Cumartesi, Şubat 24, 2024

Alevi Medyası’nda Yol Ayrımı: Alevilerin Sesi ve Cem Dergisi Üzerinden Bir Değerlendirme

Date:

Gülistan Elmacıoğlu

Haliç Üniversitesi, Dr. Öğretim Üyesi

Alevi Medyası’nın söylem, yayın içerikleri ve politikalarında görülen farklılıkların/ayrımın, en uzun soluklu Alevi Dergileri olan Cem ve Alevilerin Sesi Dergileri üzerinden araştıran bu çalışma, Doç. Dr. Halise Karaaslan Şanlı danışmanlığında ve Prof. Dr. Bedriye Poyraz ile Doç. Dr. Gülsüm Depeli’nin savunma komitesi katkılarıyla Ankara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı’nda hazırlanan “Alevi Medyası Üzerine Betimleyici Bir Analiz” (2015) başlığını taşıyan yüksek lisans tezinden üretilmiştir.

Çalışmada öncelikle Alevi Medyası kurucularıyla 2015 yılında yapılan yüz yüze görüşmelere dayandırılarak, Alevi Medyası’nın nasıl doğduğu, kendilerini tanımlama çabaları, Alevi Medyası’na neden ihtiyaç duydukları, amaçları, ürettikleri yayın içerikleri ve politikaları aktarılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde Alevilerin Sesi ve Cem Dergisi’nin alternatif medya tanımlamaları ışığında alternatif medya nitelikleri üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın son bölümü olan sonuç ve tartışma bölümünde ise her iki derginin yayın politikası, içerikleri ve söylem farklılıklarının değerlendirilmesi yapılmakta ve özelde Alevilere genelde “öteki” olarak görülen, tanımlanan toplumsal gruplarla dayanışma potansiyelleri irdelenmektedir.

 1.Alevi Medyası Nasıl Doğdu: Alevi Medyası Kurucularının Görüşleri ve Söylem Farklılıkla

Alevi Medyasının doğuşu toplumsal, siyasal ve kültürel boyutlarıyla anlaşılmaya çalışılmış ve yayını sonlanan ya da devam eden Alevi Medyası üzerine bir araştırma yürütülmüştür. Alevi Medyasını kuran kişiler ya da Alevi örgütlerinde yer alan üyeler ile 2015 yılında yapılan görüşmeler neticesinde Alevi Medyası’nın nasıl doğduğu araştırılmıştır.[1] Elde edilen verilerin sözlü aktarımlar yoluyla derlenmiş olması belli kısıtları ve eksiklikleri de beraberinde getirmiştir.

Alevi Medyasının ortaya çıkış koşulları/bağlamı, yayın içerikleri ve politikaları, Alevi toplumuna ne şekilde hizmet ettikleri, Alevilik kültürü ve inancını yaşatma biçimleri, Alevi toplumunun sorunlarını görünür kılabilme/onların sesi olabilme becerileri, eleştirel içerik üretebilme ve toplumun yok sayılan ve görmezden gelinen “öteki”leriyle dayanışma potansiyelleri alternatif medya tanımlamaları ve yaklaşımları çerçevesinde ele alınarak, Alevi Medyasının alternatif medya niteliklerini açığa çıkarmak amaçlanmıştır. Alevilik kültürü ve inancının yaşatılması, Alevilerin görünür kılınması ve talep, sorun ve isteklerinin gündeme taşınması, Alevi toplumunun öz bilinçlenmeleri hususunda bilgilendirici ve yol gösterici yayınlar üretilmesi ve daha da önemlisi Alevilerin kendilerini ait hissettikleri medyanın kurulmuş olması Alevi Medyası’nın önemini göstermektedir.

Alevilik inancına dair farklı tanımlamaları[2] olan Alevi Medyası kurucularının bu farklı görüş ve söylemlerinin üreticisi oldukları yayın içeriklerine yansıdığı görülmüştür. Alevi örgütleri ve medyası  bu tanımlamalardan birine, ötekilerine oranla daha yakın durmakta ve Aleviliği bu şekilde sunmaktadır. Bu da Alevi örgütleri ve medyası arasında bölünmelere ve söylem farklılıklarına neden olmaktadır. Türkiye’de Alevilik sadece dini/mezhepsel bir sorun olarak görülmeyip, dini haklara ek olarak siyasi talepleri de içeren bir inanç sistemi olarak düşünüldüğünde, Alevilik tanımlamalarındaki farklılıklar değil; belki de talepler konusundaki ortaklıklar konuşulur hale gelecektir. Fakat Alevi örgütlenmeleri ve medyasının Alevi kimliği ve inancı konusunda uzlaşıdan çok, ayrılıkları dikkat çekmektedir.

Cem Vakfı[3]  “Aleviliğe İslam içindeki özgün bir tasavvufi yorum olarak bakmakta ve Aleviliğin İslam dışı olarak gösterilip, siyasal mücadelelere eklemlenmesine karşı çıkmaktadır. Cem Vakfı’na göre “Alevilik, Orta Asya’dan Ahmet Yesevi ile başlayan; Anadolu’da Hacı Bektaşi Veli ve Yunus Emre ile devam eden, Kuran’a ve Hz. Muhammed’e bağlı, tasavvufa dayanan Türk İslamı’dır” (Massicard, 2013:90-92).

