Çarşamba, Haziran 19, 2024

ÇEDES Neye Hizmet Ediyor?

Date:

Prof. Dr Nejla Kurul
Prof. Dr.; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 280. sayısında yayınlanmıştır.

Siyasal iktidar, bir yandan yoksulluğu, işsizliği, yolsuzluğu, yasakları, insan hakkı ihlallerini unutturmak ve bir yandan da bu sorunlara karşın yaklaşan yerel seçimlerde belediyeleri kazanarak iktidarını meşrulaştırmak, güven bunalımını aşmak ve güçlenmek amacıyla toplumu ayrıştırmaya ve kutuplaştırmaya devam etmektedir. Ekonomik, sosyal ve politik pek çok sorun karşısında toplumu laiklik ekseninden bölerek ayrıştırmak istediği, son seçimlerden sonraki özellikle eğitim politikalarından görülmektedir. Bu nedenle bir yandan laikliği savunmak bir yandan ise iktidarın perdelemeye çalıştığı sorunları ortaya koymak için laik yaşamı ve laiklik kavramını açmak çok önemlidir.

Bugünün neo-liberal ve muhafazakâr egemenleri attıkları her adımda, uyguladıkları her politikada var olan eşitsizliklerin daha da derinleşmesine neden olmaktadırlar. Kendi sömürü düzenlerini koruyabilmek ve kendi ayrıcalıklı konumlarına halkın geniş kesimlerini ikna edebilmek için piyasacı politikalar karşısında muhafazakâr politikalara daha fazla ihtiyaç duymaktalar. Dolayısıyla laiklik kavrayışımızı, sınıfsal eşitsizliklere odaklanan ve eşit yurttaşlık ilkesini temel alan bir perspektifle oluşturmamız, yarınlarımızı bugünden kurabilme kapısını aralamamıza yardımcı olacaktır. Böylelikle laikliği savunmak, otoriterleşme karşısında demokrasiyi, tek tipleştirme karşısında özgürlüğü ve nihayet eşitsizlikçi politikalar karşısında eşitliği savunabilmenin zemini ve aracı olacaktır.

Kamuoyuna gösterilen yüzüyle “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum!” adında bir protokol eğitim yaşamına girdi. Üstelik Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine ek olarak seçmeli ders grubundan bir dinsel telkin dersinin daha zorunlu olarak seçilmesinin istendiği ve hatta tüm eğitim programlarının kapsamına daha çok dini içeriğin dahil edildiği laik eğitime yönelik yeni saldırılarla birlikte ÇEDES okulların ön kapısından girdi. Yine Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef aldığı günlerde, Samsun’da bir özel okulun sadece kız öğrencilere sarıklı erkek görevlilerce eğitim sunduğu günlerde ÇEDES’i konuşuyoruz.  ÇEDES’i konuştuğumuz günlerde öğretmenleri tek tip kıyafetin içine sokacak, özellikle kadın öğretmenleri örtecek önlük uygulamasının sağ, otoriter popülist iktidarın aynılaştırıcı politikalarının bir örneği olarak bizzat yaşamaktayız.

ÇEDES Protokolü 2021’de Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanmıştır. Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından İzmir’de 842 okulda uygulamanın yaygın başlangıcı yapılmıştır. ÇEDES Protokolü ile sağlık alanında olduğu gibi, İzmir’de 842 okulda eğitim alanında da ‘manevi danışman’ ve çeşitli din görevlileri için dini telkin ve dinsel etkinlik alanı oluşturulmuştur. Siyasal iktidar, bugüne kadar yaptığı gibi, din ve inanç alanı gibi son derece hassas bir konuda “tek din, tek inanç” yaklaşımıyla hareket ederek okullarda öğrencilere dini ve manevi değerleri aktarmayı kendisine görev edinmiştir. ÇEDES, iktidarın eğitim sistemini siyasal-ideolojik çizgisi ve dini-kültürel ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendirme hedefinin son örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. İktidar eğitimi dinselleştirerek rıza, şükür, tevekkülü ve toplumsal cinsiyet kalıplarının ve rollerinin daha keskin biçimde okullarda aktarılmasını sağlayarak piyasanın bireyinin karşısına “aile” gibi bir mikro yapıyı koyarak yoksulluğu, işsizliği, güvencesizliği ve insan hakları ihlallerini örtmeye çalışmaktadır.

