Pazartesi, Aralık 15, 2025

Necati Şahin: Kadıncık Ana Anıt Öyküsü

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır.

Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Özgür Turak Başkanımız aradı. (Kasım 2024)
St. Pölten Cemevi bağışçıları adına 1260 eşit parçadan oluşacak bir Kadıncık Ana Anıtı yapmayı düşündüklerini söyledi Özgür Başkan.
(Cemevi’nin 1.260.000 Euro borcu var. 1260 Can, “biner” Euro bağış yaparsa kurtulur.)

“Hocam, bu projemizin sanat yönetmenliği sende olsun istiyoruz…” dedi.
“Başım üstüne…”

Kendisinden birkaç gün müsaade istedim. Yoğunlaştım.
Zira sanatsal üretim; duygusal yoğunlaşma, duygusal bağlar kurma, hayal gücünü zorlama ile olur.
Sınırsız, tabusuz düşünme ile pişer.

Birkaç gün sonra Kadıncık Ana ve Turnalar düşüncemi Özgür Başkan’a anlattım.
Hemfikir olduk.

Önce bir konsept yazmaya başladım:
“1260 Turna…
Metal yapraklar ile örülecek Kadıncık Ana Heykeli olacak…”

1260 bağışçının adları nereye yazılacak?
Kadıncık Ana Heykeli etrafında
‘4 Kapı 40 Makam’ı anlatan ikinci bir çalışma olmalı.
Bir anıt bütünlüğü içinde ama…”

Konsept yüreğime oturdu da, heykeli kim yapmalı?
Mehmet Aksoy gibi çok değerli heykeltıraş dostlarımız var. Ama “Kadıncık Ana Heykelini bir kadın heykeltıraş yapmalı.” dedim ve araştırmaya başladım.

İnternette dolanırken Antalya’da bir heykel atölyesi ve Heykeltıraş Gülşah Akbulut adı karşıma çıktı. Aradım.
Gülşah Akbulut çıktı telefonuma. (7 Aralık 2024)

Anlattım derdimizi, hayalimizi, rüyamızı. Uzun uzun…
“Hocam, bu konuyu hiç bilmiyorum. İlk kez ‘Kadıncık Ana’ adını duyuyorum. Konu bana çok yabancı…”
“Olsun, biz muhabbet ede ede tanışırsınız Gülşah Hocam…”

Ve başladık muhabbete. Uzun uzun telefon görüşmeleri…
Gülşah Hocama onlarca semah videosu, fotoğrafı, çizimi, müziği gönderdim.
Üzerine konuştuk. Felsefesini anlattım, Alevi öğretisini anlattım.
Alevi terminolojisi ile muhabbet ettim, günlerce…

Gülşah Hocam:
“Ne zaman başlamalıyım Necati Hocam?” diye yazdı.
Yazdım:
“Kadıncık Ana’yı ne zaman rüyanda görürsen, o zaman başla Gülşah Hocam…”

Bir gün,
Gülşah Hocam aradı, duygu yüklü:
“Gecem gündüzüm, yüreğim beynim Kadıncık Ana.” dedi.
“Bir de yüz yüze tanışalım, dinleyeyim sizi Hocam. Nasıl yaparız?”
“Şöyle yaparız Gülşah Hocam; ben uçağa atlıyor, Antalya’ya geliyorum…”

Gittim Antalya’ya. Girdim heykel atölyesine.
İki güzel insan, iki heykeltıraş sanatçı ile tanıştık.
Heykeltıraş Gülşah Akbulut, heykeltıraş eşi…
Muhabbete devam…

Yetmez, birlikte bir de cemevine gidelim. Dostlarımız ilk kez bir cemevine girdi.
Cemevindeki dostlar ile de muhabbet ettik…

“Gülşah Hocam, bir mekanizma da olsa Kadıncık Ana semah dönse, olur mu?”
“Olabilir Hocam, örnekleri var.”
Bir örnek gösterdi. Süper…
“Yapalım.”

(Eee, ek bütçe gerekli.)
“Özgür Başkanım, yapalım mı?”
“Yapalım Hocam da bütçesine bakalım…”
“Bakın Başkanım, ama ne yapıp edip böyle yapılsın. Tarihe not düşülsün…”
“Düşüldü.”
“Eyvallah…”

Döndüm Köln’e…
Bu sefer de beni çizimlerle bombardımana tutma sırası Gülşah Hocam’daydı.
Onlarca çizim, onlarca animasyon…
“Şuna yoğunlaşalım, buna çalışalım…”
Yine günlerce…

Seçtiklerimizi Özgür Başkan’a atmaya başladım.
Çizimler muhabbeti başladı böylece.
Karar verdiğimiz çizimin maket yapma dönemi geldi çattı.
Gülşah Hocam başladı, bitirdi maketi.
Videolarını, fotoğraflarını paylaştı.

