Cumartesi, Temmuz 18, 2026

AABF’nin NRW Medya Komisyonu’na Seçilmesi: Temsilden Öte Toplumsal Bir Sorumluluk

Date:

6 Mayıs 2026 tarihinde Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Parlamentosu’nda alınan kararla, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu – AABF, yeni görev döneminde eyaletin Medya Komisyonu’nda temsil edilme hakkı kazanmıştır.

Bu karar, AABF açısından yalnızca kurumsal bir başarı değil; aynı zamanda Almanya’daki Alevi toplumunun demokratik katılımı, toplumsal görünürlüğü ve kamusal sorumluluğu bakımından son derece önemli bir gelişmedir.

Almanya’nın en kalabalık ve en çok kültürlü eyaletlerinden birinde, medya politikalarının belirlendiği önemli bir kurulda AABF’nin yer alacak olması, Alevi toplumunun yıllardır sürdürdüğü kurumsallaşma, eşit katılım ve tanınma mücadelesinin somut bir sonucudur.

AABF’nin Medya Komisyonu’ndaki yeni temsili

Eyaletin Medya Komisyonu; medya düzeni, özel yayıncılık, medya çeşitliliği, dijital medya alanındaki gelişmeler ve toplumsal sorumluluk gibi önemli konularda görev üstlenen merkezi kurullardan biridir. Bu kurul, yalnızca teknik veya idari bir yapı değildir. Aynı zamanda toplumun farklı kesimlerinin medya alanındaki beklentilerini, hassasiyetlerini ve demokratik katılım taleplerini yansıtan önemli bir organdır.

AABF’nin bu komisyona seçilmesi, Alevi toplumunun eyaletteki toplumsal gerçekliğinin ve kurumsal ağırlığının açık bir kabulüdür. Bu temsil, aynı zamanda Alevilerin medya alanında yalnızca izleyici ya da konu edilen bir topluluk olarak değil, karar süreçlerine katkı sunan aktif bir toplumsal aktör olarak kabul edildiğini göstermektedir.

Bu yönüyle karar, AABF’nin bugüne kadar yürüttüğü kararlı, sabırlı ve kurumsal çalışmaların önemli bir kazanımıdır.

2015–2020 döneminden bugüne uzanan bir tecrübe

AABF, 2015–2020 yılları arasında da aynı kurulda temsil edilmiş ve bu alanda önemli bir tecrübe kazanmıştır.

O dönem edinilen birikim, AABF’nin medya kurullarındaki temsil anlayışının yalnızca sembolik olmadığını göstermiştir. AABF, bulunduğu her platformda çoğulculuğu, eşitliği, demokratik katılımı ve toplumsal sorumluluğu esas alan bir yaklaşımı savunmuştur.

Bugün yeniden eyaletin Medya Komisyonu’nda temsil edilecek olmak, geçmişte edinilen bu tecrübenin devamı ve daha güçlü biçimde ileriye taşınması anlamına gelmektedir. Bu nedenle 2026 yılında alınan karar, geçmişin tecrübesi ile bugünün kurumsal başarısını birleştiren önemli bir adımdır.

Katoliklerin, Protestanların ve Yahudi toplumunun yanında Aleviler de var

Almanya’da medya kurulları, toplumun farklı kesimlerinin temsil edildiği çoğulcu yapılardır. Bu yapılarda uzun yıllardır kiliseler, Yahudi toplumu, sendikalar, sosyal kuruluşlar, kültür, eğitim, gençlik ve kadın örgütleri gibi birçok toplumsal kesim yer almaktadır.

AABF’nin bu kurulda yer alacak olması, Alevi toplumunun da çoğulcu temsil yapısının bir parçası olarak kabul edilmesi anlamına gelmektedir.

Bu gelişme özellikle önemlidir. Çünkü Almanya’ya Türkiye coğrafyasından göç etmiş yüz binlerce insanın oluşturduğu kurumsal yapılar içinde AABF, kamu tüzel kişiliği statüsüne sahip olan en önemli kurumlardan biridir. Bu statü, yalnızca hukuki bir kazanım değil; aynı zamanda toplumsal sorumluluk, güvenilirlik ve kalıcı kurumsallaşmanın da göstergesidir.

AABF’nin bu noktaya gelmesi kolay olmamıştır. On yıllara yayılan örgütlenme emeği, inançsal ve kültürel çalışmalar, eğitim alanındaki katkılar, gençlik ve kadın örgütlenmeleri, demokratik hak arayışları ve kamusal alandaki kararlı duruş bu başarının temelini oluşturmuştur.

Bugün Medya Komisyonu’ndaki temsil, bu uzun soluklu mücadelenin yeni ve güçlü bir halkasıdır.

