Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır.
İstanbul’da 4-5 Ekim 2025 günlerinde gerçekleştirdiğimiz “Alevilerin Örgütlenme Manzarası: Sorunlar, İmkanlar, Çözümler” başlıklı Çalıştay-Forum, özellikle iki nedenle, bu geleneğin temel konularından biri olmaya devam edecek gibi görünüyor. Zira gerek etkinlikten çıkan Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi inşasına yönelik tavsiye kararı ve gerekse de farklı Alevi süreklerin çalıştay masaları etrafında ‘cemal cemale’ muhabbetinin yarattığı olumlu etkiler daha şimdiden çok önemli bir iz bıraktı. Bu her şeyden önce Alevilerin uzun zamandır kendi gerilimli iç iklimleri nedeniyle çok arzu ettikleri olumlu ve umut verici bir gelişmedir.
Burada elbette Çalıştay ve Forumun kapsamlı bir değerlendirmesini yapmayacağım. Esasen “Çalıştay Forum Sonuç Raporu” zaten bu değerlendirme için gerekli verileri, bilgileri içeriyor. Bu raporda yer almayan detaylar, ayrı bir çalışma olarak planlanan “Çalıştay Forum Kitabı”nda yer alacak ki onu da birkaç ay içerisinde yayınlamayı hedefliyoruz. Böylece Alevilerin örgütlenme manzarası ve sürecine ilgi duyan herkes için, süreci takip etmesine de imkan ve destek sağlayacağız.
***
Bu Çalıştay-Forum’un ne olduğunu değil de, belki de ne olmadığına dair birkaç şey söylemem uygun olur. Daha doğrusu bunun çok daha önemli olduğu kanaatindeyim.
Birincisi, Akademik Düzenleme Kurulu olarak biz, bugüne kadar hiç yapılmamış bir şeyi yapmış değiliz. Başka bir deyişle Alevilerin tarihinde örgütlenmelerini konu edinen bir girişim ilk kez yapılıyor değil. 1960’lı yıllarda da bir ölçüde benzer çeşitli girişimler olduğunu biliyoruz. Ama 1990’lı yıllardan başlayarak birkaç kez yine daha kapsamlı girişimler olduğunu biliyoruz ki, o girişimlerde yer alanlar da bu çalıştayın davetlileri içindeydi. Biz aslında, bütün o girişimlerin aynı zamanda neden beklenen sonuçları vermediğinin cevabını da arayan bir adım atmış olduk. Bu da her şeyden önce bütün önceki girişimlerin ve girişimcilerin hakkını teslim ederek ve onu sahiplenerek olabilir. Buna azami özen gösteriyoruz.
İkincisi, biz ideal bir yeni Alevi örgütlenmesi oluşturmak derdinde de değiliz. Daha ilk adımlarımızı atmaya başlarken hiç böyle konularımız olmadı. Eğer Alevi kurum ve örgütlerin bugünkü manzarasından yeni ve belki de ideal bir şey çıkarsa, her şeyden önce bu kurum ve örgütlerin bir masa etrafında buluşmaları, sözlerini birbirlerinin yüzüne söylemeleri, kavga yapmak için değil, dertlerini paylaşmaları, tahayyüllerini söylemeleri ile belki mümkün olabilirdi. Biz tam olarak bunu düşündük ve yapmak istediğimiz şey esas olarak bu ortak zemini yaratmaktı. Yanısıra bu alanda uzun yıllar araştırmalar yapan akademisyenlerin de bulunduğu bir kollektif muhabbet ortamını oluşturmaktı. Buradan daha iyi bir yere gidilebilme ihtimali varsa ancak böyle ortaya çıkabilecekti. Bu anlamda çalıştayın önemli bir özelliği kurumları, gelenekleri, örgütleri, akademisyenleri bu masalarda bir araya getirmek, buluşturmak oldu.
Bizim girişimimizin doğrudan ya da dolaylı, Türkiye’nin politik ikliminin getirdiği “Alevi Açılımı” ya da yeni anayasa çalışmalarıyla da temelde bir ilgisi yok. Elbette eylemlerimizin ve sözlerimizin buna da temas eden boyutları var ama çıkış noktamız bu değildi. Biz, çalıştayın başlığında da ifade edildiği gibi Alevilerin örgütlenme manzarasıyla ve dolayısıyla dahili alanla ilgiliydik. Esasen bu dahili alanda Aleviler seslerini bir şekilde birleştirebilirlerse zaten dışarısıyla daha sağlam, güvenli ilişkiler kurabilirlerdi. Ama çıkış noktamız harici alan değildi.
