Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır.
Yaşadığımız coğrafyalarda, Aleviler için otuz iki yıl boyunca hakikati eğip bükmeden yazmak, sözü kayda geçirmek ve kalıcı kılmak; hafızayı diri tutmanın ve sözü yaşatmanın adıdır; işte Alevilerin Sesi, bu yolun sesi, bu ısrarın adıdır.
Alevilerin Sesi, yalnızca bir dergi değildir. O, inkâra karşı hafızadır; suskunluğa karşı sözdür; asimilasyona karşı ısrardır. Alevilerin yaşadığı eşitsizlikleri, baskıları ve katliamları görünür kılarken; aynı zamanda dünyada ezilen tüm halkların, kadınların, göçmenlerin ve yoksulların yaşadığı adaletsizliklere de sırtını dönmemiştir.
Bu dergi, Alevilerin yalnızca acılarını değil; örgütlenmelerini, direnişlerini, kültürlerini, üretimlerini ve başarılarını da kayda geçirdi. Cemlerden panellere, kadın buluşmalarından gençlik çalışmalarına kadar Alevi toplumunun kolektif emeğini görünür kıldı. Bu yönüyle Alevilerin Sesi, bir arşiv değil; canlı bir toplumsal hafızadır.
En önemlisi de şudur:
Alevilerin Sesi, kadınları “konu” olarak değil, özne olarak ele aldı. Kadınların düşüncelerine yer açtı; kadınların kalemini güçlendirdi; kadınların sözünü çoğalttı. Alevi kadınların hem inanç içinde hem de toplumda maruz kaldığı çok katmanlı eşitsizliklere karşı, dergi sayfalarını bir mücadele alanına dönüştürdü. Bu duruş son derece anlamlı ve değerlidir.
Bu derginin dili politiktir.
Çünkü Alevilerin varoluşu politiktir.
Bu derginin tonu radikaldir.
Çünkü adaletsizliğin karşısında “ılımlı” olmak, zulmün yanında durmaktır.
Alevilerin Sesi, devletten, iktidardan ve egemen akıldan onay beklemeden yazdı. Hakikati, kim rahatsız olursa olsun dile getirdi. Ne zaman Aleviler susturulmak istendiyse, o yazmaya devam etti. Ne zaman korku yayılmak istendiyse, sözü büyüttü.
Bugün 32. yılında Alevilerin Sesi’ni selamlamak; yalnızca bir dergiyi kutlamak değildir.
Bu, emeğiyle, kalemiyle, sözüyle ve yüreğiyle bu yolu yürüyen herkesi selamlamaktır. Bu, geleneğe ve hafızaya sahip çıkmaktır.
Bugüne kadar bu dergiyi var eden; yazan, arşivleyen, dağıtan ve çoğu zaman görünmeyen emekleriyle bu sesi büyüten herkese, baskıya, yok saymaya, maddi ve manevi tüm zorluklara rağmen bu ısrarı sürdürenlere ve bu sesi çoğaltan, sahiplenen Alevi toplumuna yürekten teşekkür ediyoruz.
Nice nice yıllara Alevilerin Sesi…
Hakikatten, adaletten, özgürlükten ve kadınların sözünden vazgeçmeden.
Dilek İnceda
Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı

