Pazartesi, Mart 16, 2026

Pınar Aydınlar: Mücadele Benim Yaşama Sevincimdir

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 299. sayısında yayınlanmıştır.

Ben halk sanatçısıyım. Duruşum halktan yanadır.

Röportaji yapan: Ahmet Yılmaz

13 yaşında bağlamaya başlayan, Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi’nde gönüllü öğretmenlik yapan, aynı zamanda Halk Eğitim Merkezleri’nde eğitmenlik görevini sürdüren; İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı mezunu halk sanatçısı, devrimci, demokrat mücadele ruhlu siyasetçi sanatçı Pınar Aydınlar ile Alevilerin Sesi Dergisi için yaptığımız röportajda; kendisini, sanatını ve yaşadıklarını birbirinden farklı soru ve cevaplarla sizler için kaleme aldık.

Pınar Aydınlar ile röportaj öncesi yaptığımız görüşmede, “Yüreğim halktan yana, doğruluktan yana, güzellikten yana… Hünkâr’ın dediği gibi benim Kâbem insandır. Ben halk sanatçısıyım, tüm mücadelem halktandır,” diyerek sözlerine başladı.

Bu doğrultuda ilk sorumuzu yönelttik:

Pınar Aydınlar kimdir?

Aile kökenim her ne kadar Erzurum Aşkale’ye dayansa da, yıllar sonra öğrendiğim gerçek; 1824 yılında Dersim’den çıkan Kureyş aşiretine bağlı bir ailenin çocuğu olduğumdur. 12 Şubat 1979 tarihinde İstanbul Şişli’de doğdum. Sosyalist kişilikli bir ailenin kızı olarak, 6 yaşında anne ve babası ayrılmış bir evde, erkek kardeşimle birlikte büyüdüm.

Müzik ile tanışmanız nasıl oldu? Hangi albümleri çıkardınız?

Müzik ile tanışmam çok erken yaşlarda oldu. Erken yaşta gelin edilmiş bir annenin çocuğu olmamdan dolayı, onun yüreğinde kalan özlemleri benimle gidermek istemesiyle 13 yaşımda, annemin elimden tutup beni bağlama kursuna götürmesiyle bu süreç başladı. Böylece halk türküleriyle buluştum.

Profesyonel anlamda ilk olarak, Tarkan’ın düetiyle seslendirdiğim “Boyda Yârim” eseriyle, Türkü Söylemek Lazım albümünde halkın karşısına çıktım. Ardından defalarca yargılandığım Kırmızı Gül, Mavi Bir Düş, Gidenlerimiz, Serjin albümlerini çıkardım.

Bunun yanı sıra, birçok sanatçı arkadaşıma destek amaçlı karma albüm çalışmalarında yer aldım.
Çok küçük yaşlardan itibaren (15 yaşında) bağlama eğitmenliği yaptım. Pir Sultan Abdal Dernekleri’nde, Bakırköy Halk Eğitim Merkezi’nde, Arif Sağ Müzik Merkezi’nde; parasız eğitimin esas olduğuna inandığım için gönüllü öğretmenlik yaptım.

Sayısız halk konserine çıktım. İşçi direnişlerinde, grevlerde, toprağı talan edilen halkımızın, evde yok sayılan kadınların, talan edilen doğanın her daim yanında olmaya çalıştım.

Ayrıca fikir hürriyeti mücadelesinde bedel ödeyen siyasi tutsaklarla da her zaman omuz omuza durmaya gayret ettim.

HDP (şimdiki DEM Parti) ile hangi çalışmaları yürüttünüz?

2014 yılında Sırrı Süreyya Önder ile birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adaylığına girdim. Tek kadın siyasetçi olarak İstanbul için adaylığımızı açıkladık. Ardından İzmir 1. Bölge milletvekili adaylığı yaptım. HDP çatısı altında iki dönem Parti Meclisi adaylığında bulundum. Bu süreçte sayısız konser verdim.

Bugüne kadar hangi süreçlerde, hangi suçlamalarla yargılandınız? Ne tür cezalar aldınız?

Bugüne kadar siyasi fikirlerimden, Kaypakkaya çizgisini esas almamdan ve Kürt halkını yalnız bırakmamamdan dolayı defalarca T.C. mahkemelerinde yargılandım ve ilk kez cezaevinde yattım.

