Cumartesi, Nisan 13, 2024

AAGB’nin Serenay Yılmaz Röportajı: “Anadolu’nun Gizli Yolu”

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 285. sayısında yayınlanmıştır.

Avrupa Alevi Gençler Birliği’nin (AAGB) üyesi olan Britanya Alevi Gençlik Federasyon üyesi, ve School of Alevism de gördüğümüz Serenay Yılmaz’i, bugün Alevilikle ilgili yapmış olduğu belgeseli “Anadolu’nun Gizli Yolu” ile yakından tanıma fırsatımız oldu.

İşte Serenay Yılmaz’la yaptığımız röportaj:

Belgeselinizin konsepti nasıl oluştu? İlk başta ne sizi ilhamlandırdı? Alevilikle ilgili belgesel çekmeye nasıl karar verdiniz?

Aslında 2016 yılına kadar Alevilik veya inanç gibi şeyler’e fazla ilgi duymuyordum, tanrısal anlayışlardan ziyade spiritüelliğe ve bilime daha çok önem veriyordum. 2016 yılında Film okulundayken belgesel üzerine derslerimiz oldu, ve o yaz hepimizin kısa belgesel çekmesi gerekiyordu. O yaz’ı Turkiye’de geçirme planım vardı bu yüzden Alevilik üzerine bir belgesel çekmeye karar verdim. Bütün bilgileri Google’dan aldım ve bu bilgiler üzerine Aleviliği tanıttım. Bu belgeseli daha sonra Facebook’ta paylaştım, ve Britanya Alevi Federasyonun dan bir arkadaş bana özel olarak mesaj attı, ve iyi bir şekilde eleştirdi, belgeselin Aleviliği tamamen yanlış tanıttığını söyledi, çok şaşırdım. Meğer Aleviliği hiç bilmiyormuşum. Daha sonra Alevilik hakkında kitaplar okudukça aslında Aleviliğin inancı ve felsefesi benim hissettiğimle aynıymış. Bilimin ve spiritüelliğin arasındaki uyumu görmek hayatımda önemli bir noktaydı. Bu uyumu göstermek ve tamda bu Aleviliği insanlarla paylaşmak bir misyon haline geldi.

Hazırlık aşamasında karşılaştığınız zorluklar nelerdi? Bunları aşma süreciniz nasıl geçti? En ilginç anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

Belgesel fikri oluştuğunda, ve kafamda tüm planları yaptıktan sonra önümde sadece parasal bir sorun vardı. Sponsorluk için Londra’da bir kaç tane Alevi işinsanlarıyla telefonda görüştüm, ama olmadı. En sonunda ailemin yardımıyla bu yola çıkabildim. Ve tabi Britanya’da Enfield Alevi Gençleri bu proje için bir gece düzenlediler ve onlar sayesinde biraz para toplayabildik. Bu para çekimin üçüncü gezisini karşıladı. Parasal zorluklardan ziyade birde kişisel kararlar’la biraz boğuştum. Bir yandan Aleviliği tüm görüşleriyle tanıtıp insanların kendi fikirlerini edinmesine doğru yöneldim. Bir yandan da büyük bir asimilasyonun karşısında sadece kendim inandığım gerçekleri göstermenin daha yararlı olabileceğini düşündüm. Belgeselin montajı biraz da bu yüzden gecikti. Sonuçta bir belgesel filmi yapmak istedim, ve belgeseller hayatı ve gerçekleri, ne kadar karmaşık ve güzel olmasa da, olduğu gibi göstermelidir, yoksa propaganda dan bir farkı kalmıyor. Sonunda sadece Aleviliği tanıtmaktan ziyade asimilasyon üzerine dikkat çekmek istedim.

Belgeseliniz yayına girdikten sonra toplumdan nasıl bir geri dönüş aldınız?

Daha çok olumlu geri dönüşler oldu. Ama tabi hassas bir konu olduğunu biliyorum o yüzden her zaman olumsuz yorumlar da bekliyordum.

Alevi kültürünü anlatan belgesellerin toplum üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence belgesel gibi çalışmalar artmalı, çünkü az öncede bahsettiğim gibi belgeseller gerçeğe en yakın hikaye anlatımıdır, bir karar veya bir sonuç gerektirmez, tam tersine tek ihtiyacı olan belirsiz bir noktadır ve izleyen kişinin bu belirsizliği kendi bakış açısıyla anlamlandırmasıdır. Bir bakıma bir parçası eksik olan bir yapboz gibi ve o eksik parça izleyici tarafından tamamlanıyor. Dolayısıyla, gerçek hayatta karmaşık olan bir şeyi keşfetmeye çalıştığınızda, bunu keşfetmenin en iyi yolunun belgesel olduğuna inanıyorum. Gercek Filmler de bu tür araştırmaları yapabilir ancak her zaman kurguyla sınırlı kalırlar. Aleviliğin keşfedip paylaşılacak sonsuz olanakları var, bunun belgeseller aracılığıyla daha da arttırılmasının çok büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Belgeselinizde objektif olmayı nasıl başardınız?