 Alevi Medyasının oluşum sürecine ve durumuna yönelik yapılan yüz yüze görüşmeler (2015) neticesinde alınan cevaplar aşağıda sunulmaktadır:

 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maltepe Şube Başkanı, aynı zamanda derneğin Genel Merkez Örgütlenme Sekreteri, hem de Haziran Alevi adlı derginin editörü Deniz Kıyafet Alevi Medyası’nın doğuşunun 1990’larla hız kazandığını, ortaya çıkmalarındaki asıl etkenin ise, Alevileri acılarda birleştiren, ortak kaygılar taşımalarına neden olan katliamlar olduğunu ve özellikle 1993 Madımak Katliamı olduğunu dile getirmiştir. Çünkü bu katliam, Alevilerin hafızalarına kazınmış kıyımların devam ettiğini bir kez daha göstermiş ve Alevilerin örgütlenme ve bilinçlenmelerinin önemini anlamalarını sağlamıştır. Seslerini duyurmak, taleplerini dile getirmek, medya ortamında kendilerine yer edinmek isteyen Aleviler bu nedenle kendi medyasını kurmaya başlamışlardır (Kıyafet, Yüz yüze Görüşme, 5 Ekim 2015).

 Kapatılan TV 10 televizyonunun imtiyaz hakkına sahip gazeteci yazar, Alevinet haber sitesi genel yayın yönetmeni ve aynı zamanda şu anda Can TV’de Sosyal Medya adlı program sunucusu Şükrü Yıldız, Alevi Medyası’nın nasıl doğduğuna ilişkin olarak; geleneksel medyada Alevilere yeterince yer verilmediğini, asimilasyon politikalarının devreye sokulduğunu belirterek; Alevileri dar bir çerçevede gören yaygın medya ortamının dışında konumlanmak gerekliliğinin altını çizmiştir. Devletin Alevilerin sorunlarını görmezden geldiğini ve bu nedenle de onlara yönelik, onları yansıtan programlar üretmek için özel bir çaba içine girmediğini dile getirmiştir. Yıldız’a göre Alevi hareketi, siyasal taleplerini örgütlenerek dile getirmeye başlamış ve böylelikle dergiler çıkarmaya, radyolar kurmaya ve son aşamada televizyonculuğu tartışmaya başlamışlardır (Yıldız, Yüz yüze Görüşme, 25 Ekim 2015).

Barış TV Eski Reklam ve Program Koordinatörü Erol Güngören, Alevi Medyası’nın ortaya çıkış koşullarını anlatırken; Alevilerin sesini kendi medyası aracılığıyla duyurmalarının daha doğru olduğunu çünkü diğer medya organlarının Alevi inanç ve yaşam biçimlerini çarpıtarak yansıttıklarını dile getirmiştir. Alevilerin asimile edilmeye çalışıldıklarını, bunu bertaraf etmenin yolu olarak da, Aleviliğin özüne dair kültürel kodları işleyen program üretmeye çalıştıklarını ifade etmiştir (Güngören, Yüz yüze Görüşme, 10 Ekim 2015).

Cem TV’nin Eski Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çim, yayın içeriğindeki ufak değişiklikler ve program çeşitliliği artmış olsa da, Cem TV’yi Alevi toplumuna hizmet eden ve onların sesi olmayı başaran tek televizyon kanalı olduklarını ifade etmiştir. Çünkü Alevilere ve Aleviliğe hizmet eden yayınları kendilerinin ürettiğini belirterek, hali hazırdaki diğer Alevi televizyonlarının birkaçını müzik eksenli, diğerlerini ise siyasal mevzuları ön plana çıkaran kanallar olarak değerlendirmiştir. Çim, Cem Vakfı ve Cem TV ekseninde düşünüldüğünde Alevi taleplerinin takipçisi ve destekçisi olduklarını, fakat Aleviliğin siyasal çıkarların hizmetine sokulduğu ve Aleviliğe hizmet etmeyen yayın üreten öteki kanalların Alevi Medyası olarak nitelenemeyeceğini aktarmıştır. Cem TV’nin yayın akışında siyasal gündemin konuşulduğunu, güncel olayların değerlendirildiğini ama kanalın genel olarak herhangi bir siyasal partiye yakın ya da uzak duran yayınlar yapmadıklarını; çünkü Aleviliğin buna alet edilmemesi gerektiğine inandıklarını ifade etmiştir. Daha çok Aleviliğin kültürel ve tasavvufi yönlerini anlatan, Alevilerin dinlediği deyiş ve türkülere yer veren programlar yaptıklarını anlatan Çim, ilk defa Cem Radyo’da başlayan ve şu anda her Perşembe Cem TV ortak yayınıyla verilen “Cem İbadeti”nin Alevilerin büyük çoğunluğu tarafından izlendiğini ve özümsendiğini dile getirmiştir (Çim, Yüz yüze Görüşme, 9 Kasım 2015).

