Cumartesi, Temmuz 18, 2026

Ali Çagan: Madımak Oteli’nde Sekiz Saat

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır.

Tarihinizi Başkaları Yazarsa, Katilleriniz Kahraman Olarak Anlatılabilir

Madımak Oteli’nin etrafı sarılmıştı. Dışarıda on beş bin kişi sürekli sloganlar atıyordu. Ankara’daki yetkililer, “Hiçbirinizin saçınızın teline zarar gelmeyecek, bekleyin.” dediler. Kadınlar ve çocuklar dördüncü kata gönderilmişti, biz de birinci kattaydık.

Sekiz saatlik beklemeden sonra önce otel önündeki araçlar, sonra da otel ateşe verildi. Aşağıdan gelen acı bir duman ciğerlerimi yaktı. Hasret yanımdaydı. “Hasret, nefes alamıyorum.” dedim ve pencereye doğru koştum. Belli ki beyin durmuş. Kafamı pencereden dışarı uzattım, derin bir nefes aldım ve tekrar otelin içine doğru yürüyordum ki Aziz Nesin’in ikinci koruması olan Mehmet Komiser, “Pencereden atla!” diye bağırdı.

Pencereden atlayıp karşı binaya doğru gidiyordum ki balkonda, ellerindeki sopalarla ayaklarıma vurarak ana avrat küfredip “Nereden girdiyseniz oradan çıkın.” diyen insanlarla karşılaştım. Otel yanıyordu. Biz de yangın ile ellerindeki sopalarla bizi otelin içine sokmaya çalışanların arasında sıkışıp kalmıştık.

Komiser Mehmet’in telsizine itfaiye merdiveninin dördüncü kata yanaştığı, otel içinde olanların dördüncü kata çıkmaları gerektiği hakkında anons geldi. Karşı binaya geçmemize izin verilmeyince Mehmet Komiser arkadaki gruba, “Otel içinde olanlar dördüncü kata çıksın.” diye bağırdı. Aynı zamanda karşı binadaki sorumlulara “Bunlar sanatçı değil, otel müşterisi.” diyerek binaya geçmemizi sağladı. Bina BBP il binasıymış.

Orada uzun bir bekleyişten sonra gelen bir otobüsle bizi Sivas Emniyet Müdürlüğü’ne götürdüler. Polislerin oteldeki can kayıplarından haberi vardı. Komiser Mehmet, güruhun Emniyet Müdürlüğü’ne yönelmesi halinde bizleri koruyamayacaklarını söyleyerek bizi dördüncü kattaki, gazino dedikleri salona çıkardılar. Televizyonu açtılar ve güruhun burada olduğumuzu bilmesi halinde buraya da saldırabileceğini düşünerek salonun lambalarını söndürdüler.

Arif Sağ sürekli “Muhlis’ten haber var mı?” diye soruyordu. Ben ise Hasret Gültekin’e ulaşmaya çalışıyordum. Otelden sağ çıkan diğer arkadaşlar da beraber geldikleri arkadaşlarından veya akrabalarından haber almaya çalışıyorlardı. İlk haberlerde can kayıplarının isimleri okunmaya başladı. O saatte hayat durmuş, yerini acı, feryat ve çığlıklar almıştı.

Otelden sağ çıkmış olduğumdan dolayı utanmış, “Keşke ben de otelde kalsaydım.” diye düşünmüştüm. Bu duygu uzun yıllar devam etti ve insanlara otelden sağ çıktığımı söyleyemedim. Zaman zaman hâlâ o duyguyu hissediyorum.

Sabaha doğru polisler iki kişinin kimlik belirlemek için hastaneye gitmesi gerektiğini söylediler. Murtaza Demir ve Ali Balkız hastaneye gitti. Beni ve bir arkadaşı kamyonetle otele götürdüler. Otele girdik, odalardaki eşyaları toplayıp kamyonetle Emniyet Müdürlüğü bahçesine getirdik. Otelden sağ çıkanların Ankara’ya götürülmesi için bir helikopter gelmişti. Bizi hemen helikoptere yönlendirdiler. Bir grup helikopter ile Ankara Gölbaşı’na getirildik, oradan evlere dağıtıldık. Kalanlar ise Sivas’a gönderilen bir uçakla Ankara’ya getirilmişti. (Detaylı anlatım madımak.org’da)

Kayıt Altına Alınması Gereken Hafıza

Madımak Katliamı sonrasında yeni açılan Alevi derneklerinde artış oldu. Her yıl gerek Sivas’ta gerekse dünyanın çeşitli yerlerinde anmalar yapıldı. Katliamın 26. yıl dönümünde, anma toplantısına katılmak için Almanya’nın büyük cemevlerinden birisinin davetlisi olarak gitmiştim. Diğer konuşmacı daha önce buraya katliam tanığı gelip gelmediğini sordu ve katılımcılardan hayır cevabını aldı. Birkaç araştırma ve belgesel türü çalışma yapılmış olsa da tam detaylı bir çalışma olmamıştı. Ortalıkta yanlış ya da eksik bilgiler yayılıyordu. Tanıklar ve katliamda hayattan kopartılan canlarımızın ailelerinden Hakk’a yürüyenler oluyordu. Katliam üzerinden 28 yıl geçmişti. Katliamda yaşananların kayıt altına alınması gerekiyordu.

