Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır.
“Aslanlar kendi tarihini yazana kadar tarih hep avcıları över” atasözünde olduğu gibi Alevi tarihi de hep güçlülerin diliyle kaleme alındı. Madımak Hafıza Merkezi projesiyle ilk defa bu nitelik ve içerikte Madımak katliamı gerçekliğini, Aleviler kendi tanıklıklarıyla tarihe kazandırdılar. Ya bir hafıza kaybedilecekti ya da kaydedilecekti. İşte o kayıt, bu projeyle mümkün hale geldi.
Bu topraklarda en az 500 yıldır süreklilik gösteren bir Alevi kırımı yaşanıyor. Yakın tarihimizde ise Dersim’de başlayan Çorum’da, Maraş’ta, Erzincan’da, Malatya’da, Gazi Mahallesi’nde tekrarlayan bu katliamlardan biri de 1993 yılının 2 Temmuz’unda Sivas’ta Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucunda 33 canımızın öldürülmesidir.
Etnik veya dinsel azınlıklara yönelik katliamlar bugüne kadar resmi ağızlardan yazıldı, anlatıldı. Hep bir isyan, kalkışma, beka gerekçelerinin arkasına saklanılarak kıyımlar meşru gösterilmeye dolayısıyla gerçekler karartılmaya çalışıldı. Divan katipleri, komutanlar, devletin üst düzey görevlileri, iktidar kontrolündeki ulema aynı dil ile konuştu.
Yani, bir Afrika atasözünde belirtildiği üzere “Aslanlar kendi tarihini yazana kadar tarih hep avcıları övdü”.
Toplumsal hafıza, sözlü tarih çalışmaları ise alternatif tarih yazıcılığını ortaya çıkardı ve sıradan insanların gözüyle, onların tanıklıklarıyla, özne olma halleriyle üzeri örtülmek istenilen gerçekleri, insanoğlunun hafızasına kazandırmaya başladı.
Hafıza ve sözlü tarih çalışmalarının Türkiye’de öyle uzun bir geçmişi yok. Hele Alevileri kapsayan çalışmalar hem çok yeni hem de nicelik itibariyle hayli sınırlı.
Dersim katliamıyla ilgili yürütülen ve çok uzun yıllara yayılan çalışmalar sonucunda Köln’deki Dersim Kültür ve Tarih Merkezi’yle birlikte Dersim arşivinin açılması başarılı örneklerden biri. Maraş katliamı hakkında bir belgesel/sözlü tarih çalışması var ama kapsamı hayli dar.
Kaldı ki, belgesel ya da sözlü tarih çalışmaları bugüne kadar bireysel çabalar veya çeşitli kurum ve kuruluşlar üzerinden yürütüldü. Alevilerin kurumsal örgütlenmelerinin bizzat bütçe oluşturarak kapsamlı projeye dönüştürdükleri hemen hemen tek örnek Madımak Hafıza Merkezi çalışmasıdır.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafından Madımak katliamının 30. Yılı nedeniyle hazırlanan proje, belki değeri bugün yeterince anlaşılmasa ve çeşitli polemiklere konu olsa da Alevilerin kendi tarih yazıcılığının geliştirilmesi bakımından önemlidir.
Öncelikle bu projenin sadece bir belgesel çalışmasından ibaret olmadığını belirtmem gerekiyor. Proje kapsamında 4.5 saatlik uzun metrajlı, “Çok Kötü Bir Şey Oldu” adlı bir belgesel, ayrıca Web belgesel, sanal müze, dijital kütüphane oluşturulmuş, Prof. Dr Şükrü Aslan’ın koordinatörlüğünde, Ozan Çavdar, Hakan Koçak ve benim de içinde olduğum grup, sözlü tarih çalışmasıyla onlarca tanıklığı kayda geçirmiştir. Zaten, projenin belgesel, web belgesel, sanal müze, dijital kütüphane kısımları sözlü tarih tanıklıkları üzerinden şekillenmiştir.
Bugün elimizde 162 saatlik 122 video kaydı var. Mülki amirlerden, kabine üyelerine, gazetecilerden yerel esnafa, sanatçılardan milletvekillerine, katliamda yakınlarını kaybedenlerden sağ kurtarılanlara, dernek yöneticilerinden hastane personeline, sendikacılardan akademisyenlere kadar tanıklık ve değerlendirmeler kayda alınmış, zaman içerisinde unutulup gidecek, hafızadan silinecek bilgiler, adeta “yangın”dan kurtarılmıştır.
O güne kadar hiç dinlenilmeyen, tanıklığına başvurulmayan birçok kişinin bu proje kapsamında bilgilerini bizimle paylaşması, çok kıymetliydi. Hepsinden önemlisi, Madımak’ta yakınlarını kaybeden, bu büyük acıyı yıllarca yüreklerinde taşıyan, katliamın bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılması için yıllarca mücadele veren yaşı ilerlemiş aile bireylerinin dinlenilmesiydi. Nitekim, bizlere konuştuktan sonra hakka yürüyenler oldu ki, bu da bize projenin aslında ne kadar geciktiği gerçeğini hatırlatarak “Keşke, 10’ncu veya 20’ninci yılında bu tanıklıklar kayda geçirilmiş olsaydı” dedirtti.
Madımak Hafıza Merkezi projesi kapsamında yürütülen çalışmalar sadece tanıklıkları kayda geçirmekten ibaret değil. Madımak Oteli’nin, katliamla yüzleşme için müzeye dönüştürülmesine ilişkin mücadele şimdilik sonuç vermedi ama bu projeyle sanal müze oluşturmak suretiyle canlarımız anısı ölümsüzleştirildi. Ayrıca bir dijital kütüphane oluşturuldu ki, katliamla ilgili yazılı, görsel, işitsel, resmi ve resmi olmayan tüm bilgi, belge ve materyaller toplanıp arşivlendi. Raporlar, fotoğraflar, yayınlar, video kayıtları, kitaplar vb ilgili tüm dokümanlar bir araya getirildi. Üstelik, hepsi internet üzerinden herkesin kullanımına açık hale getirildi.
Bugün, trilyonlar dahi verilse Maraş katliamının mahkeme dosyasına erişim mümkün değildir. Çorum katliamıyla ilgili veri toplamak isteseniz derli toplu bir kaynak bulunmamaktadır.
Madımak Hafıza Merkezi Projesi ise niteliği ve içeriği itibariyle bugüne kadar Alevi kurumlarının yaptığı en kalıcı çalışmaların başında gelmektedir. Herhangi bir sponsorluk anlaşması yapılmadan, fon almadan bütçesinin tamamen üyelerden toplanan gönüllü katkılarla oluşturulması da ayrıca kıymetlidir.
Ya hafıza kaybedilecekti ya da hafıza kaydedilecekti.
Madımak Hafıza Merkezi Projesi, hafızayı kaydetti.

