Pazartesi, Aralık 15, 2025

Erdal Kılıçkaya: KADINCIK ANA Avusturya’da…

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır.

KADINCIK ANA ANITI: Belleğin, Emeğin, Direncin ve Kadınların Kutsal Nefesi

Avusturya, kültür ve sanat ülkesidir. Alevilerin kendi değerini — Kadıncık Ana’yı — hem de bir sanat eseriyle Avusturya’ya taşımaları çok anlamlıdır, önemlidir, saygındır. Öğreti – Kadın – Sanat: Bu derin girişim, Doğu-Batı sentezidir.

Alevilikteki “kadın-erkek eşitliği”nin tarihindeki yerini de gün yüzüne çıkarmıştır bu eser. Yani, nefesine hürmet edilen Alevi yol ışığı yalnızca ulu erkekler değildir. Alevi Yolu’nun anaları, anabacıları da “ulu” olduğu gerçeğinin göstergesidir bu eser.

Pir Sultan’ın, Hacı Bektaş’ın, Nesimî’nin, Hallac-ı Mansur’un… adları nasıl ki yolumuzun sütunlarıysa; Kadıncık Ana’da o sütunların sessiz ama en diri nefesidir. Onun hak ettiği yeri alması için yıllardır gönlümüzde taşıdığımız niyetin, sonunda gerçeğe dönüşmesi kıymetlidir.

Bu yolculuğa nacizane hizmetimizin olması da huzur vericidir.

2017 yılıydı… Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu ikinci dönem Genel Başkanlık görevini yürütme heyecanı hâlâ içimdedir. Paris’te yaptığımız bir yönetim kurulu toplantısında, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerimizi belirlemek üzere komisyon başkanlarıyla gün boyu çalıştık.

Dönemin Fransa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Sultan Şahin, kadınlar adına üç yıla yayılan projelerini anlattığında ona şunu söyledim: “Bu çalışmalar güzel ama bu YOL’a yetmez. Kadınların emeği, bu YOL’un ana damarlarından biridir. Daha büyük bir düş kuralım.”

Sonra, uzun süredir gönlümüzde bekleyen o fikri söyledim: “Gelin, Kadıncık Ana Türbesi’ni restore edelim.” Biliyordum ki türbe Kültür Bakanlığı’na bağlıydı; iş kolay değildi. Bu yüzden şöyle devam ettim:

“Bu projeyi Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’ne taşıyalım. Önce Veliyettin Ulusoy Efendi’den rızalık alalım. Ardından Hacıbektaş Belediyesi ve Kültür Bakanlığı nezdinde kapıları çalalım.”

Sultan Başkan inançla sarıldı bu öneriye. Proje, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Nevin Kamilağaoğlu’na iletildi. Avrupa’nın dört bir yanında yaşayan Alevi kadınları bu düşünceyi pişirdiler.

AAKB yönetimi inisiyatif aldı; projeyi yazıya döktük. Veliyettin Ulusoy Efendi’nin rızalığı alındı. Hasan Harmancı’nın katkıları, Hacıbektaş Belediyesi ile yapılan görüşmelere; dönemin milletvekili Zeynel Özen ve değerli eşiti Selpil Özen’in desteği, emekleri eklendi.

Kadıncık Ana’nın adını yaşatmak ve onu sanatçılar, aydınlar ile kamuoyunun gündemine taşımak amacıyla afişler, tanıtım videoları hazırladık; ödüllü resim, heykel, tiyatro, fotoğraf, seramik, edebiyat… gibi dallarda sanat yarışmaları düzenledik.

Ve nihayetinde: Kadıncık Ana Türbesi, Alevi kadınlarının ortak yüreğiyle, ortak emeğiyle yeniden hayat buldu. Ama içimizdeki ses susmadı: “Bu yetmez.” Türbenin önüne Kadıncık Ana’nın heykeli dikilmeli, onun nefesi taşa, toprağa, zamana kazınmalıydı. Adı yaşatılmalı, adına müzeler inşa edilmeliydi.

Bu kez hedefimizi büyüttük: Sergiler, konferanslar, müzeler; Avrupa şehirlerinde anıtlar, sokaklara ve meydanlara verilen isimler… Çünkü biliyorduk ki anıt, yalnızca taş değildir. Anıt; bellektir, saygıdır, toplumsal vicdanın onarılmasıdır, haksızlığa karşı direnişimizin somut hâlidir.

Yaklaşık on beş yıldır, anıtlar ve anma mekânları üzerine yürüttüğüm çalışmalara yüreğimi adadım. Erzincan’daki Zini Gediği Anma Mekânı’nda, Kılıçkaya Köyü’ndeki Yaşam Çemberi’nde, Paris’teki Alevi Anıtı’nda emeğimle, varlığımla bulundum. Berlin’de Dersim Anıtı’nın açılışına tanıklık etmek, belleğimin en derin yerine kazındı.

Şimdi de Necati Şahin dostumun kaleminden çıkan konsepti ete kemiğe büründüren Heykeltıraş Gülşah Akbulut’un, St. Pölten Cemevi bahçesi için hayata geçirdiği Kadıncık Ana Anıtı’nı görmek… Kalbimde sessizce büyüyen, kelimelere sığmayan bir sevinci taşıyorum.

Kadıncık Ana’nın bilgeliği, sevgisi ve direnciyle buluşmak, yıllardır süren bu yolculuğun en anlamlı duraklarından biri oldu.

Gururla söylüyorum:

Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonumuzun öncülüğünde, St. Pölten’de Kadıncık Ana Heykeli ve Anıtı’nın açılışını yaptık. Bu bir ilk değil, bir başlangıçtır. Daha çok anıt, daha çok anma mekânı, daha çok görünürlük… Ulularımızın adını sokaklara, meydanlara, belleklere yazacağız.

Aşk ola emeği geçenlere.
Aşk ola yol yürüyenlere.
Aşk ola bu nefesi taşıyan tüm kadınlara.

Kadıncık Ana’nın nefesi üzerimize olsun.

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Şükrü Aslan: Alevilerin Örgütlenme Manzarası Çalıştayı’nın Ardından

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. İstanbul’da 4-5...

Bedriye Poyraz: Alevi Örgütlerinin Darı: Meğer Aleviler de Ayrımcılık Yapıyormuş

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Yaklaşık olarak...

Elif Çalışkan: Birbirimize Hiç Olmadığı Kadar Kenetlenmeliyiz

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj :...

Kadıncık Ana Heykelini Yaratan Heykeltraş Gülşah Akbulut: O Kadim Bilgeliği, Sevgiyi, Işığı Görünür Kılmak İstedim

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 294. sayısında yayınlanmıştır. Röportaj: Erdal...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?