Pazartesi, Haziran 17, 2024

Aynur Akgül – Ahmet Tutay: Güç ve Eylem Birliği

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 283. sayısında yayınlanmıştır.

2023’ün genel olarak dünya da iyi bir yıl olduğunu söylemek çok zor. Savaşlar, ekonomik ve siyasal krizler, deprem ve diğer doğa afetleri açısından tam bir felaketler yılı oldu diyebiliriz. Enflasyon ve faizler dünya emekçileri ve dar gelirliler açısından oldukça sıkıntılı bir yıl oldu. Milyonlarca insan işsiz kalıp geçim sıkıntısı çekti. Zor ekonomik koşullar emekçilerin sendikal örgütlemelerini zora soktu. Bir çok ülkede yapılan seçimlerde sağ muhafazakar ve ırkçı partiler iktidara geldiler. Bu da dünyada demokrasi, özgürlükler doğa ve insan hakları açısından büyuk bir kayıp anlamına gelmektedir. Yani kısaca özetlersek genel olarak ekonomik ve siyasi anlamda , ezilenler, emekçiler ve azınlıkların kaybı bu anlamda çok büyük oldu. Buna somut bir örnek; büyuk deprem, yüksek enflasyon ve anti demokratik baskıcı uygulamara rağmen Türkiye’de yine aynı iktidar yönetmeye devam ediyor. Bu ağır yaşam koşullarına, baskı ve zulme rağmen Türkiye halklarının geleceğine sahip çıkmaması veya çıkamaması çok üzücü ve düşündürücüdür.  Bu konu yeni baştan tüm yönleriyle irdelenip bizler tarafından iyi analiz edilmelidir ki yeniden bir yol haritası oluşturalım.

Aleviler açısında da çok kötü bir yıl olduğu kanısındayım. Biz Aleviler olarak Avrupa’da pekte fena sayılmayacak bir örgütlenme sağlamış ve bu sayede bir çok kazanım elde etmiş durumdayız. Ancak bu kazanımlar bir bütün olarak pratik hayatta yaşam bulmuş değil. Almanya, Fransa ve İngiltere’de kısmi yaşam bulmuş, ancak diğer ülkelerde çok daha zayıf durumda. Türkiye’de ise bu tam tersi. Yıllardır Alevi kurumları var, örgütlenmeler var, ancak devlete ve Diyanet’e direnemiyorlar, yenik durumdalar diyebiliriz. Alevi Diyanet’inin kurulmasına ve ÇEDES’in hayata geçirilmesine engel olamadılar. En önemliside Cemevlerimizin birer minaresiz Cami’ye dönüşmesine adeta seyirci kaldılar ve kalmaya devam ediyorlar. Kurumların tüzükleri ve kuruluş amaçları tam olarak Alevi davasına hizmet etmiyor. İstek ve amaçlarında samimi ve dürüst değiller. Birçok kurumda yöneticilerin çoğu Aleviliği ve davasını ya bilmiyor ya da tam kavramış değiller. Kurumları bir siyasi parti veya dernek olarak görüyorlar.  Bu da onları çeşitli siyasi partilerin arka bahçesi yapmış durumda. Bu çok vahim. Alevi kurum yöneticileri Aleviliği bilmeli ve Alevice yaşamalı ki Alevi davasına hizmet edebilsinler, aksi halde içinde bulunduğumuz bu durumdan kurtulmamız mümkün olamıyacak. Biz Aleviysek hayatımızın her anında Alevi inanç ve değerleri önceliğimiz olmalı, yaşamımızı ona göre düzenleyip Alevice yaşamalıyız. Bir Müslüman,  Hıristiyan veya bir Ateist gibi yaşayıp Alevi davasına hizmet edemeyiz ve kazanımlar elde edemeyiz.

Ancak her şeye rağmen Alevi kurumlarının Türkiye’deki ırkçı, gerici ve yobaz rejime karşı zaman zaman itiraz ve protestoları çok değerli buluyorum.  Alevi kurumları sloğanlardan çok somut taleplerde bulunmaları gerek.  Ayrıca somut talepleri içinde daha gerçekçi eylemlerde bulunmaları lazım.  Örneğin zorunlu din derslerine karşı eyleme geçip, kendi çocuklarını hiç bir koşulda bu derslere göndermemeliler, kararlılıkla direnmeliler. Sormak lazım kaç kurum yöneticisi çocuğunu bu derslere katılmasını önledi? Peki bunu kendileri yapmıyorlarsa kime yaptırmayı düşünüyorlar?

Biz İsveç’te Aleviliği özgün bir inanç olarak 2012 yılında kabul ettirdik ve bunun gereği olarak diğer inançlar gibi inancımızı ve değerlerimizi yaşıyor ve yaşatmaya çalışıyoruz. Denilebilirki siz demokratik bir ülkedesiniz her şey  çok kolay. Ancak biz Avrupa’dan maddi manevi ve diğer imkanlarımızla ülkedeki canlarımızı yanlız bırakmıyoruz ve bırakmayacağız.

2024 yılı Aleviler için çok daha zorlu bir yıl olacak kanısındayım. Alevi Diyanet’i görevine yeni başladı, keza ÇEDES’de yeni uygulamaya girdi. Bütün  bunların pratik olarak uygulanması Alevilerin gerçeklerle tam anlamıyla sınanması demektir. Nasıl direneceğiz? Bu uygulamaları ne kadar engelliyebileceğiz?

Türkiye’de ilerici kesimde bu tehlikeli ve vahim durumun farkına varmaz ve Alevilerle, Kürtlerle güç ve eylem birliğine gitmezse karanlık günler bizi bekliyor demektir.

Her şeye rağmen yinede, ben 2024 yılının tüm ezilenlere baskı, zulüm görenlere özgürlük, barış ve demokrasi getiren yıl olmasını diliyorum.

Aşk olsun insanın insanca yaşaması için mücadele edenlere!

Aşk olsun Alevice yaşayanlara!

Aynur Akgül – Ahmet Tutay
İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanları

 

 

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Kazım Gündoğan: Dersim Tertelesi Cumhuriyetin Kara Kutusudur

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 286. sayısında yayınlanmıştır. KAZIM GÜNDOĞAN...

Yönetmen Yücel Tunca ile “Alacakaranlıkta 30 Yıl: Madımak Katliamı” belgeselini konuştuk – Röportaj Nuray Pehlivan

Madımak Katliamı üzerine bir web belgesel: Alacakaranlıkta 30 Yıl Yönetmen...

Cemal Taş: MAZLUM EBE JÜANÊ ZALIMKARİ, SE DERDÊ XO BİYARO JÜAN

Hesenê İbrahimê Qıci, Hesenê Cıvrail Ağaê Arekiye, Aliê Mırzê...

Cafer Kaplan Dede: Gerçeğin Dilinden Madımak Katliamı

Dostun zülüfleri bölük bölüktür Benim ciğerciğim delik deliktir Muhabbetin sonu tez...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?