Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır.
Güneşi doğuran, yaşamı nurdan kuran,
ışığı rehber, adaleti yoldaş edinenim.
Ben…
Toprağın kalbini duyan bir kadınım.
Rüzgârın omzuna yaslanır,
Ateşin nefesini hissederim.
Suyun akışında kendi hikâyemi bulurum.
Adım Fatma Bacı…
Halk bana Kadın Ana, Kadıncık Ana dedi.
Bir zamanlar 13. yüzyılda yaşadım,
Ama aslında hep buradaydım.
Ben sensin,
Sen benim.
Biz bu toprağın sesi, bu yolun ışığıyız.
Ben bir evin değil, bir dergâhın kapısını açtım.
O kapıdan girenler misafir değildi,
Hak yoluna baş koymuş canlardı.
Adalet arayan, eşitlik isteyen canlardı.
Tandırın başında değil sadece,
Postun başında da oturdum.
Cem bağladım, erkân kurdum, yol yürüttüm, yol büyüttüm.
“Kadınların da bu meydanda yeri vardır” dedim.
Ve o günden beri
bu yolun taşlarına kadın eli değdi,
kadının sesi Yolun sesi oldu!
Ben Kadıncık Ana’yım…
Bir kadının sesiyle doğan bir inancın hatırasıyım.
Bacıyan-ı Rum’un nefesiyim, Anadolu’nun vicdanıyım.
Biz kadınlar; üretimle, inançla, dayanışmayla
bir toplumu yeniden kurduk.
Yalnızca çocuk büyütmedik
adaleti büyüttük, sözü büyüttük, cesareti büyüttük.
Yolun başında erkekle yan yana durdum.
Çünkü bizim meydanımızda
kimse kimsenin önünde değildir.
Ne kadın erkektendir geri,
Ne erkek kadından ileridir.
Hak birdir, Yol birdir, biz biriz.
Ama zaman değişti…
Kadının sesi bin yıl sonra bile kısılmak istendi.
Yine de biz susturulmadık.
Sözümüzü duvarlara, dağlara, meydanlara yazdık.
Bedenimize zincir vurmak istediler,
Biz o zinciri ışığa çevirdik.
Bu topraklarda kadının sesi çok kez kısıldı,
Ama ben susmayı değil,
susanların sesi olmayı, yol olmayı seçtim.
Evin kapısını yalnızca evlatlara değil,
Yola düşen canlara, doğruyu arayanlara açtım.
Ben bir ev kurmadım…
Bir dergâh kurdum, Yol oldum.
Ocağı ateşle değil, adaletle yaktım.
Yanımda Hacı Bektaş Veli vardı,
ama ben onun gölgesi değildim,
güneşiydim.
Ben söz söyledim…
O söz cem oldu, meydan oldu, ışık oldu, yol oldu.
Ben, susturulmuş her kadının sesiyim.
Yakılmış her köyde, unutulmuş her hikâyede yeniden doğarım.
Ben yalnız bir tarih değilim,
bir direnişim, bir mirasım, bir geleceğim.
Bir kadın sözünü sakınmadan konuştuğunda,
adalet istediğinde,
kimliğini sahiplenip başını kaldırdığında
işte o an ben yeniden doğarım.
Çünkü biz, Kadıncık Ana’nın kızlarıyız:
Sözüyle, emeğiyle, yüreğiyle direnen kadınlarız.
Ben Kadıncık Ana’yım…
Ve bu yol biz kadınlarla var olacak.
Bugün bu sahnede 13. yüzyıldan sesleniyorum size…
Ama aslında hep buradaydım:
Tarlada çalışan kadında,
Ocağında, tarlasında, üretiminde,
emek verende.
Ben Kadıncık Ana’yım…
Postu koruyanım, sözü çoğaltanım, ışığı taşıyanım.
Ve biliyorum:
Bir toplum ancak kadının sesiyle aydınlanır,
Bir yol, ancak kadınla tamamlanır.
Ben Kadıncık Ana’yım…
Ve bu yol biz kadınlarla var olacak.
Gönül Özkan
Avusturya Alevi Kadınlar Birliği Başkanı



