Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır.
1994 yılında yayın hayatına başlayan Alevilerin Sesi Dergisi, dile kolay, 32 yıldır aralıksız her ay yayımlanan tek Alevi dergisi olarak yoluna kararlılıkla devam etmektedir.
32 yıldır Alevilerin sesi, kulağı ve nefesi olan; Alevi toplumunun nabzını tutan; örgütlü mücadelesine tanıklık eden ve bu süreci titizlikle arşivleyen dergimiz, aynı zamanda Alevi hak mücadelesinin yaşayan hafızası olmuştur.
Türkiye ve Avrupa’da yaklaşık 37 yıldır verilen demokratik Alevi hak mücadelesinin 32 yıllık dönemine eşlik eden bu kıymetli yayın; yaşanan tartışmaları, yürütülen mücadeleleri, ortaya konan fikirleri, kurumlarımızın açıklamalarını ve toplumsal duruşunu kayda geçirerek kolektif belleğimizi diri tutmuştur. Çünkü hafıza, bir halkın varoluş iradesidir. Hafızasını yitiren toplumlar yönünü kaybeder; hafızasını koruyanlar ise geleceğini inşa eder.
Alevilerin Sesi, yalnızca bir dergi değil; hakikatin, rızalığın ve yol erkanının yazılı ifadesidir. Alevi felsefesinin özündeki “insanı merkeze alan” anlayışı, eşitlik ve adalet arayışını sayfalarına taşımış; inancımızın “eline, beline, diline sahip ol” öğretisini kamusal alanda sorumluluk bilinciyle buluşturmuştur.
Bu dergi, ikrarın sürekliliğini temsil etmektedir. Çünkü ikrar, söz vermek olduğu kadar o sözün arkasında durmaktır. 32 yıldır kesintisiz yayımlanmak, işte bu ikrarın pratiğe dönüşmüş hâlidir.
300’ncü sayıya ulaşmak; yalnızca bir sayı değil, bir direncin, bir inancın ve kolektif emeğin sembolüdür. Bu vesileyle, dergimizin bugünlere gelmesinde emeği geçen başta genel yayın yönetmenlerimiz olmak üzere tüm yazarlarımıza, emekçilerimize ve okurlarımıza gönülden teşekkür ediyorum.
Hakikatin ışığını büyüterek, yolu aydınlatarak, 300 sayılık onurlu birikimimizin gücüyle yarına yürüyerek; Hak, adalet ve eşitliğin 300 sayılık tanıklığını selamlıyorum.
Aşk ile,
Hüseyin Mat
AABK Eşit Başkanı