***
Türkiye’de ve dünyada gelişen küresel ve kentsel koşullarda Alevilerin örgütlenme biçimleri-araçları üzerine kapsamlı bir tartışma yürütmeye ortam oluşturmayı amaç edinen Çalıştayın ihtiyaçları dikkate alınarak, daha çok akademik tartışma-analizlerin yapılacağı oturumlar planladık. “Kimlik ve Kapsayıcılık”, “Kamusallık Politika ve Hukuk”, “Örgütler ve Örgütlenme” ve “Toplumsal Değişim” masa temaları bu çerçevede oluşturuldu. Yanısıra örgütlerden/kurumlardan gelen katılımcıların aynı masalarda bir iç tartışma yapmalarını tahayyül ettik. “İç Yapılanma, Örgüt İçi Temalar ve Alternatif oluşumlar”, “Alevi Örgütler, Dergahlar ve Diğer Sivil toplum Kuruluşları Arasındaki Etkileşim”, “Kamu Kurumları, Belediyeler ve Siyasal Partilerle İlişkiler” ve “Hukuk, Diplomasi ve Müzakere” gibi masa başlıkları da bu bağlamda oluşturuldu.
Çalıştay-Forum’un düzenleyicisi olan Alevi kurum başkanlarının o günlerde etkinlikte bulunmaları, kendi görevlerinin gereği olmanın yanısıra, çalıştay temasına dair sözlerini söylemelerine de imkan oluşturdu. Çalıştay masalarının dokuzuncusu kurum ya da örgüt başkanlarının katılımıyla oluştu ve bu masadan çıkan sonuçlar, sanki çalıştayın uzun erimli hedeflerini olabildiği kadar kısalttı. Bir bakıma birlikte olunca yol daha hızlı yüründü. Daha önce de kararı verilmiş ama arzu edildiği gibi bir sonuca varılamamış olan Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi kurulması tavsiye kararı, bizim bütün çabalarımızın içinde özel önem taşıyan bir yere oturdu. Doğrusunu söylemek gerekirse Akademik Düzenleme Kurulu için bu bir sürprizdi. Bu sürprizin başarıyla tamamlanması bizim de içtenlikli beklentimizdir.
Çalıştaya bir de “Kültür Sanat” alanını eklememiz, Alevi örgütlülüğünün bu alana dair sözü ve yansımalarını, alanın içinden dinleme arayışımızla ilgiliydi. Dertli Divani, Erdal Erzincan, Zeynep Oktay ve Rıza Oylum’un bu oturumdaki sunum ve katkıları gerçekten çok değerli olduğu gibi oldukça özgündü. Alevi örgütlenmesinde bu alanın belirleyici özelliği bir kez daha ortaya çıktı.
Çalıştayı takip eden günün bir bölümünü Forum’a ayırmamızın nedeni ise, Aleviler ve örgütlenme ilişkisine dair sözü olabilecek her kesime, her bireye alan açmaktı. Hem bu kişilerin/kesimlerin sözünü söylemesini hem de bu kapsamlı etkinliğin amaçları bağlamında bu sözlerden faydalanma imkanını sağlamak istedik.
***
Çalıştayın tüm masaları ve forumda moderatörlük görevlerini, Akademik Düzenleme Kurulu üyeleri olarak bizler üstlendik. Bu biçimiyle her birimiz için çok yorucu oldu. Ama bunu özellikle tercih ettik. Sadece örgüt başkanlarının bulunduğu dokuzuncu masada moderatörlük görevini Necdet Saraç’ın üstlenmesini rica ettik, kabul etti. Emekleri için kendisine içtenlikle teşekkür ederiz.
Normal şartlarda bu tür etkinliklerde, Akademik Düzenleme Kurulun görevi etkinliğin gerçekleştirilmesiyle sınırlıdır. Etkinliğin bitmesiyle birlikte, kurulun da görevi biter. Biz de çalışmaya başlarken böyle öngörmüştük. İlave olarak bir Sonuç Raporu yazmak ve bir de kitap hazırlamak gibi iki görev belirlemiştik kendimiz için. Fakat çalıştayın yarattığı etki ve bilhassa Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi gibi bir çatı örgüt inşa etme kararı ortaya çıktığında sanki görevimizin bitmesi şöyle dursun, çok artmış gibi görünüyor. Bize gelen, yansıyan değerlendirme ve taleplere bakılırsa daha yeni başlıyoruz gibi görünüyor. Geleneğin geleceğine küçük bir katkısı olacaksa elbette.

