Pazartesi, Aralık 15, 2025

Zekiye Bilgin Ana: St. Pölten’de 1260 Turna

Date:

Alevi Yolunun Kadim Sesi Avrupa’da Yeniden Yükseliyor

Kadıncık Ana’dan Avrupa’ya: Hakikat Yolculuğu – Zekiye Bilgin Ana Yazdı
St. Pölten – Anadolu’nun kadim Alevi kültürü, yüzyıllardır turnanın kanadında taşınarak Balkanlara, oradan da Avrupa’nın merkezine kadar uzanan bir yolculuk sürdürüyor. Bu yolculuğun en güçlü simgelerinden biri ise Kadıncık Ana’nın nefesi ve onunla özdeşleşen turna kuşu. St. Pölten Cemevi’ne dikilen 1260 turnası, bu uzun tarihsel taşımayı Avrupa’daki Aleviler için yeniden görünür kılıyor; yolun, birliğin ve hakikatin unutulmadığını hatırlatıyor.

Turna: Kadıncık Ana’nın Nefesi, Alevi Yolunun Hafızası

Kızılbaş yolunun derinliklerinde, yüzyılların ötesinden gelen bir nefes dolaşır. Bu nefes; ocaklarda pişmiş anaların, dağı mesken tutmuş erenlerin ve zalime direnen yol önderlerinin nefesidir. Kadıncık Ana bu nefesin en güçlü taşıyıcılarındandır. Onun öğretisi, “Hakikat doğadan gelir, insanda can bulur” der.

İşte St. Pölten Cemevi’ndeki 1260 turnası tam da bu anlama işaret eder:

“Hak yolu burada da sürüyor; birlik, barış ve kardeşlik bu topraklarda da yeniden filizleniyor.”

Turna, yalnızca bir kuş değildir Aleviler için; doğayı, kadını, eşitliği ve adaleti temsil eden bir yol bilincidir. Her kanadı, semahın döngüsünü; her bakışı, Kadıncık Ana’nın hikmetini taşır.

Anadolu’dan Balkanlara, Balkanlardan Avrupa’ya Uzanan Bir Kültür

Alevilik yüzyıllar boyunca baskılara, sürgünlere, asimilasyon politikalarına karşı direnerek varlığını korudu. Osmanlı’dan günümüze taşınan bu direniş kültürü; Dersim’den Balkanlara, Horasan’dan Avrupa’ya uzanan bir köprü inşa etti. Avrupa’ya göç eden Aleviler, geldikleri her coğrafyaya bu kültürü taşıdı, yeniden üretti ve köklerini yaşattı.

Bugün Avusturya’daki Aleviler için St. Pölten’deki turna, hem bu tarihin bir hafızası hem de geleceğe dair bir uyarıdır.

Birlik Yerine Ego: Alevi Toplumunun Güncel Çıkmazı

Turnanın anlamı bizi gururlandırdığı kadar sorumluluk da yüklüyor. Çünkü Avrupa’daki Alevi toplumunda son yıllarda dikkat çeken bir sorun büyüyor:
Yol birliğini gölgeleyen iç çatışmalar, rekabetler, kırgınlıklar ve tüketici tartışmalar…

Kızılbaş yolunda “ben” yoktur; “biz” vardır.
Ancak bugün birçok dernekte kişisel çıkarların kutsal yolun önüne geçtiğini görmek mümkündür.

Bir Kızılbaş Ana’nın sözleri bu gerçeği çarpıcı biçimde hatırlatır:

“Biz ki Osmanlı’nın zulmüne eğilmedik… Bugün birbirimize mi yenileceğiz?”

Bu durum, turnanın verdiği en temel mesajı daha da anlamlı kılıyor:

“Bir olun, iri olun, diri olun.”

Doğanın Dili: Toprak, Su, Ateş, Hava

Alevilikte varlık dört unsurdan oluşur: Toprak, su, ateş ve hava.
Kadıncık Ana’nın öğretisinde bu unsurlar, yaşamın birliğini temsil eder. Turna da aynı dörtlünün döngüsünde nefes alır; doğanın sesini, evrenin düzenini ve insanın sorumluluğunu hatırlatır.

Bir Kızılbaş Ana şöyle der:

“Doğa bir ise biz de biriz. Canlının cansızdan farkı yoktur; hepsi Hak’tandır.”

Bugün Avrupa’da yaşayan genç Alevilerin, bu öğretiden uzaklaştığı kaygısı büyüyor. Kapitalist yaşam, hızlı şehir hayatı, kültürel kopuşlar… Turna işte tam da bu kopuşu durdurmak için orada duruyor. Her bakışında şöyle sesleniyor:

“Kökünü unutma. Yolunu unutma. Birliğini unutma.”

“Darda Kalırsan Meydana Gel”: Alevi Yolunun Çözüm Geleneği

Kadıncık Ana ocakta niyaz ederken şöyle dermiş:

“Önce kurda kuşa,
Sonra dağa taşa,
Sonra komşuya el açın;
Hak hepimizi bir kapıda birlesin.”

Alevilikte en ağır mesele bile meydanda çözülürdü. Pirler konuşur, analar söyler, canlar gönlünü açardı.
Bugün ise toplumun en büyük sorunu kimsenin kimseyi dinlememesi.
Dara durulmadan, gönül meydanına çıkılmadan sorunlar büyüyor.

Bir Kızılbaş Ana’nın çağrısı nettir:

“Kendinize gelin.
Yolun edebini kuşanın.
Hırsı, kini, egoyu kapının dışında bırakın.”

Turna St. Pölten’de Dönüyor: Peki Ya Biz?

1260 turnası bugün St. Pölten Cemevi’nin bahçesinde duruyor.
Barışın, sevginin, kardeşliğin sembolü olarak…
Kadıncık Ana’nın nefesi olarak…
Aleviliğin özünü, yolun erkanını hatırlatan bir işaret olarak…

Peki biz nerede duruyoruz?
Turnanın kanadının altına sığınıyor muyuz, yoksa birbirimizi mi kırıyoruz?

Turna dönüyorsa hakikat de dönüyor demektir.

Şimdi zaman:
Ego değil, birlik zamanı.
Kavga değil, kardeşlik zamanı.
Ben değil, biz zamanı.

Bir Kızılbaş Ana’nın sözleriyle bitirelim:

“Bir olun, sevgi olun, yol olun.
Hak meydanı size yoldaş olsun.”

Aşk ile…

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Şükrü Aslan: Alevilerin Örgütlenme Manzarası Çalıştayı’nın Ardından

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. İstanbul’da 4-5...

Bedriye Poyraz: Alevi Örgütlerinin Darı: Meğer Aleviler de Ayrımcılık Yapıyormuş

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Yaklaşık olarak...

Elif Çalışkan: Birbirimize Hiç Olmadığı Kadar Kenetlenmeliyiz

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj :...

Kadıncık Ana Heykelini Yaratan Heykeltraş Gülşah Akbulut: O Kadim Bilgeliği, Sevgiyi, Işığı Görünür Kılmak İstedim

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 294. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj: Erdal...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?