Ara sıra Yeter Gültekin ile telefonda uzun sohbetler yapıyorduk. Bir defasında Sivas Katliamı ile ilgili kapsamlı bir belgesel yapılmadığını, bunu yapmanın Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonunun (AABK) görevi olduğunu söyledi. Ben de bunu AABK yöneticilerine aktardım. Birkaç ay sonra Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı ve AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, bir toplantıda kendilerinin federasyon olarak katliamla ilgili bir belgesel yapacaklarını ama bu projenin AABK olarak yapılmasının daha anlamlı olacağını dile getirdi. Yönetim Kurulunda projenin AABK adına yapılmasına; dönemin AABK eşit başkanları, genel sekreteri, İnanç Yol Erkan Kurulu başkanı ve tanık olarak da benim katılımımla beş kişilik komite oluşturulmasına karar verildi.

Yıllardır hayattan kopartılan canlarımız her yerde ya 33 can olarak ya da isimleri sayılarak anıldılar. “33 can, 33 hayat demektir.” diyerek canlarımızın yeterince anlatılmadığı bir projede yer almak istemediğimi dile getirdim. Komitedeki arkadaşlar da zaten bu projenin amacının bu olduğunu söylediler. Araştırmalarımız sonunda katliamın 30. Yılına yetiştirilmek üzere komiteye gelen ve uygulanan proje bu isteğimizi karşılıyordu.

Proje AABK yönetimine sunuldu ve oy birliği ile onaylandı. Bu projenin herhangi bir kurumdan ekonomik destek almadan, işverenlerden sponsorluk almadan, Avrupalı Alevilerin lokmaları ile yani Alevilerin öz kaynakları ile yapılmasına karar verildi ve her federasyonun katılım payları belirlendi.

Projenin İlkeleri

Bu projeye aşağıdaki adımlarla başlandı:

  • Çekimlerin yapılması için öncelikle katliamı yaşayan Pir Sultan Abdal Derneği mekânlarının kullanılması, uygun olmaması halinde diğer Alevi derneklerinin mekânlarının kullanılmasına karar verildi. Ankara ve Ege çekimleri Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı mekânlarında, İstanbul çekimleri ise Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi’nde yapıldı. Yaz döneminde ailelerin bir kısmı memleketlerine gittiğinden çekim ekipleri bulundukları yerlere giderek yedi ayrı noktada çekim yaptı. Seyahat etme engeli olmayanların geliş ve gidişleri ayarlandı; karşılandılar, konuk edildiler, çekimleri yapıldı ve yolcu edildiler.
  • Hak mücadelesi veren bir kurum olan AABK, çalışmaya emek koyan herkesin telif ve diğer haklarını ödeyecek.
  • Katliamdaki gerçeklerin gün yüzüne çıkmasından rahatsız olacak derin güçlerin her türlü baskınına karşı, her şeyin yasalara uygun yapılmasına; yapılan çalışmaların herhangi bir baskında el konulma riskine karşılık peyderpey Almanya’ya getirilmesine karar verildi ve öyle de yapıldı.

Belgeselden Hafıza Merkezine

Yirmi yılı Türkiye’de, 25 yılı da İsveç’te olmak üzere mali müşavir olarak çalışıyorum. Vergi daireleri ve SSK’ya sorunsuz onlarca teftiş verdim. Aynı sürede de demokratik kitle örgütleri ve Alevi kurumlarında yöneticilik yapıyorum. Hiçbir dönemde saymanlık görevi almadım. Bu projede de ekonomik sorumluluk almak istemedim. Öncelikle AABK saymanının veya genel sekreterinin sorumluluk almalarını istedim. Onlar, çalışma Türkiye’de olacağından ve meslekleri olmadığı için görev almadılar. Arkadaşlar; Türkiye’de mali müşavir olarak çalıştığım, kuralları bildiğim, Madımak Katliamı’nda hayatları alınan canlarımızın birçoğunu yakinen tanıdığım ve katliamdan sağ çıkan birisi olduğum için bu sorumluluğu almamın canlarımıza karşı bir görev olduğunu söylediler. Projenin ekonomik sorumluluğunu almaya mecbur kaldım.

