Cumartesi, Temmuz 18, 2026

Çerağı Devralan Kuşak

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 302. sayısında yayınlanmıştır.

Avrupa’nın dört bir yanında yetişen Alevi gençliği, geçmişin mirasını geleceğin iradesiyle buluşturuyor.

Bazı buluşmalar vardır; yalnızca insanları değil, hafızaları da bir araya getirir. Kimi zaman farklı şehirlerden, farklı ülkelerden ve farklı yaşam hikâyelerinden gelen gençler aynı çatı altında buluşur; fakat aslında buluşan şey yalnızca bedenler değildir. Geçmiş ile gelecek, kök ile filiz, hatıra ile umut da aynı meydanda yan yana gelir.

Bugün Avrupa’nın dört bir yanında yetişen Alevi gençliği tam da böyle bir hikâyenin öznesidir. Almanya’dan İsveç’e, İsviçre’den Polonya’ya, Fransa’dan İngiltere’ye uzanan bu yolculuk, yalnızca bir örgütlenme hikâyesi değil; kimliğini arayan, köklerini tanımak isteyen ve geleceğe söz söylemeye hazırlanan bir kuşağın hikâyesidir.

Onlar, dedelerinin ve ninelerinin yıllar önce gurbet yollarında taşıdığı umudun bugünkü temsilcileridir. Bir yandan yaşadıkları ülkelerin dillerinde eğitim görüyor, o toplumların parçası olarak büyüyorlar; diğer yandan bir deyişin sesinde, bir semahın dönüşünde, bir lokmanın paylaşımında kendilerine ait kadim bir hafızayı keşfediyorlar. Bu yüzden Avrupa’daki Alevi gençliği yalnızca geleceğin temsilcisi değildir; bugünün kurucusu, bugünün sözü ve bugünün iradesidir.

Bir halkın geleceği yalnızca geçmişini hatırlamasıyla değil, o geçmişi geleceğe taşıyacak genç kuşakların cesaretiyle şekillenir.

Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde Alevi gençler yeni bir hikâye yazıyor. Kimi zaman bir çalıştay salonunda söz alarak, kimi zaman bir üniversite amfisinde bilgi üreterek, kimi zaman da yalnızlığın ortasında bir çerağ uyandırarak… Her biri aynı hakikatin izinde yürüyor: Birlikte var olmak, birlikte öğrenmek ve birlikte geleceği kurmak.

Çünkü çerağ yalnızca geçmişten devralınan bir emanet değildir. Onu harlı tutacak olanlar, bugün sorumluluk alan, düşünen, sorgulayan ve örgütlenen gençlerdir. Ve görünen odur ki Avrupa’nın Alevi gençliği, bu emaneti taşımaya da, büyütmeye de hazırdır.

Alevilerin Sesi

 

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Kelime Ata: Hafızayı kaybetmek/hafızayı kaydetmek…

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. “Aslanlar kendi...

Metin Öztürk: Bir “Karşı-Hafıza” Mekanı Olarak Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. Sosyolojik metaforlar...

Fatma Özdoğan: Hatırlamak, Hatırlatmak, Mekan ve Politika: Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 6 Şubat...

Dilek Özhan Koçak: Hafıza, Arşiv ve Adalet: Dijital Bellek Mekânları ve Madımak

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 2 Temmuz...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?