Temsil sadece Aleviler için değil, tüm toplum için

AABF’nin medya kurullarında yer alma anlayışı, yalnızca Alevi toplumunun haklarını savunmakla sınırlı değildir. Elbette Alevilerin doğru tanıtılması, önyargıların aşılması, inançsal ve kültürel kimliğin görünür kılınması son derece önemlidir. Ancak AABF’nin toplumsal sorumluluğu bunun ötesindedir.

Alevi öğretisinin temelinde insanı merkeze alan, farklılıkları zenginlik olarak gören ve bütün insanlığa aynı nazarla bakmayı öğütleyen güçlü bir anlayış vardır. “Yetmiş iki millete aynı nazardan bakmak” şiarı, AABF’nin toplumsal ve kurumsal çalışmalarında da temel ilkelerden biridir.

Bu nedenle AABF’nin Medya Komisyonu’ndaki varlığı, yalnızca Aleviler adına bir temsil olarak görülmemelidir. Bu temsil; ayrımcılığa uğrayan, dışlanan, sesi yeterince duyulmayan, medyada eksik ya da yanlış temsil edilen tüm toplumsal kesimler açısından da önemlidir.

AABF, bu kurullarda Alevi toplumunun sesini taşırken aynı zamanda çoğulcu, özgürlükçü, demokratik ve insan hakları merkezli bir medya anlayışını savunmayı da görev bilir.

Medya, demokrasi ve toplumsal sorumluluk

Günümüzde medya, toplumların düşünme biçimini, gündemini ve birbirine bakışını derinden etkileyen en önemli alanlardan biridir. Medya yalnızca haber vermez; aynı zamanda kimlerin görünür olacağını, hangi konuların tartışılacağını, hangi grupların nasıl anlatılacağını ve toplumsal algıların nasıl şekilleneceğini de belirler.

Bu nedenle medya kurullarında farklı toplumsal kesimlerin temsil edilmesi demokratik açıdan büyük önem taşır. AABF’nin bu kurullardaki varlığı, medya alanında çoğulculuğun güçlenmesine katkı sunacaktır.

Aleviler, tarihsel olarak çoğu zaman yanlış tanıtılmış, eksik anlatılmış ya da görmezden gelinmiştir. Bu durum yalnızca Alevilere özgü değildir. Göçmenler, azınlıklar, farklı inanç grupları, kadınlar, gençler ve sosyal olarak dezavantajlı kesimler de medya alanında benzer sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir.

AABF’nin yaklaşımı bu nedenle kapsayıcıdır. Amaç yalnızca Alevilerin medyada daha görünür olması değil; tüm toplumun daha adil, daha dengeli, daha saygılı ve daha çoğulcu biçimde temsil edilmesidir.

Irkçılığa, ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı net duruş

Almanya’da ve Avrupa’da son yıllarda ırkçılık, ayrımcılık, antisemitizm, İslam düşmanlığı, göçmen karşıtlığı ve farklı inanç topluluklarına yönelik önyargılar kaygı verici biçimde artmaktadır. Bu gelişmeler karşısında medya alanının sorumluluğu daha da büyümektedir.

Medya, nefret söylemini ve önyargıları yeniden üreten bir alan olmamalıdır. Aksine, demokratik değerleri, insan onurunu, toplumsal barışı ve birlikte yaşam kültürünü güçlendiren bir rol üstlenmelidir.

AABF, Medya Komisyonu’ndaki varlığıyla ayrımcılığa, ırkçılığa, dışlayıcı dile ve nefret söylemine karşı açık ve kararlı bir tutumun temsilcisi olacaktır. Bu tutum, Alevi öğretisinin insan merkezli değerleriyle de doğrudan örtüşmektedir.

“İncinsen de incitme” anlayışı, yalnızca bireysel bir ahlak ilkesi değildir. Aynı zamanda toplumsal yaşamda, kamusal dilde ve medya alanında da rehber olması gereken evrensel bir çağrıdır.

Almanya genelinde medya kurullarına katılım hedefi

AABF’nin medya alanındaki çalışmaları yalnızca bu eyaletle sınırlı değildir. Almanya genelinde eyalet medya kurullarına, yayın denetim organlarına ve kamu yayıncılığı alanındaki kurullara katılım konusunda yoğun çalışmalar yürütülmektedir.

Bu çalışmaların önemli örneklerinden biri ZDF Televizyon Konseyi’ndeki temsildir. AABF’nin federal düzeyde böylesi önemli bir kurulda yer alması, kurumumuzun yalnızca eyalet düzeyinde değil, Almanya genelinde de demokratik medya yapıları içinde sorumluluk üstlendiğini göstermektedir.

Diğer eyaletlerde de benzer yönde olumlu gelişmelerin ortaya çıkması için çalışmalar sürdürülmektedir. AABF’nin hedefi, Almanya’daki Alevi toplumunun medya, eğitim, kültür, inanç, gençlik, kadın çalışmaları, ayrımcılıkla mücadele ve demokratik katılım alanlarında kalıcı ve etkili bir aktör olarak yer almasıdır.

