Kadına yönelik fiziksel şiddet
Tugçe Özgül
25 Kasım Kadına Yönelik Her Türlü Şiddet ile Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken; şiddeti en baştan konuşuyor, bacılık hukukumuzu güçlendiriyor, hemcins sevgisini ve kadın dayanışmasını hatırlıyoruz.
ŞİDDET TARİHİNE KISA BİR GİRİŞ
Patriyarkal kamusal alanın militarist hegemonyası ve savaş çığırtkanlığının, özel hayatlarımıza –yani en “mahrem” alanlarımıza– nasıl sızdığını her dönem deneyimliyoruz. “Özel alan tabii ki politiktir” derken kast edilen tam da budur.
Dünyanın üçüncü büyük emperyal paylaşım savaşının ortasında, üstelik beyanımız olmadığı hâlde savaş politikalarının içerisine sürükleniyoruz. Brexit tartışmalarının ardından Avrupa’da yükselen sağ politikalar, AB’nin savaş yanlısı kararları, 800 milyar avroluk silahlanma bütçeleri, Alman ordusuna kadınların çağrılması, zorunlu askerlik tartışmaları, Avrupa’da “en büyük orduyu kurma” planları; militarizmin Avrupa merkezli yeniden inşasının somut göstergeleri.
Kuşkusuz, yalnızca biyolojik olarak kadın olmak yeterli olmuyor. Judith Butler’ın Cinsiyet Belası eserinde belirttiği gibi toplumsal cinsiyet (gender), kadının davranış kalıplarında ve düşünme biçimlerinde erkekleşmiş rollerle yeniden üretilirse, patriyarka kendi kendini kadınlar üzerinden çoğaltır.
Maalesef diaspora örgütlenmelerinde de (örneğin AABF yapılanmalarında) genç kadınların zamanla erkekleşmiş toplumsal normlara sıkışarak kadın komisyonlarından uzaklaşması, kadın örgütlenmelerinin yaş ortalamasının 40 üstüne çıkması bunun örneklerindendir.
Bugün militarizm ve savaş politikalarını durdurabilecek en güçlü toplumsal güç kadın hareketleridir. Bunun için:
- sürekli eğitim,
- hemcins sevgisini büyütme,
- erkekleşmiş davranışlardan arınma,
- içimizde ve aramızda nifak üretimine izin vermeme,
- kadın dayanışmasını gerçek anlamıyla örgütleme
bir zorunluluktur.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET NEDİR?
Kadına yönelik şiddet; kadının fiziksel, ruhsal, cinsel, ekonomik bütünlüğüne zarar veren, onu kontrol altına almayı, cezalandırmayı, yıldırmayı amaçlayan her türlü davranıştır. Şiddet yalnızca bireysel bir sapma değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ürettiği sistematik bir güç ilişkisidir.
KADINA YÖNELİK ŞİDDET TÜRLERİNE AYRINTILI GİRİŞ
1. Fiziksel Şiddet
Fiziksel şiddet, diğer şiddet türlerine göre daha görünür olduğu için tespit edilmesi çoğu zaman daha kolaydır. Beş duyu ile algılanabilir; darp raporu alınabilir. Ancak bu, onun daha az tehlikeli olduğu anlamına gelmez. Aksine, fiziksel şiddet en çok “güvenli alan” zannedilen ev içlerinde ve yakın ilişkilerde yaşanır.
Tokat, tekme, yumruk, boğma, saç çekme, sürükleme, kemik kırma, kesici-delici aletlerle yaralama, kaynar su ya da kimyasal madde dökme, aç-susuz bırakma, odaya hapsetme, boğmaya teşebbüs, bıçaklama, ateşli silah kullanma gibi yöntemler fiziksel şiddetin kapsamına girer.
Fiziksel şiddetin nihai aşaması, maalesef kasten öldürmedir: Kadın cinayeti.
Alevilikte ise şiddetin hiçbir türü yoktur; öldürmek en büyük suçlardandır. Geleneksel yaptırımlar arasında “düşkünlük” ve toplumsal tecrit vardır. Bu, kadına yönelik şiddetin inanç temelinde kesin biçimde reddedildiğini gösterir.

Türkiye’de Kadın Kırımı (Femicide)
Mor Çatı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve diğer kadın örgütlerinin verilerine göre:
- Her 3 kadından 1’i fiziksel veya cinsel şiddet mağduru.
- Her 10 kadından 4’ü, hayatı boyunca partneri tarafından şiddete maruz kalıyor.
- Boşanmış ya da ayrı yaşayan kadınların %75’i fiziksel şiddet görmüş.
- Kadınların %9’u çocuklukta cinsel istismara uğramış.
- Çocuk yaşta evlenenlerin %50’si yaşamlarının bir döneminde fiziksel/cinsel şiddete maruz kalıyor.
- Şiddet mağduru 10 kadından 3’ü intiharı düşünmüş; 10’da 1’i intihara teşebbüs etmiş.
Yıllara göre kadın cinayetleri
(2008–2024 KCDP ve Anıt Sayaç verileri tümüyle düzenlenerek metne işlenmiştir.)
2024 yılı verileri, kayıt tutulmaya başlandığından beri en yüksek kadın cinayeti oranıdır.
Haritalama Verileri (kadincinayetleri.org)
- 10 yılda en az 2534 kadın öldürüldü.
