Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır.
Son dört yıldır Yayın Kurulu üyesi, ötesinde geleneğin bir mensubu ve akademisyen olarak Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayıya ulaştığını görmek sahiden gurur verici bir durum. Benim gibi, ömrünün büyük bir kısmını türlü kütüphanelerde geçirmiş olanlar için, raflarda okuyucusunu bekleyen dergilerin her zaman özel bir yeri vardır. Uzun yıllar boyunca istikrarlı yayınlanmış örnekler, bu raflarda kimbilir kaç farklı kuşağa geçmişin kapılarını aralamışlardır. Alevilerin Sesi dergisini de böyle tahayyül etmek müthiş, güzel bir duygu.
Şu sıralar AABK’nın projesi vesilesiyle Alevi dünyasının yeniden ama çok daha özen ve dikkatle ilgilendiği Madımak kırımının, pek çok konuda olduğu gibi Alevilerin “yayın” alanına yönelmelerinde de tetikleyici bir yol açtığını düşünmek bir yönüyle hüzün verici kuşkusuz. Biliyoruz ki orada yitirilen her bir can’ın öyküsü, yüzyıllar boyu devam edecek bir acının kuşaklararası transferi demektir. Alevilerin her yerde ve alanda daha gür bir sesle görünür olmalarının, bu kırımın ardından gelmesi ise başka bir gerilimli sosyolojik vak’a.
90’lı yılların tam da o kaotik günlerinde Alevilerin, henüz kendi seslerine bile hakim değilken, Alevilerin Sesi adıyla yayın dünyasının kapısını açmaları çok kıymetli bir iş ve emek anlamına geliyordu. Derginin isim önerisi hangi arkadaşımızdan çıkmış ise çok anlamlı bir mesaj içeriyordu. Dosta ve dost olmayanlara dahi ‘kendi sesiyle’ bir ses vermek, Alevilerin bir türlü kendi seslerini söyleyemedikleri yüzyıllardan sonra bir tür devrim gibiydi. Bu yüzden bütün Alevilerin ve Alevi dostlarının bu dergiyi çıkaran kuruma, ilk Genel Yayın Yönetmeni Necdet Saraç’a ve ilk Yayın Kurulunda yer alan Faysal İlhan, Hasan Aydoğan, İhsan Güvercin, Mehmet Caba, Sabit Yıldız, Saime Düzgün, Turgut Öker, Uğur Aydoğdu ve Zeynel Gül’e ve onlardan başlamak üzere sonraki yıllarda bütün bu görevleri ve daha fazlasını üstlenen tüm can’lara minnet borcu var.
Alevilerin Sesi pek çok bürokratik/yasal bariyerler nedeniyle, geleneğin sesini kadim coğrafyadan değil de Avrupa’dan vermişti. İstikrarlı şekilde ilerlemesinde bu tercihin de çok büyük etkisi olmuştur muhakkak. Ama artık nerede yayınlandığından bağımsız olarak, başta kendi kadim coğrafyası olmak üzere dünyaya hitap eden ‘Alevi Sesler’in aracı olmuş durumda. Bu nedenle her yerde, kendisi olarak görünür olmayı çoktan hakketmiş bulunuyor.
Bu bağlamda Alevilerin Sesi dergisinin ilklere de imza attığını görmek de gurur verici. Derginin 21 Ocak 2023’de İstanbul’da düzenlediği “Medyada Aleviler ve Alevi Medya” konferansı bunun bir örneğiydi. Tam da bu alanda çalışan akademisyenlerin buluştuğu o konferans sadece dergi için değil, Alevileri ve Aleviliği merak eden akademisyenler için de kıymetli bir işlev görmüştü. Dergi, bu konferans ve aynı günlerde düzenlediği bir çalıştay aracılığıyla yönünü, yolunu biraz daha biçimlendirdi. Yayın Kurulunda ve diğer teknik görevlendirmelerde güncellemeler yaptı ve Alevilerin Sesi’ni daha geniş dünyaya ulaştırmak için, kuruluş zamanlarındaki heyecana döndü, daha enerjik geçmişine içkin bütün birikimi sahiplenen yeni bir yol aldı.
Alevilerin Sesi, bugün medya alanında Alevice yeni ufuklar açmaya doğru güvenle ve kendinden daha emin biçimde ilerliyor. Derginin bu uzun erimli yolunda akademi ve medya dünyasında tanınan, görev üstlenmiş çok kıymetli ekiplerin, bireylerin ve kurumların muazzam bir emeği var. Derginin arkasında artık sadece AABK değil, çok geniş bir Alevi kamuoyu var. AABK’nın dergisi artık sahiden bütün Alevilerin sesidir.
Üzerinden 32 yıl geçmiş bu muazzam deneyimi şimdi daha yeni aşamalara taşımanın zamanıdır. En başta Alevilerin Sesi dergisini, basılı olarak ve tüm sayılarını Türkiye ve dünyanın belli başlı üniversitelerinin raflarında toplu olarak yer almasını sağlama zamanıdır. Tüm sayılarına erişimin kesintisiz mümkün olduğu yeni iletişim mecraları inşa etme zamanıdır. İlk yayın anından başlayarak Genel Yayın yönetmenleri ve emek vermiş kıymetli bütün can’lara teşekkür etme ve yeniden tavsiyelerini alma zamanıdır. Alevilerin Sesi dergisinin önümüzdeki yıllarda yayın politikasını daha da geliştirmek için yeni akademik etkinliklerde (Çalıştay ve konferanslar vb.) buluşmanın zamanıdır. Özetle Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonunun, bu müstesna yayını için, özel bir mesai yapma zamanıdır. Şimdiki Genel Yayın Yönetmenimiz Erdal Kılıçkaya ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Başkanımız Hüseyin Mat kardeşlerime bu dileklerimi özellikle iletmek isterim.
Alevilerin Sesi dergisinin daha nice 300. sayıları olsun. Yolu açık olsun. Alevilerin kendi kimlikleriyle ve güven içinde yaşayabildikleri bir ülke ve dünyanın kuruluşuna dair umuda her zaman mütevazi katkıları olsun. Xızır, bu müstesna yayına ‘Yayın Kurulu’ ve ‘teknik destek’ ekibi olarak emek/destek veren, dağıtan, okuyan, yazan herkesin yardımcısı olsun.
18 Şubat 2026

