Pazartesi, Aralık 15, 2025

İbrahim Mecit: Ruhunuz Huzur Bulur…

Date:

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 295. sayısında yayınlanmıştır.

Ahmet Yılmaz’ın Bağlama Ustası İbrahim Mecit ile Röportajı

Kültürler Arası Mirasın Ustaları: Bağlama Ustası İbrahim Mecit

Bağlama

Türk müziği ve kültürü için vazgeçilmez bir çalgıdır. Halk müziğinin taşıyıcısı olarak yüzyıllardır toplumun sesini, duygularını ve kültürel mirasını korumakta ve nesilden nesile aktarmaktadır. Bağlama; cura, tambura gibi çeşitleriyle her müzikseverin ruhuna hitap eder ve derin, zengin tonlar sunar. Bağlama çalmak, sadece bir müzik yeteneği değil, aynı zamanda kültürel bir mirası yaşatmanın önemli bir yoludur.

Bağlamanın tarihi, milattan önce 1600’lü yıllara kadar uzanır. Bu nedenle bağlama, dünyanın en köklü ve eski müzik aletlerinden biridir. Günümüzdeki bağlama çeşitleri ve modelleri düşünüldüğünde, ilk bağlamalar oldukça farklı görünmektedir. Bu noktada, bağlamayı daha yakından tanıyabilmek için bu müzik aletinin atası olarak bilinen kopuz karşımıza çıkar.

Bağlama çalmak, yalnızca bir müzik yeteneği değil, aynı zamanda kültürel bir mirası nesilden nesile taşımaktır. Hiç düşündünüz mü? Bağlama olmasaydı, bu miras nesilden nesile nasıl taşınırdı? Bu soruyu sormak bile içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Bu yüzden bağlama, olmazsa olmazımızdır.
Yukarıda belirtildiği gibi, bu sanat usta-çırak ilişkisiyle günümüze ulaşmıştır. Ancak günümüzde fabrikalaşmanın getirdiği süreçle birlikte, bu sanat yavaş yavaş yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Alevilerin Sesi dergisi için, 31 yıldır çıraklık geleneğinden gelen ve alın teri, göz nuruyla sipariş üzerine bağlamalar yapan İbrahim Mecit ile atölyesinde bir araya geldik. Aklınızdan ve yüreğinizden geçen soruları bu sanatkar ustaya sorduk.

İbrahim Mecit Kimdir?

1977 yılında Malatya’nın Alvar köyünde, dokuz kardeşten dördüncüsü olarak dünyaya geldim.

Bağlama ile Nasıl Tanıştın?

Dokuz yaşına kadar köyde babama yardım ederek bağ ve bahçe işlerinde çalıştım. O dönemde ablam ve abim Mersin’e gurbete gitmişti. Daha sonra beni de yanlarına aldılar. İlkokul eğitimimin ilk iki yılını köyde tamamlamıştım; Mersin’de kaldığım yerden okula devam ettim. Ortaokul eğitimimi tamamladıktan sonra lise eğitimimin ilk iki yılında, Malatya Alvar’daki aileme yardım etmek için okulu bırakıp çalışmaya başladım.

Ablam ve abim beni farklı işlere yönlendirse de (araba tamiri, kaporta gibi), ben bir yolunu bulup bu mesleklerden vazgeçtim ve bir bağlama imalatçısının yanına girdim. Mersin’de iki yıl çıraklık eğitimi aldıktan sonra İstanbul’a gittim ve Kartal’da Dutar Müzik’te Süleyman Arslan’ın yanında işe başladım. Dört yılda burada kendimi yetiştirdim ve meslek eğitimi aldım.

1997-98 askerlik döneminden sonra bir yıl daha çalıştıktan sonra iki atölye birden açtım. Bu atölyelerde hem imalat, hem tamir hem de satışla bizzat ilgilendim. 1998-2004 yılları arasında bu işi yaptım, ardından atölyeleri satarak Almanya serüvenim başladı.

Almanya’da Bağlama-Saz İmalatı Süreci Nasıl Başladı?

Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya bölgesindeki Ratingen şehrine taşındım. Burada evimin bodrum katında, sağdan soldan bulduğum malzemelerle işe başladım. Yaptığım tamiratlardan elde ettiğim malzemelerle işi geliştirdim. Bu dönemde evime misafir olarak gelen gerek Emekçi gerekse Güler Duman hocam bana desteklerini sundular. Artık bir yer açma zamanının geldiğini söylediler. Bu destekle 2016 yılında Neuss Cemevi’nde faaliyetlere başladım. 2022 yılında ise atölyemi aynı bölgede bulunan Wuppertal Cemevi’nin alt katındaki atölyeye taşıdım. Hâlen burada faaliyetlerimi sürdürüyorum. Avrupa’nın her yerine sipariş alıp gönderiyorum ve aynı zamanda tamirat işleri de yapıyorum.

Bir Sazın, Bağlamanın Siparişi Ne Kadar Sürer ve Sipariş Verirken Neler Göz Önünde Bulundurulmalı?

Doğru bir bağlama siparişi verildiğinde, bu süreç yaklaşık sekiz ay sürer. Bunun nedeni, sap, kapak ve tekne bölümlerinin iyice kurumasını ve pekişmesini sağlamaktır.

Sipariş için bağlamalar, hangi coğrafyada yaşadığınıza bağlı olarak yapılır. O coğrafyanın sıcaklık ve nem oranına uygun, o bölgede yetişen ağaçlar tercih edilir. Örneğin, Avrupa’da mahagoni ağacı, rutubet ve neme dayanıklılığı nedeniyle tercih ettiğim bir ağaçtır. Bunun yanı sıra dut, ardıç ve kelebek gibi ağaçlardan da faydalanılır. İthal ağaçlar arasında ise riopalisander, abanoz, yılan ağacı ve gül ağacı, özel siparişlerde kullanılır. Renkli ve kaliteli ağaçlarla çalışmayı çok sevdiğimi belirtmeliyim.
Mesela Türkiye’de okaliptüs ağacından portakal veya limon kasaları yapılıyor. Hâlbuki bu ağaçtan çok iyi bir bağlama, saz veya mandolin yapılabilir.

Siparişlerde bağlama telleri olarak metal, özellikle piramit tel kullanıyorum. Piramit tel çabuk paslanabilir ama çok kaliteli ses verir. Eskiden dedelerimizin sazlarında teller bağırsaklardan yapılırdı. Ayrıca bağlama burgularını ithal ağaçlardan (palizanda, dengi, gül, abanoz ve ithal şimşir) kullanıyorum; bu, bağlamaya ayrı bir bütünlük katıyor.

Alevilerin Sesi Okurları için Saz ve Bağlama Konusunda Neler Söylemek İstersiniz?

Özellikle gençlere seslenmek istiyorum: Kendinizi bağlamaya adayın. Ruhunuz sakinleşir ve huzur bulursunuz. Aynı zamanda sanata hizmet etmiş olursunuz. Bu meslek dalıyla uğraşın; çünkü bu meslek, göz nuru ve el emeğinin yerini, fabrikalarda yapılan hazır imalat bağlamalar almaya başladı. Bu da mesleğin yakın bir zamanda kaybolmasına yol açabilir.Son olarak, Alevilerin Sesi olarak bu sanata ses verdiğiniz ve önemini aktardığınız için sizlere minnettarım. Adresime ve iletişim bilgilerime internet üzerinden veya Wuppertal Cemevi aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Bağlamayla kalın.

Ahmet Yılmaz

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Şükrü Aslan: Alevilerin Örgütlenme Manzarası Çalıştayı’nın Ardından

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. İstanbul’da 4-5...

Bedriye Poyraz: Alevi Örgütlerinin Darı: Meğer Aleviler de Ayrımcılık Yapıyormuş

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Yaklaşık olarak...

Elif Çalışkan: Birbirimize Hiç Olmadığı Kadar Kenetlenmeliyiz

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj :...

Kadıncık Ana Heykelini Yaratan Heykeltraş Gülşah Akbulut: O Kadim Bilgeliği, Sevgiyi, Işığı Görünür Kılmak İstedim

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 294. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj: Erdal...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?