“Alevi televizyonu olarak kendisini tanıtan ya da gösteren diğer Alevi kanallarının aslında Alevi Medyası olduklarını pek düşünmüyorum. Alevi kanalı olabilmek Aleviliğin sorunlarını ve taleplerini dile getirmek demek. Aleviliğin özüne dair yayın üretmek demek. Aleviliği siyasi bir malzeme gibi, Aleviliğin bir inançtan ziyade sanki bir muhalefet aracı olarak kullanılması yanlış. Bizim dışımızdaki hiçbir Alevi kanalın Aleviliğe dair çok fazla uğraş içinde olduklarını düşünmüyorum. Cemevlerinin ibadethane olarak statü kazanması, din dersleri vs. gibi Alevi taleplerinin takipçisi her zaman İzzettin Doğan olmuştur, Cem Vakfı olmuştur. Alevilik siyasi çıkarlara kurban edilmemeli, Aleviliğin bir inanç biçimi olduğu unutulmamalı (Mustafa Çim, Yüz yüze Görüşme, 9 Kasım 2015).”

Cem TV’nin eski Genel Yayın Yönetmenlerinden Murat Ongun ise, Alevi Medyası’nın doğuşunun çok haklı sebepleri olduğunu anlatarak; yıllar boyunca devleti yönetenler tarafından ötekileştirilen milyonlarca Alevinin örf, adet, inanç, gelenek ve yaşam biçimlerine gözlerin kapatıldığını, Alevilerin görmezden gelinerek yok sayıldığını söylemiştir. Durum böyle olunca da Alevilerin kendilerine yakın hissettikleri Alevi Medyası’nın oluşması kaçınılmaz olmuştur. Ongun, Alevilerin kendi medyasını hayata geçirmelerini en doğal hakları ve ihtiyaçları olduğunu söylemiştir (Ongun, 5 Aralık, 2015).

Cem Vakfı Yönetim Kurulu eski üyelerinden ve aynı zamanda Alevi Vakfı Federasyonu eski başkanı Doğan Bermek genelde Alevi Medyasının, özelde ise Cem Medya Grubu bünyesindeki Cem Radyo ve Cem TV’nin kurulmasının temelinde, Alevi kanaat önderlerinin ve Alevi toplumu içinden çıkmış iş adamı, akademisyen ve bu yola gönül verenlerin, Alevilerin de kendi medyasının olması gerekliliğine olan inançlarının yattığını dile getirmiştir. Ortak talepler ve ihtiyaçlar sonucunda biraraya gelen Alevi ileri gelenleri medya işine el atmışlar ve Alevi kanallarının öncüsü olmuşlardır (Bermek, Yüz yüze Görüşme, 14 Aralık, 2015).

Cem Radyo’nun kuruluş aşamasında önde gelen ismi ve hissedarı, aynı zamanda TRT İstanbul Radyosu’nda uzun yıllar çalışmış olan Dursun Taşdelen ise Alevi Medyası’na ihtiyaç duyan büyük bir Alevi kitlesi varlığının kendilerini harekete geçirdiğini ve Alevi toplumuna hizmet edecek olmanın mutluluğu ve isteğiyle yola koyulduklarını ifade etmiştir (Taşdelen, Yüz yüze Görüşme, 21 Aralık 2015).

Cem Vakfı’nda 16 yıl kadar uzun bir süre halkla ilişkiler biriminde ve arşiv oluşturma çalışmalarında emek sarf eden, Cem Dergisi Yayın yönetmenliği yapan ve Cem TV / Cem Radyo’da Alevilik üzerine 600 programa imza atan Ayhan Aydın’a göre Alevi Medyası devlet, dernek, vakıf destekli ya da bağımsız kişilikler tarafından hayata geçirilmiştir. Bu medyanın bu nedenle yayın içerikleri, söylemleri ve çizgileri birbirinden farklılık arz etmiştir. Ama bütün bu medya total olarak Alevi toplumuna hizmet etmek niyetiyle yola koyulmuş fakat maddi ve farklı boyutlarda sıkıntılar yaşamışlardır. Kendisinin de uzun yıllar çalıştığı Cem Vakfı, Dergisi ve Radyosu süreçlerinde yaptığı bazı program içerikleri nedeniyle sansürlendiğini ve uzaklaştırılmak istendiğini dile getirmiştir. Aydın, Alevi kurum, örgüt ve medyası içerisindeki aksaklıkları ve gerilemeyi gerekli donanıma ve bilgiye sahip ehil insanların olmayışına bağlayarak; Alevi Medyası’nın oluşum süreçlerinde sürekli olarak el değiştirmeler nedeniyle içerik açısından zenginliğini yitirdiğini, sadece birkaç derginin Alevilik üzerine etraflıca eğildiğini, bunun yanında toplumsal konularda da yazılar yayınladığını dile getirmiştir. Alevi Medyası’nın her zaman belirgin öncüler tarafından hayata geçirildiğini söyleyen Aydın, onların emeklerinin yadsınamayacağını; duruşu ve Aleviliğe bakışı ve Aleviliği yorumlayışı ne olursa olsun, oluşturulmuş her Alevi yayın organının bir birikim olduğunu ve Alevi toplumu için kazanım sayılması gerektiğini vurgulamıştır (Aydın, Yüz yüze Görüşme, 28 Aralık, 2015).