Sadece bir belgesel yapmak için yola çıktık. Belgesel için zaten belgeler toparlanıp röportajlar yapılacaktı. Bu çalışmalarda sadece belgeselde kullanılan kısımları alıp diğer kısımları atıl bırakmak yerine, Türkiye’de ilk olan kapsamlı Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’ni oluşturduk. Yapılan çalışmalar önce komitede değerlendirildi, komite kararları AABK yönetim kurulunda görüşüldü ve karar alınarak çalışmalara devam edildi.

  • Binlerce resim, video, tutanak, gazete kupürü ve belgeden oluşan dijital kütüphaneyi Duygu Tartar yönetiminde oluşturduk.
  • Dijital ortamda oluşturulan Madımak Oteli’nde, hayattan kopartılan canlarımıza ait odalarda kendilerine ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılabilecek Eylem Şen yönetmenliğinde sanal müze oluşturduk. Dünyanın her yerinden ulaşılabilecek, gökyüzüne bir anıt diktik.
  • Aileler, tanıklar, dönemin yöneticileri ve akademisyenlerden oluşan 130 kişi ile röportaj yapıldı. Toplam 162 saatten oluşan bu röportajların Türkçe deşifresi yapıldı. Tüm deşifrelerin tashihi yapıldı. Bu dosyaların hepsi veri doğrulama ekibi tarafından incelendi.
  • Tüm metinler hukuksal ve etik sorunlar açısından birkaç kişi tarafından incelendi, tartışıldı. Konuşmacılara gönderildi; onların onayı ile kurguda kesilme ve düzeltme yapıldı. Tüm röportajların İngilizce çevirisi yapıldı. Tüm metinlere altyazı eklendi. Her biri bir belgesel niteliğinde olan, Şükrü Aslan yönetiminde 122 sözlü tarih çalışması yaptık.
  • Türkiye’de ilklerden birisi olan; Pir Sultan Abdal etkinlikleri, Sivas Katliamı, öncesi ve sonrası hakkında birçok bilgiye ulaşılabilecek Yücel Tuna yönetiminde web belgeselinı yaptık.
  • Bu oluşturulan materyallerden yönetmen Ümit Kıvanç, 4 saat 20 dakikalık “Çok Kötü Bir Şey Oldu: Madımak ve Ötesi Üzerine Bir Film” isimli sinema belgeselini yaptı.
  • Genel Koordinatör ve Sanal Müze Yönetmeni Eylem Şen, sanal müzedeki odalardan oluşan 52 dakikalık bir film oluşturdu. Bu film, gerekli görüldüğü zaman kurumlarımız tarafından gösterilebilmesi için hizmete sunuldu.

Sorumluluk, Dayanışma ve Zorluklar

Başlangıçta sadece ekonomisini kontrol etme sorumluluğunu almış olmama rağmen, ilerleyen süreçte hem Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin dönemin yöneticisi olmam hem de katliam tanığı olmam, projenin tamamlanabilmesi için tam gün yaklaşık iki buçuk yıl ücretsiz çalışmamı gerektirdi. Bu sürede kişisel bütçemden de hatırı sayılır harcamalarım oldu.

Projenin büyümesi aynı zamanda bütçenin de büyümesini sağladı. Projenin kararına katılan iki federasyonumuz, küçük bir kısmı hariç kendilerine ait katkı paylarını ödemediler. Bu projeden haberdar olan Avustralya Alevi Federasyonu ile Romanya Alevi Kültür Merkezi de lokmaları ile projeye katkı koydular. Diğer federasyonlarımız hem onların eksik ödemelerini hem de projenin tamamlanması için artan maliyeti karşıladılar.

Proje süresince yaşadığım stres yüzünden kalp sıkıntısı yaşadım. Yaşadığım stresi gören İsveç Alevi Federasyonu, Eşit Başkan Aynur Akgül öncülüğünde projeye kaynak aktarmak için birkaç defa kampanya başlattı. İsveç Alevi Federasyonu projeye taahhüt ettiği katkı payının yaklaşık dört katı kaynak aktardı.

