Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 296. sayısında yayınlanmıştır.
Bir yıl oldu senden ayrı düşeli… koca bir yıl…Özlemle, hasretle ve acıyla dolu geçen bir yıl.
Her şeye iyi geldiği söylenen zaman, benim yüreğimi dağlayarak geçti sevgilim.
Bazen yalnızlıkla, bazen özlemle, bazende yüreğimide tarifi mümkün olmayan bir yangınla…
Senin ardından ben ve canın oğlun, yuvadan yeni uçmuş kuşlar hayata tutunmaya çalışıyoruz. Kudretle , cesaretle… Tıpkı senin duruşu gibi. Sen her zaman bizim güvenli limanımızdın, sevgilim. Senin yanındayken endişe, korku, kaygı bizden çok uzaktaydı. Seninle güvendeydik mutluyduk…
Özledim…
Yanımda yöremde dolaşmalarını…
Ben günün telaşına dalmışken sen bize kahve hazırlardın.
Kahveni alıp masaya oturur çevrene kitaplarını dizerdin. Sağından solundan defterler, renkli kağıtlarda notlar ve bilgisayar başlardın tıkır tıkır yazmaya…
Sen, insanın kendini yoklukta var etmesinin en güzel örneğisin. Sadece bedensel bir varlık değildin. Senin onurlu duruşun, düşüncelerinden asla taviz vermeyişin, her durumda çözüm odaklı oluşun bana rehber, yol, ses ve ışık oldun.

Bizim sıradan bir hayatımız olmadı sevgilim. Zaten olamazdı da…
Hayatına o kadar çok şey sığdırmışken. Aksiyon dolu, haraketli, keyifli geçen zamanda bize bir çok anı, eser ve dost bıraktın. Ve şimdi bize bıraktığın eserlerinle ve dostlarınla hep yanımızdasın. Nereye dönsek yanımızda bizi sarıp sarmalayan dosların arkadaşların yoldaşların var.
Hayatla bağlarımı koparmış değilim sevgilim. Tutunuyorum hâlâ anılara, oğlumuza, her gece rüyalarımda sana. Gayretle, sabırla, sevgiyle…Ne diyeyim canımın içi? Sen sadece bir düşünce insanı değildin. Sen vicdanıyla, onuruyla hareket eden, bu toplumun ortak sesi, ortak bilinciydin.

İnişli çıkışlı yolları el ele, omuz omuza yürüdük seninle.
Bırakma ellerimi sevgilim. Bırakma beni sensiz, sessiz, sedasız… Gülen gözlerinle, şefkatinle, sevgi dolu yüreğinle benimle kal…
Kal ki… Hayat benim için biraz daha yaşanır olsun.
Seni aşkla anıyorum canım eşim.
Hatice Eser