Bütün bu görüş ve yorumlar çerçevesinde Alevi Medyası’nın oluşumu üç nedene bağlanmıştır. İlk olarak, Alevi Medyası’nın öz bilinçlenme, örgütlenme ve kurumlaşma süreçlerinin bir sonucu olarak hayata geçirildiğidir. Alevilerin dayanışma içine girmesi, kırdan kente göç, kentlerde cemevi, vakıf, dernek bünyesinde örgütlenerek taleplerini dillendirmeleri gibi etkenler onların medyasını yaratmalarının hem bir sonucu hem de nedeni olmuştur. İkinci olarak asimilasyon ve yok sayma politikalarına karşı mücadele pratikleri geliştirmek için kurulduklarıdır. Son olarak, Alevilerin kendilerine ait ya da kendilerini ait hissettikleri bir medyaya sahip olmayı talep etmelerinin bir neticesi olarak oluşumudur.

2.Alevilerin Sesi ve Cem Dergisi’nin Yayın İçerikleri ve Politikalarının Alternatif Medya Tanımlamaları Işığında Değerlendirilmesi

2.1.Alevilerin Sesi Dergisi ve Analizi

İlk zamanlar Almanya Alevi Federasyonu’nun yayın organı olarak çıkarılan Mürşit Dergisi’nin yayını durunca yerine, Alevilerin Sesi dergisi çıkarılmıştır. Alevilerin Sesi Dergisi ilk sayısı 1994’te çıkmıştır ve imtiyaz sahibi Almanya Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Ali Rıza Gülçiçek olmuştur. Derginin ilk zamanları genel yayın yönetmenliğini Necdet Saraç yapmıştır. Bu dergiyi federasyona üye dernekler de desteklemiş ve sahiplenmiş bunun sonucu olarak da 15 bin okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Bu imkânlarla kendini finanse etmeye başlayan derginin 18. sayıdan sonrasını yeni genel başkan Ali Kılıç yönetmiştir. Derginin sahipliğini Mart 1997’de alan Ali Kılıç, 30 Ocak 1999’dan itibaren vakfın genel başkanı Turgut Öker’e bu görevi devretmiştir. Dergi yayın hayatına devam etmekte ve şu anda Avrupa Alevi Birlikleri Konfedarasyonu resmi yayın organı olarak çıkarılmaktadır. Derginin genel yayın yönetmeni Erdal Kılıçkaya’dır. Derginin 272. sayısı[4] “Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz!” başlığıyla çıkmıştır. Derginin 273. son sayısı da Aralık 2022’de “Yine Başardık” başlığıyla çıkarılmıştır[5].

Derginin incelenen ilk sayısı Ekim 2015 sayılı 197. sayısıdır. Dergi kapağında bu ayın konusu olan “AİHM Kararlarına karşı AKP Hukuku ve Aleviler” yazmaktadır. Kapakta ayrıca Adnan Ökter’e ait bir çizime yer verilmiştir. Giriş yazısını genel yayın yönetmeni “Editörün Gündemi” başlığı altında kaleme almaktadır. Bu sayıda Ankara Katliamı üzerine yazan Fuat Ateş, yazısında “Barış Mitingleri”ni ele almış ve “Barış ancak eşit şartlarda masaya oturarak, oluşturulabilir. Fakat faşizmin ruhunda vardır. Kendisine de zarar geleceğini hissetmeden masaya oturmaz” diyerek, Alevilerin “incinsen de incitme” felsefesini zalime karşı göstererek pasif bir direniş içerisinde olmamasını; tam aksine Alevi toplumu ve örgütlerinin Alevilerin can güvenliği konusunda gündem oluşturmaları gerekliliği üzerinde durmaktadır.

Derginin analiz edilen ikinci sayısı, 198. sayısı olan Kasım 2015 sayısıdır. Kasım 2015 sayısının dosya konusu “Osmanlı İmparatorluğu Aleviler ve Bektaşiler”dir. Giriş yazısını “Alevilerin Gündemi” başlığı altında, “Gidişattan Endişe Duyuyoruz” adlı yazısıyla derginin genel yayın yönetmeni Fuat Ateş AABK adına kaleme almıştır. Yazıda 1 Kasım 2015 genel seçiminin şaibeli  kurulu’nun tarafsızlığını yitirmesi konu edilmiş; AKP hükümeti’nin Osmanlı İmparatorluğu gibi devlet otoritesini sağlama yolu olarak baskı politikalarını devreye soktuğu anlatılmıştır. Seçim süresince Güneydoğu Anadolu’da güvenlik güçlerinin uyguladığı yöntemlerin oy kullanan seçmenler üzerinde olumsuz bir hava yarattığını ama bütün bunlara rağmen halkın oy kullanma kararlılığı gösterdiğini söylenmektedir. Ateş, Batılı devletlerin AKP hükümetinin uygulamalarına sessiz kalmasının hatalı olarak değerlendirmiştir.