Proje süresince çok sıkıntılı dönemler yaşadık. Projeye anlatım ve belge aktarımında bulunacak insanları, yalan ve yanlış dedikodularla proje dışında tutmak isteyenler oldu. Projeyi dinleyen hemen her sağduyu sahibi ellerindeki belgeleri paylaşırken, Alevi kurumlarıdaki bazı yöneticiler ellerinde olan görüntü ve belgeleri komite ile paylaşmadı. Projenin tamamlanmasının derin yapıyı rahatsız edeceğini düşünürken, asıl içimizden bazılarını rahatsız ettiğini gördük. Hafıza merkezini tartışmaların dışında tutmaya çalışırken, onlar kendilerine ait dijital YouTube kanallarında gerçekle alakası olmayan, hayal ürünü suçlamalarla bariz bir şekilde projeyi itibarsızlaştırmaya çalıştılar. İşin en acısı, konuşmalarından anlaşıldığı üzere ne belgesel filmleri izlemişlerdi ne de madımak.org’daki diğer projeleri incelemişlerdi. Katliamın 30. Yılı yaklaşırken yapılan bu çalışmanın neden beşinci, onuncu veya on beşinci yılında yapılmadığını kendilerine sormadılar. Yapılan çalışmadan deneyim edinip daha iyisini yapmaya odaklanmak gerekirken tersini yaptılar. Büyük bir çoğunluğun ve bu işlerde uzman kişilerin, alanında ilk çalışma olması bakımından başarılı ve özveri ile yapılmış olduğunu dile getirmeleri; daha proje tamamlanmadan uluslararası üniversitelerde ders olarak verilmesi, yaşanan başka katliamlar için hafıza merkezi oluşturmaya ilham kaynağı ve örnek olması, bu projenin ne denli doğru bir çalışma olduğunu gösteriyor.

Bu proje bir AABK projesidir. Proje ile ilgili ödemelerin tamamı, mali denetmen kontrolü ile banka üzerinden yapılmış ve muhasebesi mali müşavirlik bürosu tarafından tutulmuştur. Yapılan işlem ve harcamalara ait raporlar, tüm giderlere ait belgeler ve denetmen raporunun birer örneği AABK saymanlığına teslim edilmiş, AABK Denetleme Kurulu denetlemiş ve yapılan son genel kurulda oy birliği ile aklanmıştır.

Bu projeye karar veren 2019-2022 dönemi AABK Yönetim Kuruludur. 2022-2025 döneminde göreve gelen yönetimdeki arkadaşların büyük bir çoğunluğu ilk defa göreve gelen arkadaşlardı. Bu arkadaşlara proje hakkında bilgi verilince, “Kurumlarda devamlılık esastır.” diyerek projeyi sahiplendiler ve projenin tamamlanması için azami gayret sarf ettiler.

Tanıklıklar Yaşasın Diye

Proje yapıldıktan sonra sözlü tarihte ve belgeselde videoları bulunan canlarımızdan Mahmut Şahin (Nurcan Şahin’in babası), İlhan Cem Erseven, Yeter Sivri (Asuman ve Yasemin’in annesi), Murtaza Demir (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önceki başkanı), Yeter Gültekin (Hasret Gültekin’in eşi) ve projenin mali açıdan yasalara uygun gitmesi için azami çaba harcayan Osman Bozkurt (şair-yazar, yeminli mali müşavir-denetmen) Hakk’a yürüdüler. Devirleri daim, mekânları gönüller olsun. Can Dündar’ın da söylediği gibi “İnsanlar ölür ama tanıklıkları yaşar.”

Bu proje yapılırken herkes işin bir ucundan tuttu. Projenin tamamlanması için emek koyan ve lokmaları ile katılan tüm canlarımıza çok teşekkür ediyorum. Elimizde onlarca belgesel yapılabilecek ve incelenecek çok kaynak var. Bizler bu projeyi tamamladık, gençlere emanet ediyoruz. Bu mücadelenin takipçisi olup katillerden hesap soracak olan gençlerimizdir. Hafıza merkezi oluşturulması gereken diğer Alevi katliamları hakkında da çalışmalar yapılmalı. Dersim, Ortaca, Maraş, Çorum, Gazi, Roboski, Suruç ve Ankara Gar katliamları bunlardan birkaçı. Ayrıca Diyarbakır, Mamak ve Metris cezaevleri başta olmak üzere bu işkencehanelerinde hafıza merkezi oluşturulmalı. Gençlerimize çok iş düşüyor.

Aşk ile

Ali Çağan

Ne hayaller kurduk, ne güne kaldık
Kurtlar sofrasında yem olduk gittik
Kime güvendiysek ihanet gördük
Zalimin elinde kem olduk gittik

Pir Sultan yolunda buldu bu sevda
Hep bir vücut olduk, olduk bir gövde
Madımak’ta yanan kızıl alevde
El ele tutuşup cem olduk gittik

Çağan Ali dertle çaldıkça sazı
Günler gelip geçer, hep artar sızı
Altın kadehlerde sundular bizi
Sarhoş masasında dem olduk gittik.

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Kelime Ata: Hafızayı kaybetmek/hafızayı kaydetmek…

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. “Aslanlar kendi...

Metin Öztürk: Bir “Karşı-Hafıza” Mekanı Olarak Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. Sosyolojik metaforlar...

Fatma Özdoğan: Hatırlamak, Hatırlatmak, Mekan ve Politika: Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 6 Şubat...

Dilek Özhan Koçak: Hafıza, Arşiv ve Adalet: Dijital Bellek Mekânları ve Madımak

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 2 Temmuz...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?