Cuma, Ekim 9, 2026

Cemal Taş: “Aslanların tarihini avcılar yazdıkça, avcılar hep haklı kalacaktır”

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır.

Zini Katliamı bu yıl da unutulmadı. Katliamın yıldönümünde anmayı yine Zini İniyatifi organize edip gerçekleştirdi ve gelenek devam etti. Bu katliamın kolektif hafıza aktarımında yer alması inisiyatifin farkındalık yaratma konusunda sergilediği sebat ve ısrarcı tavır ile açıklanabilir. Bu tutum çok kıymetli, çünkü özelde Zini’deki kayıplarımız ve genelde Dersim 38 kayıplarımızın hatırlanması, anılarının yaşatılması ve hesabının mahşere bırakılmaması anlamına geliyor. Yitirilen canların anısını her zaman diri tutmak, asla unutturmamak gerekiyor. Unuturlarsa kayıplarımız esas o zaman ölürler.

Zini Katliamı’ndan haberdar olmam iki binli yıllarda İlhami Algör’ün “Ma Se kerdo Kardaş” adlı kitabının hazırlık toplantısına daveti üzerine başladı. Kitabın başlığı cevabı askıda kalmış bir soruydu. Sorunun cevabı da aslında içinde bir soru barındırıyordu. Mağdurun, mazlumun insanlığa feryadıydı: Biz ne yaptık kardeş? Bir güç, sebepsiz yere şiddet uyguluyor, katlediyor. Yazar bu soruyu katledilen adına neden katledildiklerini soruyor.  Bu soru Zini İnisiyatifi ile her yıl daha çok büyüyor; anlayanı, anlamlandıranı gün geçtikçe artıyor.

Khuresu Ocağı mensupları katliamı yeri, Yêresk, Derê Çırri, 2014

Zini Gediği’ne gitmek için iki binli yılların başında İstanbul’dan dört arkadaşımla yola düştük. Sürban ve Maxaçur köylerinden Galip Alkış ve Hükümdar Yakar refakatinde Zini Gediği’ne, tırmandık. Ağustos sıcağında hâlâ erimemiş bir buz kütlesinin ortasında, kemikleri gördük, kayıt altına aldık. Geri döndüğümüzde Hükümdar Yakar babasına sordu: “Baba, İstanbul’dan adamın biri geliyor, ona eşlik ediyorum ve bir dağın zirvesine çıkıyoruz, orada gördüğümüz kemikleri şimdi sana anlatıyorum, ‘Senin dedenin kemikleri de onun içinde oğlum’ diyorsun. Bu nasıl bir iştir? Neden şimdiye kadar bize anlatmadın, bunca zaman neden bunu bir sır olarak sakladın?” Bu ziyaretten bana kalan çok ağır anekdottur bu!

Sonraki yıllarda ısrarlı çalışmaları sayesinde Zini İnisiyatifi, Zini Katliamını sır olmaktan çıkardı. Kuşaklar arası hafıza aktarımına katkı sundu. Her şeyden önce Katliam mekanına bir işaret koydu. Her yıl Katliamın yıldönümünde katledilenlerin yürütüldüğü güzergahtan anma yerine yürüyen İnisiyatif, oradaki anıta anlam kazandırmaya devam ediyor; çünkü bu yürüyüş ve anma sayesinde, katledilenlerin unutulmadığını, unutturulmayacağını ve bir daha olmaması için mücadele edileceğini dosta düşmana  gösteriyor.

Sarısaltık Ocağı mensupları katliamı yeri, Qerece Çayırlar, 2014

Bu yıl da Sürban köyünde gerçekleştirilen anmanın 88. yılında amacına uygun bir ortamda katılımcılar tarafından güçlü bir sahiplenmeyle yapılması önemlidir. Daha da önemlisi, Zini inisiyatifi 97 canı sayı olmaktan çıkardı. Her birinin bir adı olduğunu, her birinin bir aile mensubu olduğunu kayıt altına alarak onlara hak ettikleri bir kimlik kazandırdı.