Ancak biliyorduk ki video, fotoğraf, çizimler gözü yanıltabilir.
“Sanat, elinle tutup hissetmeyi, gözünle görüp beyine kaydetmeyi gerektiriyor…”

Tekrar atladım uçağa, gittim Antalya’ya.
Vardım atölyeye. Atölye girişinde gördüm Kadıncık Ana maketini.
Müthiş bir heyecan sardı yüreğimi.
Önce Kadıncık Ana’nın elini öptüm, sonra sarıldım dostlara…

“Semah duruşu?”
“Bir el sanki çok havada…”
“İndirelim biraz aşağıya.”
“Ama ne kadar indirelim?”
“Gülşah Hocam, bir dakika.”

Heykelin yanında durdum.
“Duruş şöyle olabilir mi?”
Fotoğrafı çekti Gülşah Hocam.
Fotoğrafı attım Dertli Divanı Baba’ya.

Cevap geldi:
“Necati Ağabey, senin elin gibi aşağıda olmalı Kadıncık Ana’nın sağ eli…”
“Emin olalım Gülşah Hocam…”
Dertli Divanı Baba’yı aradık. Gösterdik.
“Böyle mi, şöyle mi?”
“Şöyle…”
“Eyvallah Dertli Baba…”

Gülşah Hocam aynısını yaptı. Sağ eli aşağıya indirdi.
Süper…

Birlikte çilingir sofrasına oturduk. Havaalanına bıraktı dostlar.
Toplam 4 saat: Antalya – Atölye…

Sonrası bilindiği gibi.
Gülşah Hocam örmeye başladı… Hünerli elleriyle…
Özgür Başkan ve ekibi ile süreci titiz titiz takip ederek, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmayarak geldik bugüne…

Bu satırları yazarken ANA yolda…
Geliyor Avusturya’ya.
Turnalar konacak St. Pölten Cemevi Bahçesi’ne…

Avusturya, sanat dünyasının önemli bir ülkesi.
Yeni bir sanat eseri: Kadıncık Ana Heykeli.

Şimdi Kadıncık Ana semah dönecek Avusturya’da…
Hangi semah müziği ve hangi enstrümanlar ile…?
Turnalar Semahı’nın birçok versiyonu var…
Ya bir versiyonu alalım ya da birkaç versiyonu da alıp değişik değişik sunalım.

Döner mekanizma ile müzik harmonisi denenerek zamanla son hâlini almalı.
Ben, müzikte de “Doğu-Batı sentezi” vurgusu olsun istiyorum.
Kadıncık Ana, Mozart’ın ülkesine bağlama ile mihman geliyor; piyano ile karşılanmalı…

Üç alternatif olsun derim. Döner mekanizma öyle programlanır.
Kadıncık Ana, sabah bağlama, öğle piyano, akşam senfoni ile semah dönmeli mesela…

İleride “Mozart Senfoni Orkestrası’nın çaldığı Turnalar Semahı” ezgisi ile dönmeli…
Mesela…

Sevgiyle…
Necati Şahin

(Kadıncık Ana ile tanış olmam 1991 yılında oldu. UNESCO 1991 yılını Yunus Emre Yılı ilan etmişti. Genel Sanat Yönetmeni olduğum Köln Arkadaş Tiyatrosu olarak “Yunus Diye Göründüm” eserini Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Karadağ ile sahneledik. Yunus, Hünkar, Taptuk Emre, Barak Baba, Mansur ve Kadıncık Ana (Anabacı) Alevi sembolleri, mitolojisi üzerine kurgulu eseri yıllarca Türkçe-Almanca olarak Avrupa’da sergiledik.
Zamanla Alevi hareketi içindeki birçok kadın arkadaş ile bu konu defalarca gündeme geldi, konuştuk.)

 

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Şükrü Aslan: Alevilerin Örgütlenme Manzarası Çalıştayı’nın Ardından

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. İstanbul’da 4-5...

Bedriye Poyraz: Alevi Örgütlerinin Darı: Meğer Aleviler de Ayrımcılık Yapıyormuş

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Yaklaşık olarak...

Elif Çalışkan: Birbirimize Hiç Olmadığı Kadar Kenetlenmeliyiz

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj :...

Kadıncık Ana Heykelini Yaratan Heykeltraş Gülşah Akbulut: O Kadim Bilgeliği, Sevgiyi, Işığı Görünür Kılmak İstedim

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 294. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj: Erdal...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?