Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 298. sayısında yayınlanmıştır.
Bundan 88 yıl evvel, 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Dersim’in ileri gelenleri Seyit Rıza, Wuşênê Seydi, Fındık Ağa, Aliyê Mırzaliyê Sılemani, Hesenê Cıvrail Ağayê Arekiye, Wuşênê Sey Rızayi, Hesenê İvraimê Qıji’yi saygıyla, hürmetle anıyoruz.
Kamuoyuna, Alevi halkına,
Dersim, kılıcından kan damlayanlara geçit vermeyen dağlarla çevriliydi. Anadolu coğrafyasında Alevilerin çoğunlukta olduğu bir bölgeydi. Alevi ocaklarımızın yerleşkesi, ziyaretlerimizin mekânıydı Dersim. Dersim’de pir–talip ikrarının hâkim olduğu Alevi halkı yaşardı. Dersim Soykırımı’nı hazırlayanlar, yazdıkları raporda amaçlarını gizleme gereği görmüyorlardı:
“Eğer Yavuz’un kılıcı Dersim’in yalçık kayalarının içine işleseydi, biz Dersim’i bugün maddi ve manevi yönden başka mecrada görürdük.”
Dersim Soykırımı, Kerbela’nın ve Çaldıran’ın devamıdır. Alevi halkının fiziksel ve kültürel varlığı hedef alınmıştır.
Seyit Rıza, dar ağacına doğru giderken gecenin sessizliğine haykırırken de aynı tarih bilincine sesleniyordu:
“Evlade Kerbelayme, bêxeta u bêgünayme. Ayvo, zulmo, cinayeto.”
Dersim Tertelesi, Alevilerin varlığını hedef almıştır. Nasıl Kerbela ortak yassımız ise, Dersim de her milliyetten Alevinin ortak davasıdır, kanayan yarasıdır.
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurulu olarak, dünyanın neresinde yaşıyorsak yaşayalım, 15 Kasım 1937’de Dersim Soykırımı’nda yitirdiğimiz canların anısına bir mum yakmanızı temenni ediyoruz.
İdam edilenlerin mezarları nerede?
Mezar yerleri devlet tarafından açıklanmalıdır.
AABF İnanç Kurulu

