Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır.
Medya kavramı bugün sınırları giderek belirsizleşerek ve büyük ölçüde dijital teknolojilerle içiçe geçerek genişliyor. Alevi medyasının tarihi, 1960’lardan başlayarak yayınlanan bildirilerinden dergilere, uydu televizyonlarından internet yayıncılığına ve günümüzde sosyal medyada herkesin kendi sesiyle etkileşerek neredeyse bir medyaya dönüştüğü altmış yılı aşkın bir zaman dilimini kapsıyor. Bu yarım asırdan uzun tarih boyunca Alevi medyasını tarif eden en önemli ortaklık Aleviliğin dinsel-politik bir topluluk olma halidir. Bu nedenle Alevi medyası neredeyse herzaman dinsel-politik bir örgütlenme bağlamında ortaya çıkmıştır. Daha açık bir ifadeyle Alevi medyası Alevi örgütlenmesinin bir uzantısı ve sonucudur, bu nedenle sürdürülebilirliği de Alevi örgütlülüğün gücüne bağlıdır.
Alevi medyası yine bu nedenle hem alternatif medya yayıncılığından ayrılır. Elbette alternatif medya mecrası da bir tür biraraya geliş ve belirli siyasal yönelimlerde ortaklaşmanın bir sonucudur. Ancak alternatif medya yayıncılığının hem ekonomik modeli hem profesyonel standartları hem de seslendiği topluluğun kapsamı Alevi medyasını da kapsayan topluluk yayıncılığı türünden farklıdır. Buna rağmen Alevi medyası anaakım medyanın (Türkiye özelinde artık ortadan kalktığını söyleyebileceğimiz) standartlarına göre olmasa da alternatif medyanın yayıncılık standartlarına göre değerlendirilir. Medya faaliyetlerinin başarısı ya da yeterliliği buna göre ölçülür. Diğer yandan büyük ölçüde gönüllülük esasına dayanan ya da az sayıda insanın geçimini sağlamasına izin veren küçük bütçelerle yapılan medya faaliyetleri kaçınılmaz olarak tekrara düşer, izleyicilerle sınırlı etkileşimi azalır ve günü kurtarmaya yönelik çabalarla ayakta kalır. Tam da bu nedenle bir Alevi gazetesi çıkarmak veya, Pir-Ha gibi istisnai bir çabayı bir kenara koyarsak, bir haber ajansını kurmak ve sürdürebilmek neredeyse imkansızdır. Basılı yayınlarda işler günlük yayın zorunluluğu olmadığı için bir ölçüde daha kolaydır.
Alevi medyası olarak Alevilerin Sesi dergisi bütün bu güçlükler içinde 300. sayısını yayınlamayı başardı. Alevilerin Sesi’nin bir parçası olduğu Alevi medyası Türkiye’ye ve dünyanın birçok yerine yayılmış Alevi topluluğunun daha geniş bir Alevi tahayyülüne bağlanmasının aracıdır. Tahtacılardan, Abdallardan, Çepnilerden, Romanlardan ve başka birçok topluluktan oluşan Yol evlatlarının birbirini tanıması ve kendini aynı büyük Alevi ailesine hissetmesinin sebebidir. Çokdilli bir yayın organı olarak Alevilerin Sesi dergisi hem farklı Alevi toplulukları arasında bağı sürdürüyor hem de topluluk içindeki çokluğu bir zenginlik olarak yaşatıyor. Aleviler arasındaki etnik farklılıkların bir ayrımcılık olarak belirginleştiği dönemlerde çokdillilik savunulması gereken bir politik ilkeyi de tarif eder. Alevi dergileri içinde çokdilli yayıncılık konusunda bu tutumu daha kapsayıcı bir biçimde arttırmak Alevilerin Sesi’nin önemli bir misyonu. Çokdilli yayıncılık aynı zamanda dergiyi Avrupa’da yaşayan genç Alevilere hem okuyucu hem de yazar olarak açıyor. Başka bir deyişle, çokdillilik kuşaklarasında bir köprü olma, Alevi kimliğinin kuşaklararası aktarımında da anahtardır.
Avrupa merkezli dergicilik faaliyeti olarak Alevilerin Sesi, Türkiye’de Alevilere yönelik baskı ve kırımın medya ve iletişim alanındaki uzantısı olan iletişimsel kavimkırım dönemlerinde birarada durma, birbirinden haber alma ve birbirine ses vermenin önemli bir mecrası olageldi. Radyo, televizyon ve sosyal medyanın politik baskıların odağında olduğu ve Alevi medyasının bu baskılardan orantısız biçimde etkilendiği dönemlerde dergi yayıncılığının sürebilmesi büyük bir kazanımdır.
Alevilerin Sesi dergisini diğer yayınlardan ayıran en önemli özellik daha rahat erişilebilir bir arşiv niteliğinde olmasıdır. Tarihselliği sürekli tahrip edilen, kim olduğu, ne olduğu, nasıl olması gerektiği sürekli egemen gruplar tarafından dikte edilen bir topluluk için, bu nitelik oldukça önemlidir. Hem güçlüklerin hem de mücadelenin sürekliliğini birarada görünür kılmak, hatırlatmak ve her şeyin akışkan olduğu bir çağda hem basılı hem çevrimiçi olarak var olabilmek ve yeni nesile kalıcı bir miras bırakabilmek açısından dergi önemli bir görevi yerine getiriyor. Avrupa’daki Alevi kurumlarının web sayfaları, resmi sosyal medya hesaplarıyla çevrimiçi görünürlükleri hala çok sınırlı ve yetersiz. Derginin web sayfası, yazıların düzenli olarak web sayfasında ve sosyal medyada çevrimiçi okurlarla paylaşılması bu anlamda da Avrupa Alevi Hareketi’ne önemli bir katkıdır.
Alevi medyası, sadece Türkiye’deki politik baskılardan ve ayrımcılıktan etkilenmiyor. Platform kapitalizmi, algoritmalar ve yapay zeka gibi teknolojik gelişmelere ve bu gelişmelerin dolaylı sonuçlarına karşı da diğer topluluk medyaları gibi kırılgan bir konumda. Bu belirsiz ve kırılgan teknolojik koşullarda örgütlenmeye dayalı olarak kurumsallaşan bir Alevi medyası elzem. Alevilerin Sesi de dahil olmak üzere Alevi medyasını politik, ekonomik ve teknolojik değişimlerin sert rüzgarlarıyla biçimlenen geleceğe hazırlamak Avrupa Alevi örgütlerini bekleyen önemli zorluklardan biri gibi görünüyor.
Doç. Dr. Kumru Berfin Emre
University of the Arts London, İngiltere

