Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır.
Madımak Katliamı’nın 33. yılında bir kez daha yüreğimizde aynı acıyı, aynı özlemi ve aynı adalet arayışını taşıyoruz. Aradan geçen onca yıla rağmen Madımak’ta yitirdiğimiz 33 canımızın, iki emekçimizin ve bu ülkenin ortak vicdanının uğradığı büyük saldırının acısı hâlâ ilk günkü kadar canlıdır.
Çünkü Madımak sadece geçmişte yaşanmış bir katliam değildir. Madımak, yüzleşilmediği sürece bugüne taşınan bir toplumsal yara; adalet sağlanmadığı sürece geleceği de etkileyen bir hafıza meselesidir.
Bu nedenle Madımak Hafıza Merkezi ve Sanal Müze çalışmasını son derece kıymetli ve tarihsel bir çalışma olarak görüyorum.
İstanbul’da gerçekleştirilen lansmana katıldığımda hissettiğim en güçlü duygu şuydu: Hakikat ne kadar bastırılmak istenirse istensin, mutlaka kendine bir yol buluyor. Yıllarca unutturulmak istenenlerin, resmi tarih anlatıları içinde görünmez kılınanların, susturulmaya çalışılan tanıklıkların bugün dijital hafıza aracılığıyla yeniden görünür hale gelmesi son derece değerlidir. İstanbul’daki lansmanda izlediğim belgesel bende derin izler bırakmıştı.
Hatta keşke Roboski için de benzeri bir çalışma olsa çok iyi olurdu diye aklımdan geçirdim. Çünkü coğrafyamız bir katliamlar tarihidir. Madımak’ta hakikati açığa çıkaran bu hafıza ve sanal müze modelini, tıpkı onun gibi karanlıkta bırakılmak istenen tüm insanlığa karşı suçlar için de hayata geçirmeliyiz. Hakikati unutturulmak istenen tüm katliamlar, faili meçhullerin ve hafıza kırımlarının da akılda kalması, yaşatılması ve hesabının sorulması için benzeri çalışmaların faydalı olacağını düşünüyorum.
Bu ülkenin en büyük sorunlarından biri hakikatle yüzleşememesidir. Oysa toplumsal barışın ve demokratik toplum olabilmenin en önemli yolu bu hakikatlerle yüzleşmeden geçmektedir.
Madımak Hafıza Merkezi tam da bu nedenle önemlidir. Çünkü burada sadece bir katliam anlatılmıyor; aynı zamanda unutmaya karşı direniliyor. Hafıza korunuyor. Tanıklıklar kayıt altına alınıyor. Yeni kuşakların hakikate ulaşabilmesinin yolları açılıyor.
Bugün Madımak’ı yaşamamış gençler, bu çalışma sayesinde katliamın nasıl gerçekleştiğini, kimlerin hedef alındığını, hangi nefret ikliminin bu suçu mümkün kıldığını görebiliyor. Hakikat geniş toplum kesimlerine ulaşabiliyor.
İşte hafıza merkezlerinin en önemli işlevi budur. Çünkü unutulan her hakikat, bir kez daha tekrarlanma riski taşır. Hatırlanan ve yüzleşilen hakikat ise demokratik bir geleceğin temelini oluşturur. Bu nedenle Madımak Hafıza Merkezi’nin ortaya koyduğu deneyimin çoğaltılması gerektiğine inanıyorum.
Madımak Hafıza Merkezi’nin açılmasıyla birlikte katliamın tanıklıkları daha görünür hale geldi. Yeni kuşakların erişebileceği güçlü bir hafıza alanı oluşturuldu. Unutturulmak istenen gerçekler yeniden kamusal alana taşındı. Bu çalışma, 33 canımızın isimlerinin, hikâyelerinin ve mücadelelerinin yaşatılmasına önemli katkılar sundu. Madımak’ta yitirdiğimiz canlarımızı anmanın en doğru yolu da budur.
Bugün bir kez daha Madımak’ta yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyorum.
Tuncer Bakırhan
DEM Parti Eş Genel Başkanı