Bilinmesi gerekir ki Zini Gediği Katliamı Dersim 1937-38 Soykırımı kapsamında yapılan katliam mekanlarından biridir. Çünkü konuyla ilgili ilk akla gelen soru: “Erzincan’a bağlı Sürban, Kısmıkor, Balıbey, Ürek, Mexsut, Uşağı, Derêşoran, Bırastige köylerinden ve Erzincan merkezden toplanan bu insanların ortak akıbetlerinin sebebi nedir? Neden Zini Gediğinde?” Akla gelen ilk cevap ise şudur: “Hepsinin Dersimli olması, Hepsinin Alevi olması!”

Dêwrecamal Ocağı mensupları katliamı yeri, Derê Ğezani, 2014

Cumhuriyet hükümetince planlanan “Dersim Harekâtı”, geniş çaplı bir askerî operasyon olmakla birlikte doğrudan Dersim’in iç kesimlerini ve Bextiyeru, Demenu, Heyderu, Khuresu, Abasanê Cori ve Usıvu aşiretlerini hedef almıştır. Ancak diğer aşiretlerin de yönetim kademesindeki ağaları ve ileri gelenleri aileleriyle birlikte hedef seçilmiştir.

Zini mağdurlarının tümünün Alevi olması önemli bir ayrıntıyı da deşifre ediyor. Devlet aklının, Alevi toplumu için kurucu nitelikteki Alevi ocak temsilcilerini bilinçli bir politika doğrultusunda hedef aldığını görüyoruz. Khuresu, Babamasuru, Axuçanu, Sarısaltığu ve Dêwrescemalu ocaklar mensuplarının en küçük bireyinden en yaşlısına kadar toplanıp katledilmeleri bize bunu doğruluyor; nitekim bu ocakzade ailelerine ait çok sayıda toplu mezar ve katliam mekânı mevcuttur. Bu tecrübeler, devletin merkeziyetçi anlayışının Alevi inancını ötekileştirdiğini ve doğrudan hasım bellediğini gösteriyor. Zini kayıplarının Erzincan il sınırından çıkarılıp o dönem operasyon alanı ilan edilen Tunceli ili sınırları içine yürütülerek katledilmesinin de failleri korumaya yönelik bilinçli bir tedbir olduğunu düşünüyorum.

Axuçan Ocağı mensupları katliamı yeri, Bargini Serkesur, 2014

Zini İnisiyatifi’nin başlattığı bu anmaları, hatırlama ve hatırlatma işlevinden öteye taşımak gerektiğinin bilincinde olduğumuza inanıyorum. Ortak akılla hareket ederek, Dersim’in diğer mağdur yakınlarıyla birlikte, onarıcı adalet sağlanana kadar davayı ortaklaştırmamızı umuyor ve diliyorum.

Dersim kırımı yıllarında insanlık dışı yöntemlerle işlenen cinayetler hakkında bugün halen “doğrusunu yaptık, bugün olsa yine yaparız” diyebilenlerin mevcut olması, Alevi toplumu için açık bir endişe kaynağıdır. O günün tanıkları “Dersim ikinci Kerbela’dır” der. Ancak mesele Dersim ile sınırlı da kalmadı, Maraş, Çorum, Sivas, maalesef kolektif hafızaya dahil oldu. Suriye’de katledilen Aleviler için bir yorumcu “sahipsizler” demişti. Ancak ve ancak Alevilerin birliği, örgütlü gücü kendileri için güvencedir. Tarihleri de geleceği de kendi ellerindedir.

Afrika atasözüdür: “Aslanların tarihini avcılar yazdıkça, avcılar hep haklı kalacaktır!”

Katliam Yeri, Zini Gediği, 2012

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Cafer Yüceer (Seyit Rıza’nın Torunu): AĞDAT…

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır. Ey göklerin...

Yılmaz Kahraman: Hatırlamak, yüzleşmek, sorumluluk almak: Zini Gediği ve Tertelê 1937/38

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır. 8 Ağustos...

Cafer Yüceer (Seyit Rıza’nın Torunu): Kara Harflerle Yazılan Geçmişten, Umutla Açılan Yarına

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır. YAŞANAN HER...

Duygu Kıt: Zini Gediği’nde 88 yıl sonra kemikler bulundu

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır. Zini Gediği’nde...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?