Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır.
Bazı yayınlar çıkar. Bazı yayınlar sürer. Bazıları ise zamana direnerek hafızaya dönüşür.
Alevilerin Sesi işte o hafızadır.
Otuz iki yıl…
Üç yüz sayı…
Bu yalnızca bir dergicilik istatistiği değildir. Bu, kesintisiz bir iradenin, sürgünle sınanmış bir kimliğin, bastırılmış bir hafızanın ısrarla kendini yazma çabasıdır. Her sayı bir belge, her kapak bir tanıklık, her dosya bir yüzleşme olmuştur.
300. sayıya ulaşmak, bir yayının varlığını sürdürmesi değil; bir halkın sözünü bırakmama kararlılığıdır.
Dergicilik, özellikle de Alevi yayıncılığı, yalnızca metin üretmek değildir. Bu coğrafyada Alevi olmak çoğu zaman susmaya zorlanmak demektir. Tarih, inkârın, sürgünün, göçün ve yok sayılmanın kayıtlarıyla doludur. İşte bu yüzden Alevilerin Sesi, sıradan bir kültür-sanat dergisi değil; bir direnç hattıdır.
Sayfalarında yüzlerce dosya yayımlandı. Katliamların adı kondu. Hafızanın üstü örtülmek istendiğinde o hafıza yazıya dönüştü. İsyan, hesap sorma ve yüzleşme cesareti satırlara işlendi.
Dersim’den Çorum’a, Maraş’tan Madımak’a…
Sürgünden diasporaya…
Göçten kimlik mücadelesine…
Bu dergi yalnız haber vermedi; kayıt tuttu. Yalnız yorum yapmadı; tarih düşürdü.
Otuz iki yıl boyunca kesintisiz yayın hayatı… Bu başlı başına bir azimdir.
Hele ki Alevi yayıncılığı söz konusuysa bu süreklilik daha da anlam kazanır. Çünkü Alevi basını çoğu zaman maddi imkânsızlıklarla, siyasal baskılarla, dağınık coğrafyalarla ve gönüllü emeğe dayalı bir örgütlenmeyle yürümüştür. Buna rağmen üç yüz sayıya ulaşmak, kolektif emeğin sessiz zaferidir.
Beş dilde yayımlanan bir dergi olmak ise başka bir iddianın ifadesidir. Bu, yalnızca çeviri meselesi değildir; bu, Aleviliğin sınırları aşan bir hafızaya sahip olduğunun göstergesidir. Avrupa’da, sürgünde, diasporada yaşayanların sesi de aynı çatı altında yankı bulmuştur. Konfederasyonun hafızası olmanın anlamı da budur: Parçalı coğrafyaları tek bir sözde buluşturmak.
Bir yayın organının en büyük gücü, sürekliliğidir. Süreklilik ise sabır ister. Sabır ise inanç ister.
Üç yüz sayı boyunca emeği geçen herkes – yazarlar, editörler, çevirmenler, tasarımcılar, dağıtımcılar, gönüllüler – aslında görünmeyen bir köprü kurdu. Geçmişle bugün arasında. Anadolu’yla Avrupa arasında. Sürgünle umut arasında.
Bu köprünün mimarlarından biri de Genel Yayın Yönetmeni sevgili Erdal Kılıçkaya’dır. Derginin çizgisini korumak, niteliğini sürdürmek ve kolektif emeği bir arada tutmak kolay değildir. 32 yıl boyunca bu iradenin sürmesi, yalnızca teknik bir editörlük başarısı değil; politik ve kültürel bir sorumluluğun taşınmasıdır.
Dergicilik çoğu zaman görünmeyen bir emektir. Gece yarıları düzeltmeler, son dakika değişiklikleri, ekonomik kaygılar, dağıtım zorlukları… Ama bütün bunların üstünde bir bilinç vardır: “Bu sayı çıkmalı.” Çünkü her sayı, yalnız bir yayın değil; bir hafıza halkasıdır.
Alevilerin Sesi, yalnız geçmişi anlatmadı; geleceğe de seslendi.
Kadınların sözünü büyüttü.
Gençlerin kalemini açtı.
Yol-Erkân bilgisini kayıt altına aldı.
Akademik çalışmalara alan açtı.
Demokratikleşme ve eşit yurttaşlık taleplerini görünür kıldı.
Bu dergi, Alevi toplumunun kendi kendini anlatma iradesidir. Başkalarının tarifine razı olmayan bir kimliğin yazılı hafızasıdır.
300. sayı bir son değil; bir eşiktir.
Her eşik, yeni bir sorumluluk demektir. Çünkü hafıza büyüdükçe beklenti de büyür. Alevi toplumunun hakikat arayışı, demokratikleşme talebi ve eşit yurttaşlık mücadelesi sürdükçe bu derginin de sözü sürecektir.
Bu yüzden 300. sayı bir kutlama kadar bir sözleşmedir de:
Yazmaya devam edeceğiz.
Kaydetmeye devam edeceğiz.
Unutturmamaya devam edeceğiz.
Emeği geçen tüm arkadaşlara selam olsun! Aşk olsun!
Genel Yayın Yönetmeni: Erdal Kılıçkaya
Yayın Kurulu: Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Dr. Berfin Emre Çetin, Müslüm Dalkılıç, Prof. Dr. Şükrü Aslan, Av. Seyit Sönmez, Ragıp İncesağır, Yılmaz Kahraman, Haşim Arslan, Dr. Yılmaz Kahraman
Bu üç yüz sayının her satırında sizin iziniz var.
Her kapakta bir sabır, her dosyada bir kararlılık var.
Her yayımlanan metin, kolektif bir emeğin ürünü.
Dergicilik yalnız teknik bir iş değildir; inanç işidir. İnat işidir. Süreklilik işidir.
Ve siz, 32 yıl boyunca bu sürekliliği sağladınız.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, üç yüz sayı yalnız bir arşiv değil; bir direniş atlasıdır. Alevilerin Sesi, gerçekten de Alevilerin sesi olmayı başarmıştır.
Şimdi önümüzde yeni sayılar, yeni dosyalar, yeni yüzleşmeler var.
Kaleminiz güçlü olsun.
Hafızanız diri olsun.
Yolunuz açık olsun.
300. sayı kutlu olsun.
Sözümüz sürsün. Aşk olsun!

