öldü vs. haberini veriyordu. Çorum’da faşist terörün nefesi, Ocak ayından itibaren esmeye başlamıştı.

MİT belgelerinde Gün Sazak suikasti

Gün Sazak bahane

Tunceli’de çeşitli olaylara neden olan, faşist Nail Bozkurt Çorum Emniyet Müdürlüğüne atandı. Milli Eğitim Müdürlüğü’ne MHP militanı Fetih Katar getirildi. Çorumda POL-DER’e kayıtlı sendikalı, polis memurları başka yerlere sürgün edildi, yerine “yandaş” polisler getirildi. Vali ise AP milletvekilin Faruk Sürkan’ın yeğeni Rafet Üçelli’di. Böylece üst kadro tamamdı… 23 Nisan ve 19 Mayıs bayramlarından öncesinde, “Müslüman namusuna sahip çık, ne mutlu canı kanı malı ile cihad edenlere, kanımız aksa da zafer İslam’ın” İslamcı Gençlik ve Ülkücü Geçlik imzalı bildiriler dağıtılıp, Türk-İslam sentezi tabanı katliama hazırlandı. Eskişehirli bir toprak ağası Emin Sazak’ın oğlu ve dönemin gümrük ve tekel bakanı MHP’li Gün Sazak 27 Mayıs’ta Ankara’da kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü. Çorum ve Çorumluların ne Gün Sazak’la, ne de onun katilleri ile bir ilgisi yoktu. Belki büyük planın bir parçası idi? Bunu fırsat bilen MHP’li militanlar, 28 Mayıs’ta izinsiz olarak Çorum Saat Kulesi önünde toplanıp, “Kana kan intikam”, “Ya kan kusturacağız ya tam susturacağız” diye Alevi ve solcu bilinen insanların dükkanlarının camlarını kırıp, eline geçirdiklerini linç etmeye başlardılar. Yandaş emniyet güçleri tabi ki hiç müdahalede bulunmadı.

Direniş

29 Mayıs günü bütün Alevi köylerine giden yollar kapatılıp kimlik sorulup, Alevi, solcu olanlar linç edilir. Ve ikindi namazından sonra faşistler Alevilerin yaşadığı Milönü Mahallesi’ne saldırıya geçer. Maraş katliamı hafızalarında olan, Alevi halk ve solcu güçler, Milönü’ne giren yollara barikat kurup, savunmaya geçer. Polislerin barikatları yarıp faşistleri içeri tıkma girişimleri engellenir. Barikatların başında polis ve faşistlerle çatışmalar olur. Ve ardından, sokağa çıkma yasağı ilan edilir. Asker gelir. Barikatların bir yanında jandarma, diğer yanında, direnen halk sabahlara kadar nöbet tutar. İçten bir ses; “Jandarma biz sosyalistiz, dostuz, yalnız biz sana, kurtuluşun bizimledir, elini uzatsana’’ diye seslenir. Fakat bu ses, fazla uzun sürmez. Vali telsizden, Jandarma Komutanı Yarbay Vural Güride’ye, barikatları kaldırtıp yolları açmasını emreder. Yarbay ‘yolları açarsam katliam olur’ diye emri yerine getirmez.

