Cuma, Ekim 9, 2026

Dr. Orhan Gazi Ertekin: ÖLÜLERİ İLE VEDALAŞAMAYAN BİR HALK: Zini Gediği Soykırımsal Katliamı ve Adalet Mücadelesi

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır.

Zini Gediği soykırımsal katliamı (Jenosidial Massacre) bugün 88. yılında 8. kuşağın kulaklarına fısıldanıyor. Eğer kuşaklar arasındaki bu iletişim vedalaşılmış ve hatıraları yadedilecek bir atalar anması olarak kalsaydı Zini Gediği’nin  “geçmiş trajedi”lerden birisi olduğuna kanaat getirebilirdik. Buna karşılık bu kırım karşısında Türkiye’nin hukuku; yargısı ve kurumları ile toplumu  sağır kulaklara dönüşüyorsa bu durum artık Zini Gediği katliamının kaçınılmaz biçimde “bugünün trajedisi” olarak sürdüğünü gösterecektir. Bir ülkenin 8 farklı kuşağı aynı adalet beklentisi içinde tutması üzerinde mutlaka düşünmeliyiz. Bir ülkenin bir kırımın 8. kuşağına adalet talep etme sorumluluğu yüklemesinin ne kadar bağlayıcı ve ürkütücü bir trajedi olduğunu anlamamız gerekiyor. Trajedi çok açık: Ataların nasıl yaşadıkları ile değil nasıl öldükleri ile tüketilen bir geçmiş bir topluluğa verilebilecek en büyük cezalardan birisidir. Geçmiş ve kırım/ölüm eşleşmeye başlar burada ve yaşayanların kırımların yeniden gerçekleşebileceğine dair güncel kaygı ve huzursuzluğu haline gelir. Ve ikinci nokta, bütün ölmüş ve bugün yaşayan kuşakları aşacak şekilde ve henüz doğmamış kuşakları bile sadece kırım anlatıları ile bağlı tutmak ve böylece onların güvenlik duygusunu şimdiden yok etmek ne kadar acı ve hüzün vericidir. Peki böyle bir ülkede yaşayan herkes için bu gerçeğin ne kadar utanç verici olduğunu söylemeden geçmemek de gerekir.

Şu halde Zini Gediği soykırımsal katliamı, diğer soykırım ve pogromlar gibi, hala ölülerimizle yaşama ve onlarla aynı ölüm kalım savaşı içinde olma ve buna karşılık adalet mücadelesi verme sorumluluğunu hatırlatıyor hepimize. Bu nedenle Zini Gediği insiyatifinin ne kadar zorlu, emek, metanet ve ısrarlı bir adalet mücadelesinin içine girdiğini kabul etmeliyiz öncelikle…

Zini Gediği İnsiyatifinin Meydan Okuması

Türkiye ölüleriyle vedalaşamayan bir ülkedir. Ölülerimizi gömmemize, yas tutmamıza, kırımları geride bırakmamıza müsaade etmeyen bir siyasal ve toplumsal gelenekten geliyor. İktidarlar kırımlardan geriye hiçbir iz kalmaması için her türlü çabayı gösterirken hukuksal ve yargısal hesaplaşma konusundaki her tür adalet mücadelesini de etkisiz kılmak için kendi önlemlerini almaya devam ediyor. Son yüz yıllık soykırım, pogrom ve soykırımsal katliamlardan hiç birisi ile hukuksal ve politik adalet bakımından yüzleşebilmiş değiliz maalesef. Dersim soykırımından Sivas pogromuna uzanan tüm kitlesel kırımlar bugün neredeyse sadece “tarihsel adalet” mücadelesi olarak devam ediyor. Bu durum Zini Gediği insiyatifinin ne kadar ağır ve zorlu bir mücadelenin ve meydan okumanın içine girdiğini de gösteriyor.

