Cumartesi, Temmuz 18, 2026

Erdal Kılıçkaya: Çerağın ışığı eksilmesin, YOLun hafızası gençliğin nefesiyle çoğalsın!

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 302. sayısında yayınlanmıştır.

Türkiye yine tarihinin zorlu eşiklerinden birinden geçiyor. Siyasetin dili sertleşirken, adalet duygusu örseleniyor. Toplumsal barışı büyütmesi gereken sözler, kimi zaman ayrışmanın ve kutuplaşmanın malzemesine dönüştürülüyor. Son dönemde Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen tartışmalar da yalnızca siyasi bir hesaplaşmanın sınırlarında kalmıyor; zaman zaman görünür hale gelen Alevi nefreti söylemlerle birlikte, bu toprakların en kadim yaralarından birine yeniden dokunuluyor.

Oysa tarih bize defalarca gösterdi ki; inançları, kimlikleri ve kökenleri hedef alan hiçbir siyaset, topluma huzur getirmedi. Nefretin dili büyüdüğünde yalnızca ötekileştirilenler değil, bütün bir toplum kaybeder. Çünkü ayrımcılık önce vicdanı yaralar, ardından ortak geleceği.

Bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şey; öfkenin değil aklın, önyargının değil hakikatin, dışlamanın değil eşit yurttaşlığın sesidir. Zira bir ülkenin gerçek gücü, farklılıklarını bastırmasında değil; onları adalet ve eşitlik temelinde birlikte yaşatabilmesindedir.

Bize Dair

Tam da böylesi zamanlarda umut, bazen uzağa bakınca görünür.

Avrupa’nın dört bir yanında büyüyen yeni kuşak Alevi gençliği, geleceğe dair umutlarımızı tazeleyen güçlü bir tablo sunuyor.

Geçtiğimiz aylarda İngiltere’de düzenlenen ve üç gün süren “Alevilik ve Gelecek” buluşması bunun önemli örneklerinden biriydi. Konserlerden sergilere, film gösterimlerinden panellere uzanan kapsamlı programda 22 oturum gerçekleştirildi. Akademisyenler, ana ve dedeler, araştırmacılar, sanatçılar, kurum temsilcileri ve siyasetçiler bir araya geldi. Biz de “Geçmişin Hafızası, Geleceğin İmkânı ve Alevilik Nereye?” ve “Alevi Medyasının Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı iki oturumda düşüncelerimizi paylaşma fırsatı bulduk. Alevi düşünce dünyasının hafızasını, bilgisini ve birikimini görünür kılan bu buluşma, kuşkusuz geleceğe bırakılmış önemli bir kayıttı.

Ancak bütün bu zenginliğin içinde eksik kalan bir ses vardı:

Gençlerin sesi.

Çünkü gelecek üzerine konuşmanın en sahici yolu, geleceği devralacak olanlarla birlikte konuşabilmektir. Hafıza ne kadar kıymetliyse, onu geleceğe taşıyacak nefes de o kadar kıymetlidir.

İşte tam bu noktada gözlerimizi Köln’e çevirdiğimizde bambaşka bir manzarayla karşılaştık.

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu öncülüğünde gerçekleştirilen BE ONE Festivali, yalnızca bir kültür etkinliği değil; Avrupa Alevi gençliğinin güçlü bir varlık beyanıydı. Avrupa’nın dört bir yanından gelen, büyük çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu on binlerce can; müziğin, dayanışmanın, aidiyetin ve ortak hafızanın etrafında buluştu. Meydanlarda yankılanan her türküde, her deyişte, her buluşmada aynı duygu hissediliyordu: YOL sürüyor ve gençlik yürüyor.

Bir tarafta geçmişin bilgeliğini taşıyan salonlar, diğer tarafta geleceğin enerjisini taşıyan meydanlar…

Aslında ihtiyaç duyduğumuz tam da budur.

Çünkü YOL yalnızca hatırlanarak korunmaz; yeniden üretilerek, genç kuşakların yüreğinde karşılık bularak sürdürülür. Hafıza köktür, gençlik ise filiz. Biri olmadan diğeri eksik kalır.

Bugün Avrupa’da yetişen yeni kuşak Aleviler farklı diller konuşuyor olabilirler, fakat aynı deyişlerde buluşuyor, aynı çerağın ışığında YOL alıyorlar. Yaşadıkları ülkelerin bir parçası olurken köklerinden kopmuyor, geçmişten devraldıkları mirası yarına taşımanın yeni yollarını arıyorlar. İşte geleceğin en büyük güvencesi de burada yatıyor.

Çünkü çerağı devralan bir kuşak varsa, umut da vardır.

Bu sayımızda; hafızayla geleceğin, deneyimle enerjinin, gelenekle yeniliğin buluştuğu o ortak eşiğe birlikte bakmaya davet ediyoruz sizleri.

Ve son olarak; bu sayımıza fotoğraflarıyla değer katan, hafızamıza ışık düşüren değerli dostlarımız Murat Yıldırım, Ahmet Yılmaz, Mesut Kabakçı ve Ersoy Tan’a gönülden teşekkür ediyoruz.

YOL uzun, yük ağır olabilir. Ama çerağı devralanlar varsa, karanlık hiçbir zaman son söz olmayacaktır.

Erdal Kılıçkaya
Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Kelime Ata: Hafızayı kaybetmek/hafızayı kaydetmek…

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. “Aslanlar kendi...

Metin Öztürk: Bir “Karşı-Hafıza” Mekanı Olarak Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. Sosyolojik metaforlar...

Fatma Özdoğan: Hatırlamak, Hatırlatmak, Mekan ve Politika: Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 6 Şubat...

Dilek Özhan Koçak: Hafıza, Arşiv ve Adalet: Dijital Bellek Mekânları ve Madımak

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 2 Temmuz...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?