Bu süreçte kendimle baya yüzleştim, ben genellikle kendi bildigim doğruları karşımdaki insana yükleyen birisiyim, bu huyumu bırakmak ilk başta zordu 🙂 Bu yüzden hep derim bu belgesel süreci beni gerçekten değiştirdi.

Projenin amacı doğrultusunda hangi başarıları elde ettiniz ? Projenizin başarısıyla ilgili bir örnek ya da hikaye paylaşabilir misiniz?

Belgesel uzerine planlara başladığımda hayal ettigim sonuç sinemalar veya ödüller degildi. Hayal ettigim sonuç YouTube’dü, çünkü bu belgeselin en büyük kitlesi YouTube üzerinde, ve bu yüzden şimdi ki hedefim Alevi Archive YouTube kanal’ı üzerinden bu projeyi bu şekilde devam ettirmek.

İlerideki projelerinizde Alevilikle ilgili başka hangi konuları ele almayı düşünüyorsunuz?

Alevi felsefesi sadece Aleviler için değil ama tüm insanlara bir katkısı olduğuna inanıyorum, bu yüzden tüm videolar da İngilizce alt yazı ekliyorum. Ayrıca Britanya Alevi gençleriyle başlattığımız bir diğer YouTube kanalıda ‘School of Alevism’, bu kanalda ki videolarımız Ingilizce ve ayrıca Türkçe alt yazı ekliyoruz. O kanalda da Aleviliği basitçe anlatmaktan öte Alevi deyişler üzerine videolar yapıyoruz, çünkü felsefe biz insanlar için uluslararası bir hazinedir. Ve Alevi felsefeside bizim bu ortak hazineye katkımız, bunu insanlar’la paylaşmak bizim için büyük bir sevinç.

Alevilikle ilgili yapılan projelerde daha geniş bir işbirliği ağı oluşturmak adına düşünceleriniz nelerdir?

Açıkcası bunun üzerine fazla düşüncelerim olmadı ama tabi böyle bir işbirliği Alevi toplumu için çok güzel bir fırsat olur.

Alevi gençlerin belgeselinize nasıl katkı sağlayabileceğini düşünüyorsunuz?

Tabi belgeseli izleyip aileleriyle ve arkadaşlarıyla paylaşmaları büyük bir katkı olur.

Alevilikle ilgili toplumsal farkındalığı artırmak adına yapılacak projelere yönelik tavsiyeleriniz nelerdir?

Alevilik güncel bir inançtır, hangi yılda yaşarsak yaşayalım, her zaman günceldir. Alevilik, kaotik, dikkat dağıtıcı, sürekli değişen bir dünyada bir bakıma ruhumuza bir bağdır. Ve en güzeli de ilerlemeye ve bilime aykırı olmamasıdır. Yani Aleviliğin ulaşamayacağı bir alan yok, dolayısıyla keşfedilecek pek çok fırsat var.

Bizimle bu keyifli röportajı takip ettiğiniz için teşekkür ederiz. Serenay Yılmaz’ın Alevilikle ilgili yolculuğunu ve ‘School of Alevism’ projesindeki katkılarını öğrenmek harika bir deneyimdi. Umuyoruz ki bu röportaj, Alevi kültürüne ve felsefesine daha derinlemesine bir bakış açısı kazanmanıza yardımcı olmuştur. Gelecekteki projelerinde Serenay’a başarılar diler ve Alevilikle ilgili bilgi ve farkındalığın artmasına katkıda bulunmaya devam etmesini umarız. Alevi felsefesiyle ilgilenen herkesi, ‘School of Alevism’ YouTube kanalını ziyaret etmeye ve bu değerli içerikleri keşfetmeye davet ediyoruz.

Sağlıklı ve bilgi dolu günler dileriz!

Avrupa Alevi Gençler Birliği

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Özge Göncü: İyi Olmamızın Mücadele İle Ne Alakası Var?

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 285. sayısında yayınlanmıştır. Çetin mücadele...

Zeliha Korkmaz: 2024 Perspektifi Kadınlar İçin Mümkün Mü?

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 285. sayısında yayınlanmıştır. Geride bıraktığımız...

Ufuk Çakır: 35 Yılın Emeği: AABF

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 285. sayısında yayınlanmıştır. Karanlık bilmeyiz,...

AABF’nin 35. Kuruluş Yıldönümü: Irkçılığa Karşı Mücadele Kararlılığı

AABF'nin 35. kuruluş yıldönümü etkinliği, Almanya'da yaşayan Alevi toplumunun...