Cumartesi, Temmuz 18, 2026

Nevin Kamilağaoğlu: ‘Beni Nasıl Buldun?’ Diye Sordum, Yutkundu.

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 302. sayısında yayınlanmıştır.

Röportaji yapan: Ahmet Yılmaz

“Bir ben kaldım şimdi,
Tek yakın bana.
Ama ben eskiden de
Hep böyle
Yalnız çıkardım yola.”

(Metin Altıok)

Bir umuttur yola düşmek, yola yoldaş olmak; sevgi adına, dostluk adına, yol adına…

Bugün kendisiyle röportaj yaptığımız sevgili Nevin Kamilağaoğlu; yolun talibi, yolun hizmetkârı olarak en kutsal makamlarda hizmet vermiş, ardından sağlık sorunlarıyla mücadele etmek zorunda kalmış, fakat buna rağmen kendi federasyonunda mücadelesine devam etmiştir.

Alevilerin Sesi dergisi için kendisiyle röportaj yapma imkânı bulduğumuz Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı sevgili Nevin Kamilağaoğlu ile birçok etkinlikte, panelde, seminerde ve yürüyüşte omuz omuza yürüdük. Bugün onun annelik, öğretmenlik, kadınlar için verdiği mücadeleden çok; devrimci, özgürlükçü ve mücadeleci ruhunu, azmini ve kısacası hayatını sizlere aktarmak için sorularımı kendisine yönelttim.

Nevin Kamilağaoğlu kimdir?

Erzurum’un Şenkaya ilçesinin Kürkçü köyünde 21 Nisan 1957’de doğdum. Yedi kardeşin üçüncüsüyüm. Kürkçü köyü, diğer Alevi köyleri gibi yüksek dağların arasında kurulmuş bir Türkmen köyüdür. Köyümüzde bulunan okul çok eskiden Ruslar tarafından yapılmıştı. Okuma yazma oranı yüzde doksan beş civarındaydı. Hem babaannem hem de anneannem ilkokulu üçüncü sınıfa kadar okumuştu.

Kalabalık fakat bir o kadar da mutlu bir ailede büyüdüm. Kardeşlerimin hepsi okudu.

On bir yaşındayken kazandığım Erzurum Yavuz Sultan Selim Öğretmen Okulu’na 1970 yılında başladım. Son sınıfa geldiğimde okul öğretmen lisesine dönüştürüldü. Altı yıl yatılı okuduğum bu okulun ilk üç yılında mecburiyetten oruç tuttum; çünkü yemekhanede yemek çıkmıyordu. Son üç yılda ise bir grup arkadaşımla akşam yemeğinden ekmek saklıyor, gün içinde gizlice yiyorduk.

Zamanla oruç tutmadığımın ortaya çıkması, Alevi olduğumun ve sola sempati duyduğumun öğrenilmesiyle son üç yılım adeta kâbusa döndü. Fiziksel ve psikolojik baskı günlük hayatımın bir parçası oldu. O yıllar bende derin izler bıraktı.

1976 yılında okuldan mezun oldum. Aynı yıl İzmit Eğitim Fakültesi’ne başladım. 1979 Şubat ayında öğretmen olarak Van’da göreve başladım. Eğitim Fakültesi yıllarında sosyalist hareketlerle daha yakından tanıştım. Bu süreçte düşünsel çizgim, İbrahim Kaypakkaya’nın görüşleriyle örtüşmeye başladı.

12 Eylül’e giden süreçte Maraş, Çorum ve Malatya katliamları yaşandı. Toplumsal muhalefetin yükselmesi ve artan çatışmaların ardından 12 Eylül askeri darbesi gerçekleşti. Bu süreçte binlerce insan gözaltına alındı ve ağır baskılara maruz kaldı.

12 Eylül 1980 askeri darbesinin sizde bıraktığı izler nelerdir?

1981 yılında gözaltına alındım. 1995 Mayıs ayında tahliye edildim. Bu süreyi İzmit Gölcük Askeri Donanması’na bağlı cezaevinde geçirdim. O yılları anlatmak kolay değil. Ancak bir gün birilerinin 12 Eylül’ü ve Alevi kadınlarının yaşadıklarını araştırmasını çok isterim.

Unutamadığım en derin anılardan biri, hayatında hiç uzak bir şehre gitmemiş olan babamın beni Zonguldak’ta bulmasıydı. “Beni nasıl buldun?” diye sordum. Cevap vermedi, sadece yutkundu.

Tahliye olduktan sonraki süreci anlatır mısınız?

Tahliye olduktan sonra sürekli polis takibi altındaydım. İşsizdim ve üzerimde yoğun bir baskı vardı. Adeta nefes alamıyordum. 1986 Şubat ayında ülkeyi terk etmek zorunda kaldım.

İsveç süreciniz nasıl başladı?

1986 yılında İsveç’e geldim ve politik göçmen statüsünde oturum aldım. İlk yıllar çok zordu. Dil sorunu yaşıyorduk. Sosyal yardım almadan, temizlik işleri yaparak geçimimizi sağladık. Aynı zamanda dil kurslarına devam ettik.

Daha sonra çeşitli derneklerde ve İsveç Sol Partisi’nde aktif görevler aldım. Stockholm Belediyesi’nde iki yıl meclis üyeliği yaptım. Asıl mesleğim öğretmenlikti. Uzun yıllar küçük yaş gruplarıyla çalıştım ve Stockholm Üniversitesi’nde dil pedagojisi eğitimi aldım.

Kanser süreciniz nasıl geçti?

Beklemediğim bir anda meme kanserine yakalandım. Ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi süreçleri yaşadım. 2006 yılına kadar süren bu zorlu süreci atlattım.

Alevi dernekleriyle tanışmanız nasıl oldu?

1995 yılında Stockholm Alevi Kültür Merkezi ile aktif ilişki kurdum. Daha sonra yönetimlerde yer aldım ve federasyon düzeyinde görev üstlendim. 2016 yılında Alevilik İsveç’te resmi olarak tanındı.

Kadın örgütlenmesi süreci nasıl gelişti?

2010 yılında AABK bünyesinde kadın örgütlenmesi çalışmalarına başladım. Farklı ülkelerden kadınlarla bir araya gelerek Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin temellerini attık. 2012 yılında ilk genel kurulumuzu gerçekleştirdik.

Eşit başkanlık süreciniz hakkında neler söylersiniz?

2020 yılında AABK Eşit Başkanı olarak göreve başladım. İki dönem görev yaptım. Bu süreçte önemli deneyimler kazandım ve birçok çalışmaya imza attık.

6 Şubat depremi sonrası neler yapıldı?

Depremin ikinci gününden itibaren sahadaydık. Bölgeye defalarca gittim. Yaşanan acıları yerinde gördüm. Bu süreçte dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık.

Okuyuculara mesajınız nedir?

Alevilerin Sesi dergisi, 32 yıldır kesintisiz yayın yapan önemli bir hafızadır. Bu dergiyi yaşatmak hepimizin sorumluluğudur. Emek veren herkese aşk ile…

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Kelime Ata: Hafızayı kaybetmek/hafızayı kaydetmek…

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. “Aslanlar kendi...

Metin Öztürk: Bir “Karşı-Hafıza” Mekanı Olarak Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. Sosyolojik metaforlar...

Fatma Özdoğan: Hatırlamak, Hatırlatmak, Mekan ve Politika: Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 6 Şubat...

Dilek Özhan Koçak: Hafıza, Arşiv ve Adalet: Dijital Bellek Mekânları ve Madımak

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 2 Temmuz...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?