Derginin incelenen üçüncü sayısı, Aralık 2015’te çıkan 199. sayısıdır. Bu sayıda dosya konusu “Alevilerin Kayıp Kıtası Güney Amerika”dır. Ayrıca Maraş Katliamı’nın yıl dönümü olması dolayısıyla bu konu da ele alınmıştır. “Editörün Gündemi”nde Fuat Ateş, Güney Amerika’da yaşayan ve sayıları üç milyon civarında olan Arap Alevileri’nin Osmanlı döneminde oraya göç etmeleri ve günümüz yaşamları hakkında “Alevilerin Kayıp Kıtası Güney Amerika” adlı bir belgesel çalışması hazırlığı içinde olduklarını aktarmıştır. Belgeselin Yol TV ve Avrupa Arap Alevileri Komitesi ortak katkılarıyla hazırlanacağını ve Şubat 2016’da tamamlanacağını bildirmektedir.

Alevilerin Sesi Dergisi’nin ilgili sayılarının yayın içerikleri incelenmiş ve ana kategoriler olarak aşağıdaki temaların ele alındığı bulgulanmıştır: “Alevilik Tarihi, katliam ve sürgünler; Aleviliğin inançsal ve kültürel boyutlarıfolklorik öğeler; Alevilerin talep ve sorunları- çözül(e)meyen hususlar; eleştirel içerik üretimi- muhalif yazılar; Alevilerin sesini duyurmak-röportajlar ve yorum yazıları” şeklinde açığa çıkarılmıştır.

2.2. Cem Dergisi ve Analizi

Temmuz 1966’da Abidin Özgünay tarafından çıkarılan Cem Dergisi Alevi dergileri arasında en uzun soluklu dergilerdendir. İçeriği ile zengin bir dergi olan Cem, iki yayın dönemi geçirmiştir. Derginin kapağında “Cem” yazısı altında “Eline-Diline-Beline” sözü yer almıştır. Aylık olarak 24 sayfa çıkan dergi, 4 sayının ardından 15 günde bir çıkarılmaya başlanmıştır. Alevilerin sesi olabilmeyi hedefleyen derginin başarısının derginin sahibi ve başyazarı Abidin Özgünay’ın emeklerinin ve uğraşlarının bir sonucu olduğunu belirten Ayhan Aydın, Alevi Medyası hususunda Abidin Özgünay’a ayrı bir yer atfemektedir. Cem Dergisi’nin Türkiye Birlik Partisi sürecinde partiyi desteklediğini ve yakınlık gösterdiğini aktaran Aydın, 1991’de yayını duran derginin içeriğinin çok fazla olmamakla beraber değiştiğini ve zayıfladığını belirtmektedir. 50. sayıdan sonra Abidin Özgünay maddi sıkıntı ve sağlık sorunları nedeniyle dergiyi Temmuz 1995’te Cem Vakfı’na satmıştır. Kısa bir aradan sonra yayına kaldığı yerden devam edilen dergi, Ağustos 1996 ile birlikte Cem Vakfı’nın yayın organı olarak çıkarılmıştır. Sahibi Hasan Özer, Genel Yayın Yönetmeni Rıza Zelyut ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü’nü Murat Küçük yapmıştır. Bu süreçte 80 sayfa çıkarılan dergi 2003’e gelindiğinde Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın derginin zarara girdiğini söyleyerek aldığı karar ile yayını durdurulmuştur.

 Cem Dergisi Abidin Özgünay’ın öncülüğünde yayın hayatına 1966’da başlamış ve ilk yayın dönemi olan 1966-1991 yılları arasında bağımsız yayınlanmıştır. Temmuz 1995’te Abidin Özgünay’ın dergiyi Cem Vakfı’na devretmesiyle ikinci yayın dönemi başlayan dergi aylık olarak çıkarılmış fakat maddi sıkıntılar dolayısıyla 2002 Ekim-Kasım-Aralık sayıları üç ayın ortak sayısı olarak, tek sayı halinde çıkmış ve son sayısı da 2003 Ocak olarak yayınlanmış ve derginin yayını sonlanmıştır. Alevilerin Sesi Dergisi’ne paralel bir inceleme olması açısından her iki derginin yılın son aylarında çıkan son üç sayısı incelemeye tabi tutulmuştur. Cem Dergisi’nin incelenecek olan Ağustos, Eylül ve üç ayı ortak bir sayıda çıkan Ekim-Kasım-Aralık 2002 sayıları içerik ve tematik açıdan analiz edilmiş ve alternatif medya formu olarak niteliği ortaya konulmuştur. Cem Dergisi, “Aylık Siyaset ve Kültür Dergisi” üst başlığıyla çıkmıştır. Sahibi Cem Basın Yayın Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına Prof. Dr. İzzettin Doğan, genel yayın yönetmeni Ayhan Aydın’dır. Dergide genel olarak yazılar, “Düşünce, Haber, İnanç, Araştırma, İnceleme, Tarih ve Yorum” ana başlıkları altında kaleme alınmıştır. Analiz edilen ilk sayı Ağustos 2002’de yayınlanan derginin 124. sayısıdır. İkinci sayı Eylül 2002’de çıkarılan 125.sayıdır. Derginin incelenen 2002 son sayısı “Ekim-Kasım-Aralık” olarak tek sayı çıkmıştır.