ÇEDES Protokolü ile öğrenciler okulun içinde yeni din görevlileri ile karşılaşacaklardır. Manevi danışmanlarla öğrencilerin okul dışında Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı kamplarında buluşmaları, okullardaki koordinatör öğretmen ve Gülen cemaatinin “abla ve ağabeyleri” gibi koordinatör öğrencilerle dini telkinler yapan “değerleri eğitimi” çalışmalarına katılmaları sağlanacaktır. ÇEDES projesi ile Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığına, dinci tarikat ve cemaatlere öğrencileri devşiren bir işlev görmüş olacaktır.

ÇEDES’in amacı sadece öğrencilerin ele geçirilmesi değildir. Bu protokol ile vaiz, imam hatip ve Kur’an kursu öğreticilerinin, İlahiyat Fakültesi mezunlarının eğitim kurumu olan okullarda ‘manevi danışman’ olarak görev yapmalarının önü açılmaktadır. ÇEDES, böylece siyasal iktidarın ruhban sınıfının kadrolaşmasıdır.

AKP Hükümetinin eğitimden sağlığa, hukuktan toplumsal yaşama kadar izlediği siyasal İslamcı politikalar son derece tehlikeli bir aşamaya gelmiştir. Evrensel hukuk ve insan hakları açısından oldukça önemli bir ilke olan laikliği savunanlar, Diyanet İşleri Başkanı tarafından ‘laik yobazlar’ tarzı hakaretlere maruz kalmaktadırlar.

Emek ve demokrasi güçleri ve yurttaşlar olarak IŞİD ve Taliban zihniyetinin yarattığı tehlikenin farkında olmalıyız.  Bu tehlikenin karşısında laiklik ilkesi ve laik eğitim, çoğul bir toplumda farklı inanç, farklı kimlik, farklı cinsiyet ve cinsel kimlikler, hem inananlar hem de inanmayanların bir arada barış içinde yaşayabilmeleri için son derece önemlidir. Ancak Türkiye’de ciddi bir mücadele alanı olarak laiklik siyasal alanda unutturulmaya ve görünmez kılınmaya çalışılmaktadır.

Tüm bu saldırılar karşısında kadınlar, gençler, çocuklar, Aleviler, farklı din ve inanca sahip olanlar, inanmayanlar laik eğitimi ve laik yaşamı savunmalıdır. Laiklikten, demokrasiden, özgürlüklerden ve eşit yurttaşlıktan yana olan tüm kurumları, Laik Eğitim, Laik Yaşam, Eşit Yurttaşlık talepleriyle Laiklik Buluşmalarına güçlü bir biçimde katılmaya davet ediyoruz. Yaşadıklarımız bizlere öğretti: Laiklik yaşamsaldır, laiklik savunulmalıdır.

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Kazım Gündoğan: Dersim Tertelesi Cumhuriyetin Kara Kutusudur

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 286. sayısında yayınlanmıştır. KAZIM GÜNDOĞAN...

Yönetmen Yücel Tunca ile “Alacakaranlıkta 30 Yıl: Madımak Katliamı” belgeselini konuştuk – Röportaj Nuray Pehlivan

Madımak Katliamı üzerine bir web belgesel: Alacakaranlıkta 30 Yıl Yönetmen...

Cemal Taş: MAZLUM EBE JÜANÊ ZALIMKARİ, SE DERDÊ XO BİYARO JÜAN

Hesenê İbrahimê Qıci, Hesenê Cıvrail Ağaê Arekiye, Aliê Mırzê...

Cafer Kaplan Dede: Gerçeğin Dilinden Madımak Katliamı

Dostun zülüfleri bölük bölüktür Benim ciğerciğim delik deliktir Muhabbetin sonu tez...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?