Bu hedef, dar bir temsil anlayışına değil; toplumsal sorumluluk bilincine dayanmaktadır.

Kamu tüzel kişiliği ve kurumsal sorumluluk

AABF’nin Almanya’daki özel konumu, kamu tüzel kişiliği statüsüyle daha da güçlenmiştir. Bu statü, AABF’nin yalnızca bir göçmen örgütü ya da kültürel dernekler federasyonu olmadığını; Almanya’nın kurumsal ve hukuki yapısı içinde tanınan, sorumluluk üstlenen ve kamu yararına katkı sunan bir inanç kurumu olduğunu göstermektedir.

Bu kazanım, Alevi toplumunun Almanya’daki kurumsallaşma tarihinde dönüm noktalarından biridir. Aynı zamanda AABF’ye daha büyük bir sorumluluk yüklemektedir.

Çünkü kamu tüzel kişiliğine sahip olmak, yalnızca haklardan yararlanmak anlamına gelmez. Bu statü; toplumsal barışa, demokratik katılıma, eğitim alanına, medya etiğine, inanç özgürlüğüne ve birlikte yaşam kültürüne katkı sunma sorumluluğunu da beraberinde getirir.

AABF, Medya Komisyonu’ndaki temsiliyle bu sorumluluğu bir kez daha kamusal alana taşımaktadır.

AABF’nin anlayışı: birlik, beraberlik ve evrensel değerler

AABF’nin kurumsal çizgisinde birlik ve beraberlik temel bir yer tutar. Ancak bu birlik anlayışı yalnızca Alevi toplumunun iç bütünlüğüyle sınırlı değildir. AABF, farklı inançlardan, kültürlerden, kökenlerden ve yaşam biçimlerinden insanların eşit yurttaşlar olarak birlikte yaşayabildiği demokratik bir toplumu savunur.

Bu anlayış, Alevi öğretisinin evrensel değerleriyle beslenir. İnsan sevgisi, adalet, eşitlik, özgür düşünce, rızalık, dayanışma ve mazlumdan yana olma ilkeleri, AABF’nin toplumsal çalışmalarında da yol göstericidir.

Medya Komisyonu’ndaki temsil de bu değerlerin ışığında yürütülecektir. AABF, burada yalnızca kendi toplumunun taleplerini dile getiren bir kurum değil; aynı zamanda demokratik toplumun ortak değerlerini savunan bir aktör olacaktır.

Sonuç: Bu başarı görünür kılınmalıdır

6 Mayıs 2026 tarihinde Eyalet Parlamentosu’nda alınan karar, AABF açısından önemli ve görünür kılınması gereken bir başarıdır. Bu karar, yıllardır sürdürülen kurumsal emeğin, demokratik katılım mücadelesinin ve toplumsal sorumluluk anlayışının bir sonucudur.

AABF’nin eyaletin Medya Komisyonu’nda yeniden temsil edilecek olması, Alevi toplumunun Almanya’daki kamusal yapılara katılımı açısından önemli bir adımdır. Katolik, Protestan ve Yahudi toplumlarının yanı sıra Alevilerin de bu çoğulcu yapılarda yer alması, Almanya’daki toplumsal çeşitliliğin daha gerçekçi ve kapsayıcı biçimde yansıtılması açısından büyük değer taşımaktadır.

Bu temsil, yalnızca Alevi toplumunun kazanımı değildir. Bu temsil, çoğulculuğa, eşitliğe, özgürlüğe, insan onuruna ve demokratik birlikte yaşama inanan herkes için önemli bir kazanımdır.

AABF, “yetmiş iki millete aynı nazardan bakma” anlayışıyla, medya alanında da adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve toplumsal barışın sesi olmaya devam edecektir.

AABF’nin Medya Komisyonu’ndaki varlığı, Alevi toplumundan yükselen bir sesin tüm toplum için sorumluluk üstlenmesidir.

 

Paylaş

spot_img

İlginizi çekebilir

Bunlara baktınız mı?
Benzer Başlıklar

Kelime Ata: Hafızayı kaybetmek/hafızayı kaydetmek…

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. “Aslanlar kendi...

Metin Öztürk: Bir “Karşı-Hafıza” Mekanı Olarak Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. Sosyolojik metaforlar...

Fatma Özdoğan: Hatırlamak, Hatırlatmak, Mekan ve Politika: Madımak Katliamı Hafıza Merkezi

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 6 Şubat...

Dilek Özhan Koçak: Hafıza, Arşiv ve Adalet: Dijital Bellek Mekânları ve Madımak

Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 303. sayısında yayınlanmıştır. 2 Temmuz...

Alevilerin Sesi dergisine abone olmak ister misiniz?