Pazartesi, Aralık 15, 2025

Özgür Turak: Dara Düşen Bir Cemevinin Hikâyesi: Avrupa’da Alevi İnancının Dirilişi

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır.

“Bir Cemevi dara düştü, ama Alevi yüreği asla düşmedi” sözünü tarih sayfalarına kazımıştır.

Yıl 1989…

Avusturya’nın St. Pölten kentinde bir grup Alevi bir araya geldi.
Bir dilekleri vardı: “Kendi cemevimiz olsun.”
O gün atılan tohum, yıllar sonra filizlendi.

İmeceyle, alın teriyle, gönül bağıyla çalıştılar.
Ve sonunda başardılar.

St. Pölten Cemevi, Avrupa’da sıfırdan inşa edilen ve tapusunda “Cemevi” olarak geçen ilk Cemevi olmalıydı, dedi Sivas Divriğili Mustafa Erdoğan.
Öncülük etti, emek verdi, çalıştı.
Tuğlasında emek, harcında sevda vardı.

2001’de kapılar açıldığında, yanlızca bir bina değil, bir inanç dirilişi doğmuştu.

Ama her yol düz değil…
Bir süre sonra, o ışığın etrafında karanlıklar dolaşmaya başladı.
Aleviliğin özünü bilmeyen, Hak Muhammed Ali’den dem vurup dilinde kin taşıyanlar ortaya çıktı.

Kendilerini “İslam Alevileri” diye tanımlayıp, “Alisiz Aleviler”, “Dinsiz Aleviler” diyerek ikilik yapıp, inancımızı sorguladılar.
İşte o kirli dil, o bölücü anlayış St. Pölten Cemevi’ni de buldu.

Önce cemevi bu zihniyetin eline geçti.
Sonra, inancın en kutsal mekânı 10 Mart 2021’de açık artırma ile satışa çıkarıldı.

Tarihte ilk kez bir Cemevi satılıyordu.
O gün hepimizin yüreğine ateş düştü.
Bir Cemevi dara düşürülmüştü artık.

Dar’a olana yetişmek, el vermek ve Hızır olmak lazımdı…

İzzet Caner, bir Alevi iş insanı, Linz Alevi Birliği’nin kurucularından…
Gönlü el vermedi, Hünkar’ın, Yunus’un, Pir Sultan’ın anıtlarının önünde bu utancı yaşatmaya, Cemevinin yıkılmasına,
ve Cemevi’ni 3 050 000 Euro ödeyerek, mülk değerinin üç katına satın aldı.

Paradan çok, onur verdi bu işe.
Cemevini ve Uluların Anıtlarını yıkımdan, utançtan kurtardı.

Sıra Alevi toplumundaydı.
Bu Cemevi, bir daha asla satılmamak üzere yeniden Alevi toplumuna kazandırılmalıydı.

İzzet Caner’e mihman olduk.
Bir masa etrafında gönüller bir araya geldi:

  • İzzet Caner ve İskender Caner iki Kardeş Can
  • AABK Onursal Başkanı Turgut Öker
  • AABF Onursal Başkanı M. Ali Çankaya
  • AABF Yol Erkan Kurulu Başkanı Mehmet Gazi Dede
  • Yöneticilerimizden Gülbey Köseoğlu, Kasım Akar, iş insanı Mustafa Erdoğan
  • ve ben, AABF Genel Başkanı Özgür Turak

İstişare edildi…
Gönüller birlendi.

Bir daha bu acıların, bu utancın yaşanmaması için Cemevi yeniden Alevi toplumunun olmalıydı.
1 260 000 Euro üzerinden mutabık kalındı.

Gönüller bir kez daha birleşti.
Şimdi sıra bu miktarın toplanmasındaydı.

Turgut Öker — örgüt insanı, mücadeleci önder, Alevi tarihine not düşen bir yoldaş — tüm heyecanı ve inancıyla dedi ki:

“Bu, Alevilerin onur borcudur…
Elini taşın altına koyacak canlar elbette vardır.
Yeter ki onlara derdimizi doğru anlatalım.
Biz bu Cemevini geri kazanacağız!”

Matematiksel hesaplar yapıldı.
Çarpıldı, çıkarıldı, toplandı, bölündü…

“Kervan yolda dizilir,” dedik.
Ya Hızır diyerek çıktık yola.

Avrupa’da 300’ün üzerinde AABK’ya bağlı Alevi kurumu vardı.
Tarihi ve inanç sorumluluğu gereği, Avrupa’da ilk inşa edilen bu Cemevi’ni geri almak, toplumsal bir görevdi.

Plan belliydi:

  • AABK merkezli çağrı
  • Ortak Pazar kahvaltısı
  • Her kurumdan yaklaşık 2000 Euro destek
  • 20 Euro’luk bağış biletleri (30 000 adet)

Ama olmadı…
Hesap tutmadı.

Yılmak yoktu.
Mücadeleye devam dedik.

“1260 can bulsak…
Her biri 1000 Euro bağış yapsa…
10 ay boyunca ayda 100 Euro ödeseler…
Ve 1260 parçadan oluşan Kadıncık Ana Anıtı’nı Cemevi bahçesine koysak…”

Bu yol mümkün denildi.

Ve uzun soluklu bir maraton başladı.

En önde Turgut Öker, M. Ali Çankaya, Mehmet Gazi Dede…
1260 canımıza ulaşmak için kapı kapı dolaştılar.

Bir yandan da Kadıncık Ana Anıtı hazırlanmalıydı.

Bu kutsal görevin sanatsal sorumluluğu Necati Şahin’e emanet edildi.
“Bir düşüneyim,” dedi.
Sonra: “Kabul ediyorum.”

Ve hikâyenin burasını artık hepiniz biliyorsunuz.

Bu Cemevi bir toplumun tarihidir.
Avrupa’da inşa edilen ilk Cemevi’dir.
Alevilerin varlık belgesidir.

Bugün Kadıncık Ana ile Dört Kapı Kırk Makam’ı anlatan anıt, heykeltıraş Gülşah Akbulut hocamızın emeğiyle bahçede yerini aldı.

Bu onurlu çalışmada emeği geçen tüm canlara sonsuz teşekkürler.

Yaklaşık 1 000 000 Euro toplandı.
1000 canımızın ismi tarihe not düştü.

Çağrımızdır:

Gelin, anıt üzerinde kalan son 260 boşluğu birlikte dolduralım.
Sizlerin de bu onurlu çalışmada bir lokmanız olsun.

01.11.2025
Özgür Turak
Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı

 

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Şükrü Aslan: Alevilerin Örgütlenme Manzarası Çalıştayı’nın Ardından

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. İstanbul’da 4-5...

Bedriye Poyraz: Alevi Örgütlerinin Darı: Meğer Aleviler de Ayrımcılık Yapıyormuş

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Yaklaşık olarak...

Elif Çalışkan: Birbirimize Hiç Olmadığı Kadar Kenetlenmeliyiz

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj :...

Kadıncık Ana Heykelini Yaratan Heykeltraş Gülşah Akbulut: O Kadim Bilgeliği, Sevgiyi, Işığı Görünür Kılmak İstedim

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 294. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj: Erdal...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?