Cem Dergisi’nin ilgili sayılarının yayın içeriklerinin analiziyle ortaya çıkan ana kategoriler şu şekilde bulgulanmıştır: “Alevi talepleri ve İzzettin Doğan’ın başyazıları; Alevilik tarihi ve inancına dair yazılar; Alevileri yerinde gözlemleyen saha araştırmaları ve son olarak Alevi ozanlarının, düşünce ve inanç önderlerinin anıldığı ve tanıtıldığı “canlar köşesi”dir.

2.3. Alternatif Medya Tanımlamaları ve Dergilerin Değerlendirilmesi

Mitzi Waltz (2005), alternatif medyayı anaakımda yer bulamayan gruplar için yapılan yayıncılık ya da farklı bir bakış açısıyla değişimi destekleyen bir gazetecilik örneği olarak tanımlar. Clemencia Rodriguez ise alternatif medyayı ana akıma karşı konumlandırmak yerine, bu tür medya formlarını hali hazırdaki medyayı aktif bir şekilde dönüştürmeye çalışan ve yurttaşlığı ön plana çıkaran bir mücadele alanında toplumsal kodları değiştirmek için çaba harcayan bireylerin yarattığı medya olarak tanımlar ve bu tür medyayı “yurttaş medyası” olarak adlandırır. Chris Atton (2002), alternatif medyayı ancak içerik, form, kullandığı teknikler, dağıtım anlayışı ve kanalları, toplumsal ilişkileri dönüştürmedeki sorumluluğu ve iletişim sürecinin dikey niteliğini değiştirmek anlamındaki yapılanmasıyla diğer medya formlarından ayırmaktadır. John Downing (2001), alternatif medyanın toplumsal hareketlerle dayanışma içinde olmasını ve toplumsal dönüşüm için uğraş vermesi gerektiğini vurgular ve bu nedenle de alternatif medyayı “radikal medya” olarak tarif eder. Bailey vd. (2008), alternatif medya için 4 yaklaşım geliştirmişlerdir. Bunlar sivil toplum medyası olarak alternatif medya, anaakıma karşıt olarak alternatif medya, topluluğa hizmet medyası olarak alternatif medya ve rizom olarak alternatif medyadır. Rizom olarak alternatif medya, toplumsal hareket üyelerinin (kadın, gay-lezbiyen, işçi, çevreci vb.) birbirlerini destekleyebilecekleri ve mücadele pratiklerini ortak bir dayanışma zemininde geliştirebilecekleri bir medya türünü tanımlamakta ve aynı zamanda devlet ve pazarın kesiştiği bir noktada yer alarak her ikisinin de pratiklerinden faydalanan bir medya olarak tarif edilmiştir. Marisol Sandoval (2009) da alternatif medyayı öznel ve nesnel yaklaşımlar açısından tanımlamaktadır. Buna göre alternatif medya öznel yaklaşım açısından katılımcılığa işaret eder ve bireylerin ya da grupların medyadaki yatay iletişim ağları içinde üretim sürecine katılmalarını ifade eder. Nesnel yaklaşımlar ise, alternatif medyanın eleştirel içerik üretimlerine odaklanır ve bu medyayı bu açıdan ele alır. Bu yaklaşım ve tanımlar ışığında Alevilerin Sesi ve Cem Dergileri alternatif medya nitelikleri bağlamında analize tabi tutulmuştur. Alevilik kültürü ve inancı hakkında Alevilerin asimile edilmelerine engel olabilecek yayınların yapılması, Aleviliğin farklı bir kültür ve inanç biçimi olarak kabul edilip Alevilerin taleplerinin, sorunlarının ve isteklerinin görünür kılınmasına aracı olunması ve bunun gündem haline getirilmesi Alevi Medyası’nın temel amaçları olmuştur. Bu iki temel hedefi yerine getirebilen Alevi Medyasının bir diğer işlevi, alternatif olabilmenin ek bir koşulu olan “Alevilerin kendi medyasının üreticisi” olabilmesidir.

 Alevilerin Sesi Dergisi’nin alternatif medya olma niteliğini, Alevilere Alevilik kültürü ve inancı konusunda yol gösterici/bilgilendirici yayınlar üretmesi, Alevilerin talep, istek ve sorunlarını dile getirmesi, Alevilerin doğrudan sesi olma gayreti içinde olması, azınlıklarla kurduğu dayanışma ağı ve iktidara karşı eleştirel içerik üretebilmesi açısından kazanmış olduğudur. Derginin alternatif bir medya kamusal alanı yaratmış olduğu bulgusuna, dergiden alınan verilerin betimsel analize tabi tutulması ile açığa çıkarılan temaların yorumlanması sonucunda ulaşılmıştır.

Cem Dergisi’nden alınan veriler de aynı şekilde belirli temalar çerçevesinde kategorilendirilerek yorumlanmış ve Alevilerin Sesi Dergisi’ne paralel olarak Alevi toplumuna hizmet etme, Alevilerin sesi olabilme, Alevilerin talep ve sorunlarını gündeme taşıma konusunda alternatif medya niteliklerini taşıdığı fakat azınlıklarla dayanışma ve eleştirel içerik üretebilme konularında  Alevilerin Sesi Dergisi’nden geride kaldığı görülmüştür.

