Pazartesi, Mart 16, 2026

Hasan Harmancı: Evet, “Aleviler Müslüman Değildir”

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 299. sayısında yayınlanmıştır.

Alevi toplumunun dipten gelen gençlik dalgası Alevi gerçeğini eğip hükmeden olduğu gibi tarif etmeyi seçiyor.

Toplumun bu duruşunun bir nedeni takiye kültüründen uzaklaşılmasıdır. Önemli bir nedeni de erkan uygulamaları, ritüel farklılıklar ve Cem sırasında dile getirilen gülbankların ve hizmetlerin birbirine uyumsuzluğunun açık şekilde sorgulanmasıdır. Genç kuşaklar hakikat ekseninde yaşamı savunuyor.

Doğal olarak gençler soruyor ve sormaya devam edecekler; “Alevilik felsefi olarak nedir” ve “inançsal söylemle, felsefi yaklaşım neden tutarsız”.

Değerli gençler Alevi yaşam biçiminde ve adabında bir tutarsızlık yok. Tutarsızlıklar Alevi uygulamaları sırasında takiye yaparken, o takiyenin Aleviliği yaşayanları kuşatıp boğarken yani asimilasyona tabi tutulan Cumhuriyetçi kuşakların yakın dönemdeki bilinç kaybının artmasıdır. İslam literatürüne teslim olmuş bir Aleviliğin kaynağı çok eskilere gitmez. O nedenle Alevi olma, Alevi yaşama bayrağı, sancağı yere düşmez. Alevilik sağlam bir algoritma ve yaşamsal kurallar bütününe sahip olduğu için sorgulama ve başka şeylere dönüştürmek mümkün olmuyor.

Şimdi Alevilikten İslamik, Hristiyanik vs bir geri bildirim yaratmaya çalışanların kalburları (yani elekleri) su tutmuyor. Tutmayacağı zaten belliydi.

Aleviliğin kuramsal direnişi pek dışarıya karşı olmaz.

Çünkü dışardan bakış Aleviliğin zındıklık (Ahiret kökenli Tanrıcılık) içerdiği yönünde doğru bir tanımdır. Sosyolojik olarak doğru bir söz değil ancak İslami inanç açısından yüzde yüz doğru bir yaklaşım. Aleviler tarih boyunca öteki dünyacı görüşlerin baskı ve zulmüne hiçbir zaman boyun eğmemiştir.

Bazı dedelerin, Çelebilerin takiye geleneğiyle hakikati karıştırmalarını maruz görmek durumundayız. Bu hakikat o kadar karıştı ki, daha düne kadar “Alevi -İslam”, “öz İslam”, “halk İslamlığı” gibi safsata ifadelerle ortaya konan tanım ve devşirme görüşler savunulmaya çalışılıyordu. Yani sahtekarlığı dibi yoktu. Bu sahtekarlığa akademik destek dahi vardı. Bu yöndeki Yüksek Lisans, Doktora tezlerine, sempozyum çalışmalarına baksanız utanırsınız. Ancak bu utanç asla size ait değil. Çıkarları insanlığının, Yol hakikatin önüne geçmiş devşirmelerin sorunudur bu. Aleviliğe vizyon oluşturmak için “akıl tutulması” dönemleri deyip geçelim.

Sorulması gereken bir soru da “Aleviler günümüzde niye zorlama ifadelerle İslam görünmek istiyorlar”.

Evet, Osmanlı saldırıları altında yaşam mücadelesi vermek çok zordu ve en küçük bir Şeriat karşıtı duruş ölümle ödenen bir bedeli vardı. Evet, Dersim, Maraş Sivas’ta canla, başla bedel ödediğimiz bir süreç var. Bu böylesi iktidarlar ve toplum yapısı nedeniyle hep Aleviler için günümüzde olduğu gibi Suriye’de sürüyor. Yani işin aslı güvenliktir. Emperyalizmin kucağına oturmuş ve İslamcılık görüntüsü altında bu sömürüye ortak olanların savaşında yapabildikleri en kolay şey mazlumu, masum olanı yok etmektir. Tüm öldürme ve vahşi katliamlarıyla suçlarını hafifletemeyeceklerini onlarda biliyorlar. Gerçekle savaşacak cesaretleri olmadığı için masum kanında yıkanmaya çalışıyorlar.