MHP milletvekillerinin baskısıyla, yarbay Vural Güride acilen görevinden alınır. İçinde polislerin olduğu, “19 AN 709” plakalı bir araba, Ankara Samsun yolu barikatını yarıp Milönü semtini baştan başa otomatik silahla tarar. Halkın polise güveni hiç kalmaz, mahalle komiteleri kurulur, barikatlar daha da güçlendirilir. 30 Mayıs’ta polis çeşitli semtlerde arama yapar, kimler tarafından nasıl öldürüldüğü bilinmeyen 3 polis cesedi bulunur. Bunun üzerine, bakanlar, milletvekilleri, senatörler, vali, yeni komutanlar, belediye başkanı vs. toplanıp Milönü’ndeki barikatların hemen kaldırılmasını ister. Halkın emniyet görevlilerinden, polisin tutumundan yakındığı belirtilir. Fakat yeni Jandarma Komutanı Celasun, “Biz gerekli yerden emir aldık, tankları sürüp barikatları kaldıracağız. Size saat 16’ya kadar izin, yoksa taş üstünde taş komam” der. Polislerin Milönü’ne girmemesi şartı ve girerlerse askerin vur emri olduğu sözü üzerine, halk barikatları kaldırır. Bunun üzerine faşistler ve polis bir süre Milönü’nü bırakıp, Alevi köylerine ve Sünni mahalle aralarında kalan Alevilere saldırırlar. Kente büyük bir iç göç başlar. Çatışmalar, öldürmeler, yaralamalar olur, ekin tarlaları içinde cesetler kokmaya başlar. Milönü’nde vs. elektrik, su kesilir, ekmek sıkıntısı başlar. Çorum Sigorta Hastanesi, işkencehaneye dönüşmüştür, sağ giren ölü çıkar.. Yaralılara ilaç ve kan bulunamaz. “Komünist kızılbaşlara burada kan tahlili yaptırmayız” diye kan şişeleri kırılır. 4 Haziran’da, savcılığa Mutlu Evlerde bir inşaata, sağ görüşlü Yahya Baran ve Osman Aksuya ait olduğu belirlenen, elleri arkalarından bağlı, kafalarına kuşun sıkılmış 2 ceset bulundu ihbarı gelir. Bunların komünist halk mahkemeleri kararı ile öldürüldüğü ileri sürülür. Her tarafta bunun yaygarası yapılır. Daha sonra mahkemede, o kurşunların, yakalanan MHP’li bir militanın silahından çıktığı ortaya çıkacaktır.

İkinci Dalga

30 Haziran’da yeşil renkli “19 AT 535” plakalı bir ‘Murat131’ otomobilden otomatik silahlarla Milönü tekrar taranır. 1 Temmuz’da, ikinci kez olayların olmayacağını düşünen ve bulunduğu yerden göçmeyen ara mahallelerdeki Alevilerin evleri ateşe verilir. Direnenleri polis gözaltına alır, yüzlerce insan tutuklanır. 2 Temmuz Çarşamba Çorum’da bazar, alıveriş günüdür… Pazara gelen köylülerin önü kesilir, işkence edip öldürülür. Arabaları traktörleri yakılır. Darbeci elebaşı Kenan Evren, daha sonra anılarında, 12 Eylül darbe tarihini 1 Temmuz günü kararlaştırdıklarını açıklayacaktır. 2 ay sonra, Ankara’dan Paul Henze, ABD Başkanı Jimmy Katır’a “Bizim çocuklar başardı” o ünlü mesajı çekecektir. 3 Temmuz Perşembe, Cuma’nın gelişi Perşembe’den bellidir… İçişleri bakanlığından gelen bir emirle, Çorum’a gelen köy yollarının kapatılması emri verilir. Şehir içinde büyük bir operasyon başlatılarak 100’lerce kişi ve silah toplanır. Alevilerin ve devrimci güçlerin direnişi ve köylerden gelecek yardımlar kırılmaya çalışır. Belediye başkanına MHP’li bir belediye meclisi üyesi, başka şehirlerden yüzlerce MHP militanının Çoruma geldiği haberini verir. Valiye emniyet güçlerine haber verilir, fakat ilgilenen olmaz, tam tersi sokağa çıkma yasağının yarından itibaren kaldırıldığı ilan edilir.

Kara Cuma

4 Temmuz Kara Cuma, sokağa çıkma yasağı kaldırılır. Cuma namazında Çorum’da tüm camilerden aynı anda birer kişi ayağa kalkıp “Milönü’nde komünistler, kızılbaşlar Alaadin Cami’yi bombalandı” diye cihat çağrısı yapar. Aynı sözler polis telsizlerinden tekrarlanır ve her saat başı TRT’den haber olarak yayınlanır. Camilerden Cuma namazından çıkanlar hep birlikte harekete geçerler. Aynı anda inşaat halindeki Alaaddin Cami’sine takılan hopörlerden Allah Allah sesleri yükseltilir. Saldırı o taraftan geliyor diye, direnişçiler o yana yönelir. Gelenler orada hazır bekletilen polis panzerleri ile taranır. Arkadan, MHP’li faşistler “komünistlere ölüm” diye diğer mahallelerde insan avına çıkarlar… Milönü, Nadık, 3 Evler, Divanede katliam yaparlar, kadınları kaçırıp tecavüz ederler. 4 Temmuz’un bilançosu, 26 can ölü, yüzlerce yaralıdır. Çorum katliamında 50’yi aşkın insan katledildi. Katledilen insanların cesetlerine yakınları aylarca yıllarca ulaşamadılar, Sarımbey köyünden Hamza Gökmez’in cesedi 2 yıl sonra bulundu. Buldukları cesetler de yakılmış, işkence izleri ile tanınmaz hala getirilmiş haldeydi. Gelsin Pirin kurtarsın diye fırınlara atılıp yakıldı pirlerimiz. Kontrgerilla, Çorum’da halk direnişinden dolayı, ikinci bir Maraş yaratmayı başaramadı, fakat 12 Eylül darbesini meşrulaştırmak için gerekli ortamı yaratmışlardı. 12 Eylül, ki binlerce insanımızın kanına girdi, okullarda zorunlu din dersleri ile bugünkü siyasal İslam’ında temellerini attı.