Sonuç ve Tartışma

Görüşmeler ve araştırmalar sonucunda Alevi Medyasının oluşumu üç ana nedene bağlanmıştır: İlki, Alevilerin ana akım medyada görülmemesi ve gösterildiğinde ise hatalı bir şekilde verilmesi ve Alevi inancının ve kültürünün çarpıtılarak Alevilerin asimile edilmek istenmesi; ikinci olarak, Alevilerin kendi medyasını yaratarak kültürlerini ve inançlarını yaşatmak istemeleri ve Alevilerin kendi medyasına duydukları özlem ve ihtiyaç, son olarak ise pek çok kez katliama uğramış, ötelenmiş Alevilerin öz bilinçlenmelerine paralel olarak talep, istek ve sorunlarını gündeme taşıma istekleridir. Alevi Medyasını yaratan şahsiyetler ve örgütler arasında var olan siyasi farklılıklar ve Alevilik ve Alevi kimliği arasında değişen tanımlamalar Alevi Medyası arasında söylem farklılıklarına neden olmuştur. Aleviliği kendine özgü bir inanç ve kültür olarak değerlendiren ve siyasi mevzuların uzağında olması gerektiğine inanan Cem Vakfı ve Cem Medya grubu ile Aleviliğin sadece bir inanç değil fakat aynı zamanda siyasi bir tavır ve direniş ruhu olan bir hareket olduğuna inanan Pir Sultan Abdal Derneği ve Alevilerin Sesi Dergisi’ni çıkaran Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu arasında belirgin farklar bulunmaktadır. Bu farklar dolayısıyla bu örgütlerin medyası arasında yayın içeriklerinin ve programlarının değiştiği görülmüştür. Buradan hareketle Cem Medya Grubu’na ait Cem Dergisi’nin alternatif medya olma niteliğini, daha çok topluluğa hizmet etme ve katılımcılık esasını ön plana çıkaran öznel yaklaşım açısından kazandığıdır. Çünkü Cem Dergisi’nde Aleviliğin daha çok folklorik yönünün ağır bastığı, Alevilik kültürüne ve inancına ait konuları ve programları ön plana çıkardığı, Alevilerin sorunlarına yer verdiği ve Alevi toplumuna mensup bireylere seslerini duyurabilecekleri bir kamusal alan yarattığı anlaşılmıştır. Alevilerin sesi olabilmesi ayrıca bu medya grubunun alternatif olabilme özelliğini ortaya koymuştur. Alevilerin Sesi Dergisi ise, anaakıma karşıt, eleştirel içerik üretebilen, Alevi sorunlarına ve tarihine ışık tutarak Aleviliğin muhalif bir hareket geleneğinden geldiğine inanan ve bu temel ilkelere dayanarak, Aleviler özelinde siyasi bir tavır içinde yayın yapmakta ve aynı zamanda rizomatik medya tanımlamasına yakın bir şekilde diğer toplumsal hareketlerle dayanışma içinde olduğunu belirtmekte ve program içeriklerine bunu yansıtmaktadır

Alternatif medya anaakıma karşıt, topluluğa hizmet, sivil toplum medyası ve rizomatik medya başlıkları etrafında ele alındığında veyahut katılımcılık esasını ön plana çıkaran öznel yaklaşım ve eleştirel içerik üretim süreciyle alternatif medyaya yaklaşan nesnel yaklaşım açılarından değerlendirildiğinde; Alevilerin Sesi Dergisi’nin, anaakım medyaya karşı eleştirel içerik ürettiği, toplumun ezilen farklı kesimlerini destekleyebildiği (Kürtler, kadınlar, işçiler vs.), Alevi toplumunu hem Aleviliğe dair konularda bilgilendirici hem de Alevilerin talep ve sorunlarına eğilen yazılar kaleme alarak Alevilerin sesi olabildiği açığa çıkmıştır. Cem Dergisi’nin ise, daha çok Alevi toplumuna hizmet eden (kültürel, inançsal ve hukuksal boyutlarda), eleştirel içeriği Alevilerin Sesi Dergisi’ne nazaran daha kısıtlı olarak üreten ve Aleviler dışında farklı toplumsal hareketleri çok fazla desteklemediği görülmüştür. Topluluğa hizmet medyası olarak alternatif medya niteliği taşıyorken; rizomatik olarak alternatif niteliğinin zayıf olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Kaynakça

Atton, C. (2002). Alternative Media. London: Sage Publications.

Bailey, G.O., Et al., (2008). Understanding Alternative Media. NewYork: Open Universisty Press.

Coyer, K. vd. (2007). The Alternative Media Handbook London: Routledge.

Downing, J. D. (2001).Radical Media Rebellious Communication and Social Movements, California: Sage Publications.

Kaleli, L. (2000). Alevi Kimliği ve Alevi Örgütlenmeleri. İstanbul:Can Yayınları.

Karakaya, A. (2015). Vefailik, Bektaşilik, Kızılbaşlık. İstanbul: İstanbul Bilgi Yayınları.

Massicard, E. Ç. (2013). Türkiye’den Avrupa’ya Alevi Hareketinin Siyasallaşması. İstanbul: İletişim Yayınları.

Poyraz, B. (2007). Direnişle Piyasa Arasında:Alevilik ve Alevi Müziği. Ankara: Ütopya Yayınları.

