Cuma, Nisan 17, 2026

Abdullah Demirbaş: Somut Barış Pratiği ve Çiçek Bahçesi

Date:

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır.

Öncelikle Alevi canları saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Amerika’daki temaslarımız kapsamında; mazlumların, mağdurların, ötekileştirilenlerin ve sesi bastırılmak istenen halkların sözcüsü olma sorumluluğuyla Ecevit Emre Dedem ile birlikte Summit 2026 programına ve National Prayer Breakfast buluşmasına katıldık. Bu ziyaret, yalnızca diplomatik bir temas değil; inancı, kimliği ve dili nedeniyle baskı gören halkların hakikatini dünya kamuoyuna taşıma iradesidir.

Bu zirve, farklı inançların ve kültürlerin bir arada yaşayabileceği bir dünyanın imkânını tartışan en üst düzey platformlardan biridir. Biz de bu platformda; Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Êzidîlerin ve Alevilerin yaşadığı tarihsel ve güncel sorunları açık bir dille ifade ettik. Kadim Orta Doğu coğrafyasının tekçi, dayatmacı ve dışlayıcı ideolojilerle değil; çoğulculukla, eşit yurttaşlıkla ve inanç özgürlüğüyle ayağa kalkabileceğini vurguladık.

Yaptığımız görüşmelerde; cihadist ve fundamentalist anlayışların bölgeyi kan ve gözyaşıyla kuşattığını, bu zihniyetin halkları birbirine düşman ederek varlığını sürdürdüğünü net biçimde dile getirdik. Esad sonrası süreçte Alevilere, Dürzilere, Ermenilere, Süryanilere ve Kürtlere yönelik tehditleri ve katliam riskini hatırlattık. Açıkça ifade ettik: Bölgenin geleceği, radikal ve mezhepçi rejimlerin desteklenmesinde değil; halkların eşit, özgür ve kendi iradeleriyle yaşayabildiği demokratik bir Suriye’nin inşasındadır.

Summit’in eş başkanları, kongre üyeleri, senatörler, devlet yetkilileri, inanç özgürlüğü temsilcileri ve farklı ülkelerden gelen delegasyonlarla yaptığımız temaslarda, inanç özgürlüğünün evrensel bir insan hakkı olduğunu ve bunun siyasi pazarlık konusu yapılamayacağını dile getirdik. Alevilerin, Dürzilerin ve Kürtlerin korunmasına yönelik somut yasal ve diplomatik adımların gerekliliğini özellikle vurguladık.

Sur Belediyesi’nde hayata geçirdiğimiz; cemevi, kilise ve caminin bir arada bulunduğu Kültürler Sokağı projesini, çok dilli belediyecilik çalışmalarını ve 40’lar Meclisi anlayışını örnek bir barış modeli olarak paylaştık. Bir akademisyenin bu projeleri uluslararası bir platformda “somut bir barış pratiği” olarak ifade etmesi bizler için onur verici olmuştur. Çünkü biz biliyoruz ki barış, sadece söylemle değil; pratikle, cesaretle ve adaletle inşa edilir.

New York’ta gerçekleştirdiğimiz temaslarda da gördük ki; dünyanın farklı inanç ve kimlik temsilcileri, Orta Doğu’da çoğulcu bir düzenin mümkün olduğuna inanıyor. Ancak en temel gerçek şudur: Ezilen halklar ve farklı inanç toplulukları birlikte hareket etmedikçe, fundamentalist ve cihadist yapılar güç kazanmaya devam edecektir.

Bugün tarihsel bir eşikteyiz. Aleviler, Dürziler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, Arap ve Fars halkları için mesele yalnızca kimlik meselesi değildir; mesele varlık ve gelecek meselesidir. Eğer ortak bir demokrasi zemini ve dayanışma hattı kurulamazsa, katliamların ve ağır insan hakları ihlallerinin yeniden yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Bu nedenle çağrımız nettir:

“Gelin canlar bir olalım.”

Bir lokmanın kırka bölündüğü, kimsenin ötekileştirilmediği, herkesin inancıyla, diliyle ve kimliğiyle onurlu bir şekilde yaşadığı bir düzen mümkündür. 40’lar Meclisi ruhu; ortak aklın, ortak vicdanın ve ortak geleceğin adıdır. Biz bu ruhu büyütmeye, diplomatik, siyasal ve insani her zeminde savunmaya devam edeceğiz.

Çünkü bizim mücadelemiz bir kimliğin diğerine üstünlüğü için değil; bütün kimliklerin eşitliği içindir. Bizim siyasetimiz öfke üzerinden değil; hakikat ve adalet üzerinden şekillenmektedir. Bizim yolumuz, ayrıştırmanın değil; birleştirmenin yoludur.

İnancımız odur ki; Orta Doğu, halkların birlikte yaşam iradesiyle yeniden bir çiçek bahçesine dönüşebilir. Bunun için cesur olmak, birlikte durmak ve birlikte konuşmak zorundayız.

Temel şiarımız şudur:

“Gelin canlar bir olalım, dirlik olalım.”

Selam ve saygılarımla,

Abdullah Demirbaş
Diyarbakır-Sur Eski Belediye Başkanı

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Elmas Arus: Ne Çalgıcı Ne Hırsız: Biz Abdalız!

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. Dünya giderek...

Av. Aytekin Aktaş: Alevi Soykırımından Kaçan Suriyeli Göçmenler

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 300. sayısında yayınlanmıştır. Önceki yüzyıllarda...

Ecevit Emre Dede: Yolumuz Kadimdir, Direncimiz Köklüdür

Alevilerin Sesi Dergisi | Ecevit Emre Dede Röportajı Röportaj : Erdal...

Ali Asker Arduç: BE ONE: Çokluk İçinde Bir Olma Hâli

Bu röportaj Alevilerin Sesi dergisinin 297. sayısında yayınlanmıştır. Almanya Alevi...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?