Perşembe, Şubat 22, 2024

Alevilerin toplumsal birliklerinin çimentosu yol’a verilen ikrardır!

Date:

Milliyetçi propagandanın etkisinde kalan bir kısım Alevi canımızın sanki Alevi olduklarını unutmuşlar gibi bir ruh halleri var. Olaylara ve olgulara Alevi perspekfiyle bakmayan bu canlarımız, mensup oldukları etnik kökenlerini Aleviliğin önüne koymaya başladılar. Kurumlarımız içinde ortaya çıkan ” ben Türk Alevisiyim” ya da ” ben Kürt Alevisiyim” türünden tartışmalar, bu canlarımızın milliyetçiliğin etkisinde kalarak Alevi bakış açılarını kaybetmelerinin üründür. Aleviliğe kendi ‘‘ milliyetçi ideolojilerinin‘‘ gözüyle bakanların yarattığı bu tartışmalar, Alevilerin toplumsal ve örgütsel birliklerine ciddi zararlar veriyor.

Hasan Subaşı

Alevi toplumu içerisinde Türk, Kürt, Arap, Fars, Arnavut gibi etnik kökenlere mensup olan canlarımız vardır. Canlarımızın bu etnik kökenlere mensup olmaları, her etnik kökene ait olan bir Aleviliğin var olduğu anlamına gelmez. ” Türk veya Kürt Aleviliği” denen bir şey yoktur! Bunlar milliyetçi kafaların ve akımların uydurdukları şeylerdir. Merkezine insanı koyan tek bir Alevilik vardır! İdrak edilmeyen budur.

Alevilerin toplumsal ve örgütsel birlikleri, inanç temelli bir birliktir. Bu birliğin merkezinde Alevi yoluna ve inancına verilen ikrar vardır. Aleviler ikrar bağıyla birbirlerine bağlanarak yol kardeşi olmuşlardır. İkrar; Türklerin, Kürtlerin veya başka bir milletin varlığına değil, Aleviliğe verilmiştir. Milliyetçi akımların yörüngesine giren canlarımızın bunun aksini söylemleri, içi boş bir iddiadan başka bir şey değildir! Türklerin ve Kürtlerin hepsinin Alevi olmadıkları bilinen bir gerçektir. Bu durum bile Aleviliğe ” Türk veya Kürt pencersinden” bakanların nasıl bir yanılgı içinde olduklarını görmek için yeterlidir.

Biz bu gerçekleri dile getirirken halkların varlıklarını inkar etmiyoruz. Halklar vardır! Her halkın varlığına ve birliğine saygı duyuyoruz! Fakat bizim inancımız ve yolumuz tarih sahnesine çıktığı günden beri merkezine insanı koymuştur. Bundan dolayı yol pirlerimiz

Aleviliğe talip olmak için meydana gelip dara duran hiçbir insana hangi etnik kökenden olduklarını sormamışlardır. Çünkü hakikat meydanına gelip dara duran herkes, o meydada insanı kimliği ile vardır.Yol pirlerimiz dar’da duranların bu kimliklerini esas alarak, onlara

Aleviliği ve Aleviliğin özünü oluşturan Dört Kapı Kırk Makam’ı anlatmışlardır. Anlatılanlara bir ihtirazı olmayan insanlardan ikrar almışlardır.

Bu düşünceler ile bütünleşen her canımız Alevilerin toplumsal ve örgütsel birliklerini göz beğini koruduğu gibi korur. Temelinde milliyetçi ideolojilerin olduğu tartışmalardan ve bu tartışmaların yarattığı sürtüşmelerden uzak durur. Türk ve Kürt milliyetçiliği yapmanın     

Alevilikle bağdaşmadığını görür. Dünya da ve ülkemiz de yaşanan gelişmelere Alevi bakış açısıyla yaklaşır. Mazlumun yanında, zalimin karşısında olma temelinde bağımsız bir Alevi duruşunun temsilcisi olur.

Sözün Özü:

 Zalimler asırlardı bizi Alevi olduğumuzdan ve çarkı bozuk düzenlerinin bir parçası olmadığımızdan dolayı katlediyorlar. Aleviliğe ve Alevi toplumuna karşı uyguladıkları baskı, yasak ve inkar politikalarının nedeni de budur. Kerbela’da Pir İmam Hüseyin’i, Sivas’ta Pir Sultan Abdal’ı, Dersim’de Seyit Rıza’yı katlederken hangi etnik kimliğe mensup olduklarına bakmadılar. Bu yol önderlerimizi Alevi oldukları ve zalimlere biat etmedikleri için katlettiler.

Sömürcü zalimleri ve onların düzenlerini savunan din adamlarının, Alevilerin hakkında vermiş oldukları yüzlerce ölüm fetvası var. Bu fetvaları veren şeriatçı din adamlarının hepsinin aynı etnik kökene mensup olmadıkları bilinen bir gerçektir. Hakkında ölüm fetvaları verilen Alevilerin hepsi de aynı etnik kökene mensup değiller. Burada belirleyici olan etnik kökenler değildir. Belirleyici olan onların İslamcı, bizim Alevi olmamızdır!

Şeyhülislam Ebussuud Efendiler, hangi etnik kökene mensup olduklarına bakmadan tüm Alevilerin çocuklarıyla birlikte topluca öldürülmeleri için fetvalar vermişlerdir. Bunlar tarihe kaydedilmiş olan gerçeklerdir.

Bizi Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de katledenler ve Sivas’ta diri diri yakanlar bu fetvaları verenlerin yolundan yürüyenlerdir. Milliyetçi anlayışla hareket edenlerin, insanlık düşmanı bu zalimleri ” kardeş olarak” görmelerinde şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü milliyetçi anlayışta aynı millete mensup olmanın ortaya çıkarttığı bir kardeşlik vardır.

Sayıları çok az bile olsa bazı Alevilerin MHP’li olduklarını biliyoruz. Bu insanların, Alevileri katleden faşist MHP’nin saflarına katılmalarının asıl nedeni milliyetçi anlayışlarıdır. İkrarına bağlı olan Aleviler, bu anlayışı kökünden reddettikleri gibi, elinde Alevilerin kanı olan MHP başta olmak üzere tüm ırkçı- faşist akımların karşısında duruyorlar.

Milliyetçilik yapmadan ve etnik kökenlerini Alevlerin inançsal ve örgütsel birliğinin önüne bir engel olarak koymadan kendi ulusal kimliğine sahip çıkan canlarımıza bizim bir sözümüz yoktur.

Yeter ki Alevilik ile milliyetçiliği birbirine karıştırmayalım. Çünkü bunlar birbiriyle bağdaşan şeyler değiller. Bunu asla unutmayalım!

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Bad Schönborn’da Demokrasi ve Çeşitlilik İçin Büyük Gösteri

Bad Schönborn'da gerçekleşen "Demokrasi ve Çeşitlilik İçin Büyük Gösteri",...

Alevilerin Sesi Dergisi’nin 284. sayısında yer alan bazı başlıklar :

📌  Umut Yol Gösteren Bir Duygudur – ERDAL KILIÇKAYA 📌 ...

Berlin Cemevi Eyalet Başbakanını Ağırladı

Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner (CDU), başbakanlıktaki ilk yılını...

Alman Parlamentosu’nda Hızır Lokması Paylaşımı

Hızır ayı oruç günlerinin son günü Alman Parlamentosu İnanç...