Sandoval, M. (2009). “A Crticical Contribution To The Foundations Of Alternative Media Studies.” Online International Journal Of Communication Studies, C.I, s.1-18.

Taştan, K. Y. (2012) “Aleviliğin Siyasallaşması Alevi Açılımı:I Tarihsel Kökler.” Karadeniz Araştırmaları Dergisi, C.9, S.35, s.1-18.

Waltz, M. (2005). Alternative and Activist Media. Edinburgh: Edingburgh University Press.

EK 1: Alevilerin Sesi Dergisi Ekim, Kasım, Aralık 2015 sayıları.

EK 2: Cem Dergisi Ağustos, Eylül sayıları ve Ekim, Kasım, Aralık Ortak sayısı 2015.

İnternet Adresleri:

Cem Vakfı, https://www.cemvakfi.org/pages/Kurumsal/3/tarihcemiz, Erişim Tarihi: 05.01.2023.

Pirha Haber, https://pirha.org/tag/alevilerin-sesi-dergisi/, Erişim Tarihi: 07.01.2023.

Surajans, https://surajans.com/alevilerin-sesi-272-sayisi-cikti/  Erişim Tarihi: 05.01.2023.


[1] Deniz Kıyafet -PSAKD Maltepe Şube Başkanı; Şükrü Yıldız – TV 10 televizyon kanalının sahibi ve kurucusu; Erol Güngören Barış TV eski reklam ve program koordinatörü; Murat Ongun Cem TV eski Genel Yayın Yönetmeni; Dursun Taşdelen Cem Radyo kurucu üyesi; Hamit Hasbay – Barış TV Genel Yayın Yönetmeni; Mustafa Çim- Cem TV Genel Yayın Yönetmeni; Ayhan Aydın- Cem TV ve Barış TV eski program yapımcısı, Cem Dergisi eski Genel Yayın Yönetmeni ve aynı zamanda araştırmacı- yazar, Doğan Bermek- Alevi Vakıfları Federasyonu eski Başkanı ve Cem TV kurucu üyesi.  

[2]Alevilik kavramı hakkında yapılan tanımlamalar farklı bakış açılarını ve düşünceleri içermektedir.  Genel olarak 5 temel kategoriye ayrılan bu tanımlamalar şu şekildedir: 1) Alevilik Avesta ve Zerdüştlük kökenlidir ve Kürt kültürünün bir parçası olarak etno-dinsel bir inançtır. 2) Alevilik, İslam öncesi Orta Asyalı Türk inançlarından beslenerek, Türk Kültürünün etno-dinsel bileşenlerinden biridir. 3) Alevilik, senkretik bir inançtır. Kökeni İslam öncesi Türk inançlarına dayanmakla birlikte bölgenin İslamlaşması sürecinde çeşitli kültürel unsurlardan etkilenmiştir. 4) Alevilik, İslam’ın Anadolu’ya özgü bir yorumlanış biçimidir. 5) Alevilik, ilkel komünizmin Anadolu’ya özgü şeklidir Ortaçağ başlarında sınıf çatışmasının ürünüdür (Taştan, 2012:1-2).

[3]Ayrıca bkz. Cem Vakfı Web Sitesi, “Cem Vakfı’nın Tarihçesi ve Amacı” https://www.cemvakfi.org/pages/Kurumsal/3/tarihcemiz, Erişim Tarihi: 05.01.2023

[4] Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya, “Kadın! Yasam! Özgürlük!” temasıyla hazırlanan derginin yeni sayısının tanıtımını şöyle yaptı: “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle “Mirabel Kardeşler” nezdinde devlet ve eril şiddete maruz kalmış, bedel ödemiş ismini bildiklerimiz ve bilmediğimiz tüm kadınların anısına saygıyla atfen Alevilerin Sesi Dergisi’nin bu sayısının ana konusunu “Kadın! Yaşam! Özgürlük!” konu başlıklarına ayırdık.” Bkz. https://surajans.com/alevilerin-sesi-272-sayisi-cikti/ Erişim Tarihi: 05.01.2023.

[5] Bkz. “Alevilerin Sesi dergisinin 273. sayısı, ‘Yine Başardık’ başlığıyla çıktı. Derginin bu sayısında Maraş Katliamı işlenirken, Alevilerin Almanya’nın Berlin Eyaleti’nde de kazandığı kamu tüzel kişilik statüsü ise kapağa taşındı.” https://pirha.org/tag/alevilerin-sesi-dergisi/, Erişim Tarihi: 07.01.2023.

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Bad Schönborn’da Demokrasi ve Çeşitlilik İçin Büyük Gösteri

Bad Schönborn'da gerçekleşen "Demokrasi ve Çeşitlilik İçin Büyük Gösteri",...

Alevilerin Sesi Dergisi’nin 284. sayısında yer alan bazı başlıklar :

📌  Umut Yol Gösteren Bir Duygudur – ERDAL KILIÇKAYA 📌 ...

Berlin Cemevi Eyalet Başbakanını Ağırladı

Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner (CDU), başbakanlıktaki ilk yılını...

Alman Parlamentosu’nda Hızır Lokması Paylaşımı

Hızır ayı oruç günlerinin son günü Alman Parlamentosu İnanç...