- En çok cinayet İstanbul, ardından İzmir, Ankara, Adana, Antalya.
- Failin bir numaralı kimliği koca.
- Her 5 kadın cinayetinden 1’i boşanma/ayrılık aşamasında.
- Cinayetlerin çoğu evde ve ateşli silahla işlendi.
- İlçe bazında en yüksek oran Adana Seyhan.
2. Duygusal (Psikolojik) Şiddet
Aşağılama, tehdit, kontrol etme, kıskançlık bahanesiyle kısıtlama, yalnızlaştırma, değersizleştirme, manipülasyon, hakaret, sürekli eleştirme psikolojik şiddetin unsurlarıdır.
3. Flört Şiddeti
Flört ilişkilerinde partnerin baskı kurması, tehdit etmesi, telefon ve sosyal medya takibi, izin almadan dokunma, zorla cinsel temas, ekonomik baskı gibi davranışlar flört şiddetidir.
4. Cinsel Şiddet
Taciz, tecavüz, ısrarlı takip, istem dışı cinsel temas, rızanın yok sayılması, evlilik içi tecavüz, pornografik zorlamalar, savaş suçlarında cinsel şiddet gibi tüm biçimleri kapsar.
5. Dijital Şiddet
Telefon/sosyal medya hesaplarını ele geçirmek, şifre zorlaması, çıplak fotoğraf tehdidi (“ifşa”), konum takibi, dijital taciz, sürekli mesaj bombardımanı.
6. Ekonomik Şiddet
Kadının çalışmasına izin vermemek, para vermemek, gelire el koymak, borçlandırmak, yasak koymak, finansal tehditler.
7. Mobbing
İş yerinde sistematik baskı, dışlama, yükselme fırsatlarının engellenmesi, yıldırma.
8. Savaş Suçlarında Kadına Yönelik Şiddet
Tecavüz, toplu cinsel şiddet, hamile kadınlara yönelik saldırılar, zorla hamile bırakma veya düşük yaptırma gibi savaş suçları tarihin en ağır fiziksel ve cinsel şiddet biçimleridir.
9. Israrlı Takip
Takip etmek, musallat olmak, kapı önünde beklemek, dijital ve fiziksel taciz yoluyla kadının hayatını daraltmak.
10. Kadın Ticareti ve Fuhuşa Zorlama
Zorla çalıştırma, insan ticareti, kadın bedeninin meta hâline getirilmesi, tehdit ve şantaj ile cinsel sömürü.

CEZASIZLIK POLİTİKASI VE CAYDIRICILIĞIN HAYATTAKİ KARŞILIĞI
Cezasızlık, erkek şiddetini güçlendirir. Kolluk kuvvetleri, yargı, adli tıp süreçleri, koruma kararlarının işletilmemesi kadınların hayatına mal olur. Bu nedenle öz savunma yöntemleri, hukuki farkındalık ve dayanışma hayati önemdedir.
ERKEK, PATRİYARKA, MİLİTARİZM VE SAVAŞ ŞİDDETİ
Ataerkil zihniyet sadece ev içi şiddet değil, savaş şiddeti, militarizm, emperyalizm ve devlet şiddetinin de temel ideolojik omurgasıdır. Avcı–savaşçı erkeklik kültürü, tarih boyunca şiddetin kurucu unsurudur.
KADINLAR HER TÜRLÜ ŞİDDETİ ORTADAN KALDIRMAK İSTİYOR
Kadınların eşitlik mücadelesi tüm dünyada devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi’nin güçlendirdiği farkındalık, birçok ülkede olumlu sonuçlar doğurmuştur. Türkiye’nin sözleşmeden çıkışı ise kadın hareketinin önemli eleştiri konularından biridir.
ALEVİ KADINLARDA HEMCİNS SEVGİSİ, BACILIK HUKUKU VE KADININ KADINA ŞİDDETİ
Alevilikte güruhu Naciye, bacıyan-ı Rum, post nişane sahibi analar, ziyaretlerdeki kadın figürleri; anasoylu kültürün güçlü izlerini taşır. Feodalizm ve patriyarka, pek çok kadın ziyaretinin ismini zamanla erkek isimleriyle değiştirmiştir.
Dersim, Koçgiri, Çorum, Maraş, Gazi travmalarıyla yoğrulan bu toplumun kadınları için dayanışma bir yaşam biçimidir. Alevi kadınlarının kamusal alandaki görünürlüğünü artırmak, kadın zakirler yetiştirmek, hemcins dayanışmasını büyütmek zorunluluktur.
KAMUSAL ALANDA GÜÇLENMENİN YOLLARI
Kadınların örgütlü gücü, hem kurumları hem toplumu dönüştürür. Anaların post nişanesi tartışılmazdır; kadın zakirlerin yetiştirilmesi, genç kadınların örgütlülüğe katılması ve patriyarkal kalıplardan arınma temel gereksinimdir.
SON SÖZ
“Derinden gelen acı dilsizdir, sessizdir… Rengi siyahtır; ziyaretgâhlar katarında yankılanır.”
Kadınlar, binlerce yıllık şiddet tarihini değiştirmek için mücadele ediyor.
Hemcins sevgisiyle, bacılık hukuku ile; eşit, özgür ve şiddetsiz bir dünya için.