Sahnedeki konuşmalarım, siyasi duruşum ve tavizsiz mücadele anlayışım nedeniyle sık sık mahkemelere çağrıldım. Bu süreçte konserlerim yasaklandı, türkülerim ve şarkılarım yasaklandı.

Sokakta iki kez çok ağır saldırıya uğradım. Arabamın üzerine, 1978 Maraş Olayları sırasında olduğu gibi çarpı işareti konularak tehdit edildim. Sosyal medya üzerinden aileme, bana ve çocuklarıma yönelik tehditler aldım.

En son 18 Şubat’ta, yirmiden fazla askerî güçle sabaha karşı saat 05.20’de evimin kapısı koçbaşıyla kırılarak baskın yapıldı. Silahla yere yatırıldım; ardından oğlum da aynı şekilde yere yatırıldı. Kızım silah zoruyla, kamera karşısında giyinmeye zorlandı.

Büyük bir düşman hukuku ile evime baskın düzenlendi. Ben ise başımı asla eğmeyeceğimi söyleyerek ve açlık grevi yaparak duruşumu sergiledim.

2020 yılında Ferhat Tunç ve Gökhan Yavuzel ile birlikte ölüm tehditleri aldınız ve iki kez ortak bildiri yayımladınız. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Faşizm her yerde… Sevgili Ferhat, Gökhan ve ben ölüm tehditleri alsak da inandığımız tek bir gerçek var: Hiç kimse bizi kararlarımızdan ve fikirlerimizden vazgeçiremez, hiç kimse bizim suçsuzluğumuza gölge düşüremez.

Her tarih kendi mazlumunu yaratır. Her tarih kendi katilini yaratır. Her tarih kendi zulmünü yaratır.

Bütün mesele halkın yanında durabilmek, onların safında yer alabilmektir. Mesele, inandığımız değerlerin gücüyle mücadeleyi büyütebilmektir.

Son süreçte mahkemeniz var mı, sizi neler bekliyor?

En son çıktığım mahkemede, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması kapsamında altı yıl üç ay hapis cezası verildi ve ikinci kez yurtdışı yasağı aldım. Bu kararın bir hafta sonrasında yurtdışı yasağım kaldırıldı ve yurtdışı konserlerime başladım.
Davam istinafa taşındı, bekleme sürecindeyiz.

Çocuklarınız Turna ve Toprak’ın sanatsal çalışmaları var mı?

Her iki çocuğum da sanat yolunda ilerliyor. Kızım, Türkiye genelinde derece aldığı için %100 burslu olarak çok iyi bir üniversitede Radyo, Televizyon ve Sinema eğitimi alıyor. Oğlum ise sözleri ve müzikleri kendisine ait eserlerle konservatuvarda şan ve enstrüman eğitimi görüyor. Yakın zamanda kızımı sinemada, oğlumu sahnelerde göreceğinize eminim.
Her şeyden önce karakterli ve dünya görüşü sağlam iki genç fidan yetişiyor.

Bir Alevi sanatçısı olarak, Alevilerin Sesi okuyucularına neler söylemek istersiniz?

Tarihin her döneminde Aleviler çok büyük bedeller ödedi. Bugün Ortadoğu’da hâlâ Alevi katliamları devam etmektedir. Aleviler, tüm dernekleri ve kurumlarıyla örgütlü mücadeleyi daha da güçlendirerek yol almak zorundadır.

Alevilerin Sesi dergisini uzun yıllardır takip ediyorum. Çok değerli çalışmalara imza attığınızı belirtmek isterim. Hak’tan ve halktan yana olan basına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Başta siz Ahmet canımıza, emeği geçen tüm emekçilere ve değerli okurlara yürek dolusu sevgi ve selamlarımı iletiyorum.

Unutmayalım ki bizi kurtaracak olan, kendi kararlarımız ve inançlı mücadelemizdir.

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Doç. Dr. Kumru Berfin Emre: Alevi Medyası Olarak Alevilerin Sesi Dergisi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. Medya kavramı...

İsmail Kaplan: Alevilerin Sesi bu günlere nasıl geldi?

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. Alevilerin Sesi...

Recai Aksu: Tarihe Belgeler Bırakan Bir Dergi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. Sevgili Alevilerin Sesi Okuyucuları, Alevilerin...

Necdet Saraç: Müthiş Yıllardı

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. 1963-70 döneminde...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?