Hukuki-Politik ve Tarihsel Adalet Mücadeleleri

Buna karşılık Zini Gediği adalet mücadelesinin bu acı verici geleneği yeni mücadele biçimleriyle değiştirme imkanlarına da sahip olduğunu kabul etmek gerekiyor. Adalet mücadelelerinin küresel öykülerine baktığımızda üç tür adalet mücadelesinden bahsedilebilir. Bunlardan birincisi hukuki adalet mücadelesidir ki kitlesel kırım faillerinin yargılanması ve cezalandırılmasına ilişkindir. İkincisi politik adalet mücadelesidir ki kırım faillerinin iktidar imkanlarından uzaklaştırılması ve bir daha suç işleyemez konuma getirilmeleridir. Üçüncü adalet mücadelesi ise tarihsel adalet mücadelesidir ki burada kırımları tanıma, tazminat ve telafi süreçlerine ilişkindir. Bu mücadeleler üzerinden bakıldığında Zini Gediği katliamının artık bir tarihsel adalet mücadelesi olarak devam ettiği söylenebilir.

Bununla beraber yine küresel adalet mücadelelerine bakıldığında artık tarihsel adalet mücadelesi olarak kaldığı düşünülen bir çok eylem ve mücadelelerin hukuksal ve politik adalet mücadelelerine dönüşme potansiyeli taşıdığı görülecektir. Burada Şili’li demokrat hukukçuların Pinoche’nin klasik ceza hukukunun “zaman aşımı” itirazına karşı getirdiği hukuksal yorumlama biçimleri tarihsel adalet mücadelelerinin nasıl hukuksal ve politik mücadele biçimlerine dönüşebildiğini de göstermektedir. Şilili hukukçular Pinoche iktidarı sürecinin zaman aşımında hesaba katılmasının mümkün olmadığını, pinochet iktidarının devrilmesinden sonra zaman aşımının başlatılması gerektiğini oldukça makul biçimde savunmuş ve önemli başarılar kazanmışlardır.

Zini Gediği’ne dair tarihsel adalet mücadelesinin hukuksal ve politik bir mücadele haline getirilmesi açısından Şilili hukukçuların tecrübesi oldukça öğreticidir. Kaldı ki şu ana kadar sürdürülen hukuki ve politik mücadeleler açısından da yapılacak çok önemli girişimler de söz konusudur. İHAM kararı Türkiye içinde kurumsal çabaların önünün açık olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Hem medeni hukuk hem de ceza hukuku bakımından bu çabaların devam ettirilirken aynı anda alternatif ve paralel bir soruşturmanın da başlatılması oldukça yerinde olacaktır.

Karşı Soruşturmalar Yapmalıyız!

Zini Gediği katliamı Türkiye’de yeni ve güvenilir öz soruşturmalar yapılması bakımından önemli sahalardan birisi olmalıdır.  Bir çok başka yöntem ve aracın yanısıra özellikle katledilenlerden kalan kalıntıların iki doktor, bir hukukçu (veya bir doktor ve iki hukukçu) ve yerelden iki kişiden oluşacak bir heyetle toplanması ve hem yerel makamların ilgisine ve hem de farklı doğrulama sistemlerinin devreye sokulması bakımından yabancı ülkelerdeki laboratuvarların incelemesine taşınması oldukça yerinde olacaktır.

Nihayetinde Zini Gediği adalet mücadelesi Türkiye’nin soykırımlar ve pogromlardan oluşan kitlesel kırım zincirlerine yönelik örnek bir mücadele mekanı haline getirilebilir. Getirilmelidir….

Kuşkusuz ki ölülerimizi gömene, yasını hakkıyla tutana ve adalet talepleri karşılanana kadar mücadeleye devam etmek her durumda kaçınılmaz bir görevdir…

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Cafer Yüceer (Seyit Rıza’nın Torunu): AĞDAT…

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır. Ey göklerin...

Yılmaz Kahraman: Hatırlamak, yüzleşmek, sorumluluk almak: Zini Gediği ve Tertelê 1937/38

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır. 8 Ağustos...

Cafer Yüceer (Seyit Rıza’nın Torunu): Kara Harflerle Yazılan Geçmişten, Umutla Açılan Yarına

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır. YAŞANAN HER...

Duygu Kıt: Zini Gediği’nde 88 yıl sonra kemikler bulundu

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır. Zini Gediği’nde...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?