Aleviler bazı ülkelerde öldürülmemek için Alevi olduklarını söylemenin bir bedeli olduğunu biliyorlar. Durum çok değişmedi. Bu durumun değişmesi için Ortadoğu’da bir zihniyet değişimi, devrimi gerekiyor. Aleviler ülke ülke mücadele etmek zorunda oldukları ülkeler yanında birde güçlü ve tanınmış oldukları ülkeleri var. “Ülkeleri” var dedim çünkü o ülkelerin vatandaşlarılar. Kimliklerinde Almanya, Britanya, Fransız, İsviçre vatandaşı oldukları yazıyor.

Bu ülke vatandaşları gerçeği haykırabilme haklarına sahipler ve gerçeği dile getirdikleri ölçüde saygı görürler. Alevilerin Müslüman olmadığını söyleyerek tüm Aleviler adına uluslararası destek almaları gerekmektedir.

Ölüm ve yok olma riski taşıdıkları ülkelere karşı Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde Alevi gerçeğini dile getirmek zorundalar.

Alevi aydınları tüm Alevilerin, Alevi gençlerinin çelişkide kalmaması için 2017’de Hacıbektaş Deklarasyon yayınladı ve Aleviliğin hiçbir şekilde İslamiyetle bağlantısının bulunmadığına dikkat çektiler. Alevi kurumları neredeyse bir bütün olarak o açıklamaya bizzat katıldılar. Sadece son anda o günlerde popüler olan ve başını Çelebilerin çektiği bir vakıf kıvırdı. Söz verip gelmemişlerdi. Olsun, söz veripte gelmeseler de Deklarasyonun etkisi değişmedi. Sadece “Pirincin içindeki taşları” ayıklandı. O gün o vakfında sanırım sonu oldu. Konu bu değil ancak yine de dikkat çekmek gerekiyor. Alevi örgütlerinin doğru zamanda doğru yerde olmaları kendi gelecekleri, kurumsal varlıkları içinde önemlidir.

O gün Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu bu bildiri karşısında birkaç cılız ifade dışında irade koyamadı.

Deklarasyonla yapılan çağrı bazı çevreler tarafından “erken öten horoz” olarak değerlendirildi. Halbuki bugün anlaşılıyor ki, erken değildi.

Herşeye karşın Konfederasyon adına yapılan “Biz İslam değiliz, Aleviyiz” açıklaması cesaretle alkışlanmalı ve uluslararası kabulü için desteklenmelidir.

Alevilerin önünü açacak olan yine Alevi kurumsallığıdır. Türkiye’deki Alevi kurumlarının da Avrupalı Alevilerin cesaretini önemseyip Alevi toplumunun geleceği için haklı ve meşru mücadeleyi desteklemelidirler.

Bir yalan biterken gerçek acı olabilir ancak gerçekten kaçmak daha acı sonuçlar doğurabilir.

Alevi gençliği insanlığa kendi hakikatleriyle katılmak ve var olmak istiyorlar.

Alevilik hakikati onurlu bir tarihsel, inançsal ve kültürel birikimdir. Dansları, ritüelleri, şarkıları, şiirleri, mitolojileri; kısaca sanatları, felsefeleri, ütopyaları insanlığın birikimidir. Çarpık Ortadoğu’nun en güçlü ve insanı insan gören yaklaşımları arasındadır.

Çağlar içinden bugüne kadar temiz ve duru akmayı başarmış bu onurlu inanca “çarpık İslam”, “zındıklık” diyerek gölge olmaktan vazgeçin. Aleviliğin bahtının kara olmaması öncelikle yine Alevilerin elindedir. Sahteliği yenmeyi başardıkları her an dostları da artacaktır.

Çünkü Alevi gibi yaşayan, düşünen ve bu dünyayı Alevice seven milyarlarca insan var.

Bu Alevilerin aslını inkar etmekten vaz geçip inançsal olarak İslam olmadıklarını dile getirmeleriyle daha da artacaktır.

 

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Doç. Dr. Kumru Berfin Emre: Alevi Medyası Olarak Alevilerin Sesi Dergisi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. Medya kavramı...

İsmail Kaplan: Alevilerin Sesi bu günlere nasıl geldi?

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. Alevilerin Sesi...

Recai Aksu: Tarihe Belgeler Bırakan Bir Dergi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. Sevgili Alevilerin Sesi Okuyucuları, Alevilerin...

Necdet Saraç: Müthiş Yıllardı

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. 1963-70 döneminde...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?