corum katliami3

Çorum katliamında, yaşamını kaybeden kimliği tespit edilen 47 kişi şöyle:

Solcu Alevi kökenli toplam 40 kişi; 1- Abdullah Sucu (memur) 2- Ali Şakar 3- Ahmet Doğan (Sebze Komisyoncusu) 4- Ali Gündoğdu 5- Ali Paçacı 6- Ali Aydemir 7- Aziz Gündoğdu 8- Bektaş Ünal 9- Cumali Bağcı 10- Dursun Erkoç 11- Gökçen Kartal (ev kadını) 12- Halil Büyrü (inşaat işçisi) 13- Hamza Gökmen (cesedi 2 yıl sonra bulundu) 14-Hasan Bağzık 15- Hatim Dursun (ev kadını) 16- Hüseyin Şirin 17- Hüseyin Özdemir 18- İsmet Solmaz 19- Kazım Güler 20- Musa Kireççi 21- Mustafa Tahtasız 22- Mehmet Yılmaz 23- Mehmet Şahinci 24- Musa Acar 25- Mehmet Kaygısız 26- Muzaffer Yeşilyurt (polis) 27- Necati Göktaş (SSK Hastanesi-memur) 28- Nurettin Baydemir 29- Rıza Aybars 30- Rıza Candan 31- Raif Erdem 32- Servet Yıldırım (öğretmen) 33- Selahattin Ardıç 34 –Seydi Özdemir 35- Selime Eser 36- Süleyman Üreyn e (inşaat işçisi) 37- Süleyman Atlas 38- Şükrü Yalçın (Belediyede işçi) 39- Şeref Şahin 40- Veli Solmaz dede. Sağcı: 3 polis, 4 sağcı toplam 7 kişi; 1-Abdurahman Koçak (polis) 2-Aziz Özkaya (polis) 3- Mustafa Yıldırım (polis) 4- Mustafa Özdemir5-Osman Aksu6- Satılmış Tumruk (işçi) 7- Yahya Baran (şoför)

Çorum davası, yeniden görülmeli gerçek sorumlularından hesap sorulmalı

Çorum Katliamı, kendi kendine gelişen bir olay değil, planlı bir katliamdır, insanlık suçudur… Aradan 30 yıl geçse de insanlık suçlarında zaman aşımı yoktur. Katliama karışan birkaç kişi, adi, sıradan bir olaya karışmış gibi hafif cezalarla kurtuldular. Esas arka, üst planda olan sorumlu, yetkililerden hiç birisi yargılanmadı. Anayasa değişikliği ile birlikte, 12 Eylül darbecilerine, yargı yolunun açılmasının gündemde olduğu şu günlerde, darbeye alt yapı olarak gerçekleştirilen Çorum Katliamı da, 12 Eylül davasına dahil edilip, gerçek sorumlularından hesap sorulmalıdır, Çorum davası yeniden görülmelidir. AKP hükümetinin darbeci generallere yargı yolunu açacak anayasanın 15. Maddesi’nin kaldırılmasını, diğer anayasa değişikliği önerileri ile aynı paketinin içine koyması, samimiyetsizliğin ta kendisidir

Önceki Haber

Beşar Esad yeniden Devlet Başkanı seçildi

Sonraki Haber

Kadınlardan ‘Kırmızı’ Eylem

Latest from Manşet

Onlara borcumuz var!

Tarih kâğıda dökülürken, dünyada olanlar anlatılırken, “Sivas’ın Sönmeyen Ateşi, Madımak” nasıl resmedilecek? Madımağı ateşe verenler hangi

Adalet Yanıyor!

Evet, adalet yanıyor, yanmaya da devam edecek… Bizler ya sadece adaletin yandığına seyirci kalacağız, ya kahraman

%d blogcu bunu beğendi: