Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır.
Bu yıl Madımak’in üzerinden geçen 33. yıl.
1993’ün Temmuz’unda ülkece yaşadığımız kara gün, bizlerin ocaklarına ateş düşürdü. Ömrümüz boyunca bizi bırakmayan acılar, yüzlerimizde sanki kimliğimizin bir parçası gibi yerleştirdi.
Bugünden geriye baktığımızda bizlerin acıları yanında, gidenlerin hesabına da genç yaşlarında ellerinden alınan koca bir ömür olduğunu görüyorum.
Erdalı kaybettiğimiz yıl, 6 yaşını sürmekte olan kızımla babasının fotoğrafına baktım. Şu anda kızım babasından daha büyük, Erdal’ın hiç göremediği torunum ise o zamanki kızımdan daha büyük. Bu insanların yaşayacakları ömürleri, kara zihinleri ve vahşilikleri ile ellerinden alanlar, bugün kendi çocuklarının ve torunlarının başlarını hangi inançlarının verdiği iç huzuruyla okşayabiliyorlar diye merak ediyorum.
2 Temmuz’la yaşananlar tüm anları ile hem polis, hem asker, hem de basın tarafından kayıt altına alınmış. Bu görüntüler her isteyenin ulaşabileceği şekilde dijital olarak mevcut.
Bunlardan ve büyük özveri ve emekle, röportajlarla, tarihsel değerlendirmelerle büyük ve kıymetli bir belgesel ortaya çıkarıldı.
Yıllar geçiyor ama ülkenin acılarla oluşturduğu geçmiş asla değişmiyor. Sürekli yeni haksızlıklar, vahşetler, katliamlar, hukuksuzluklar eklenmeye devam ediyor.
Ama ne olursa olsun geleceğe dair umutları canlı tutmak, ama geçmişi de unutmamak yazım motivasyonumuz.
Bu yüzden belgeseli hazırlayanların büyük emeğine ödenemeyecek bir borç hissiyle saygı duyuyorum.
Böyle katliamlar ve haksızlıkların bir daha yaşanmaması ve unutulmaması dileğiyle…
HATICE AYRANCI

